Dağlıca'yı bilmek

Dağlıca'ya ilk kez on yıl önce, Kasım 1997'de gittim. O tabur ülke güvenliği için en fazla iş yapan taburların başında gelir.

Sabah, PKK saldırısının düzenlendiği yerin Hakkâri Yüksekova'ya bağlı Dağlıca Köyü olduğunu öğrendiğimde bir an durdum.
Bazı anılar gözümün önünden geçti, köyün coğrafyası gözümün önünden geçti, saldırıya uğrayan taburumuzun ve bölgedeki
en önemli güç olan Hakkâri Dağ Komando Tugayı'nın olası davranışları aklımdan geçti.
Gazeteye doğru gelirken radyoda ve geldikten sonra televizyonlarda 'terör uzmanı' diye çıkan kişilerin söylediklerini dinleye dinleye içim şişti. Sinirlenmedim desem yalan olur, çünkü konuşanlardan bir tanesi bile bana bölgeyi, önceki geceden beri aralıksız sıcak takibin ve çatışmanın sürdüğü bölgeyi gözleriyle gördüğü, bırakın gözleriyle görmeyi haritadan dikkatle incelediği izlenimini vermedi.
Dağlıca Köyü Türk-Irak sınırına kuş uçuşu 4-6 kilometre mesafede, sarp kayalık dağların üzerinde kurulu küçük mü küçük, fakir mi fakir bir köy. Köye elbette karayoluyla da ulaşım var ama o yol yılın en az üç ayı kapalı kalıyor. O yüzden köyün ikmalini de, köye yerleşmiş bulunan İç Güvenlik Taburu sağlıyor. Zaten eğer tabur oraya yerleşmemiş olsaydı, o köy çoktan oradan gitmiş olurdu.
Ben ilk kez Dağlıca'ya on yıl önce, 1997 Kasımı'nda gittim. Sonra da iki kez yolum bu köye düştü. Köyün terörle mücadeledeki stratejik önemini bilenler biliyor; buradaki tabur Türkiye'nin güvenliği için en fazla iş yapan taburların başında geliyor. Ama TV'lerdeki 'uzman'ların hiçbiri bu konudan söz etmedi.
Genelkurmay açıklamasından anladığım, PKK 200 kişiden az olmayan bir güçle köyün ve taburun kendisine değil, taburun güvenliğini sağlayan birliklerden birine saldırmış. Maalesef şehitler o saldırıda verilmiş.
İki grubun bu güvenlik birliğine saldırırken üçüncü bir grubun Dağlıca ile bu saldırı yeri arasındaki yola pusu attığı, hatta yoldaki bir köprüyü uçurduğu ve böylece yardım gitmesini geciktirmeye çalıştığı anlaşılıyor.
Saldırı haberi alınır alınmaz ya Hakkâri ya da Van veya ikisinden birden önce Kobra ve Süper Kobra helikopterleri havalanıyor saldırıya uğrayan birliğe yardım için, ardından da herhalde Hakkâri Dağ Komando Tugayı'nın unsurları 'Kara Şahin'lerle çatışma bölgesine ve bölge gerisine intikale başlıyor. Dikkat edin, bütün bunlar cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısından sonra, kör karanlıkta oluyor. Gece uçuş yeteneğinin önemi burada, yakın zamana kadar biz gece uçamıyorduk ve bu yüzden gece saldırılarına müdahale çok geç kalabiliyordu.
PKK'lı grup, her zamanki savaş taktiği içinde en az dörde bölünerek Irak topraklarına, buradaki görece güvenli üs bölgelerine, ama daha önemlisi Kuzey Irak'ın düzlüklerine ulaşmaya çalışıyor olmalı. Bu gibi saldırılarda en önemli konu, saldırgan grubun önünün kesilmesi, onların kaçamaz hale getirilmesi.
Şimdi bu yazacağım bir spekülasyon, daha doğrusu bir çeşit tahmin: Bence başta Hakkâri Dağ Komando Tugayı'nın önemli bir bölümü olmak üzere şu an en azından 3 bin askerimiz sınırın Irak tarafında o 200 kişilik PKK'lı grubun etrafını çevirmiş durumda. Çatışmalar dün ben bu satırları yazarken de devam ediyordu ve bana ulaşan son resmi rakam 32 PKK'lının öldürüldüğü yolundaydı, demek ki 200 kişi kadar olduğu tahmin edilen grup tamamen çembere alınmış durumda ve yok edilecek. Evet biz 12 şehit verdik, belki kayıplarımızın sayısı artabilir de ama PKK da uzun yılların en büyük bozgununa uğramakta.
Zaten benim açımdan şaşırtıcı olan, PKK'nın belki on yıl aradan sonra, büyük çaplı bir grupla bir birliğimize saldırmaya cesaret etmesi. En son benim hatırladığım PKK, 1996'yı 97'ye bağlayan yılbaşında Türk-Irak sınırında Cudi geçişini kontrol eden ve 63 askerimizin bulunduğu karakolumuz Siyahkaya'ya 800 kişilik bir grupla saldırmış, sıcak çatışma üç gün sürmüş ama ardından gerçekleştirilen sıcak takiple 800 kişilik PKK grubunun 500 kişisi 10 gün içinde yok edilmişti. O çatışmada da tayin edici olan, iki tugaya varan miktarda Türk askerinin 'uçar birlik' harekâtıyla PKK'lıların kaçış yollarını kapatacak şekilde hemen bölgeye intikal etmesiydi. Bugün yaşanan on yıl önceki baskına göre çok
daha hızlı tepki verildiğini gösteriyor.
O PKK'lı grubun bence kurtuluşu yok.
TV'lerdeki uzmanlar çatışmanın doğasına ve biçimine ya fazla bilgiye sahip olmadıkları için veya dün binlerce askerin katılımıyla yapılan operasyonu
'küçük' gördükleri için hiç girmediler, onun yerine 'büyük resim' hakkında atıp tuttular. Elbette PKK'nın bu saldırıyla neyi amaçladığı konusunu da konuşmak gerekir belki ama saldırının doğasındaki cüreti veya bence
'intihar' eğilimini görmeden bence bu da konuşulamaz.
Türkiye'nin sınırın o bölgesinde sınırı geçerek Irak topraklarında sıcak takip yapması, bana göre bal gibi 'sınır ötesi operasyon'dur ama herhalde bir zorunluktan kaynaklanan bu operasyon bizim 'savaş lobisi'ni tatmin etmeyecektir. Bana göre askerlerimiz, 200 kişilik PKK grubunu yok etmekle yetinmemeli, sınırın ötesinin o bölgesindeki PKK üs bölgelerini kendine
hedef alıp bir temizleme harekâtı da yapmalıdır. Bu yapılırsa Hakkâri'nin hiç değilse o bölgesi kışı daha rahat geçirebilir.