Darbe iddiası soruşturması

Günlüklerdeki darbe iddiasıyla ilgili çok olasılık var. Ama bunların hepsi de birbirinden kötü.

Önce geçen günkü yazımda söylediklerime küçük bir ilave: Meğer emekli Oramiral Özden Örnek, Nokta dergisinde yayımlanan günlüklerin kendisine ait olmadığından hareketle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulunmuş, savcılık da konuyla ilgili inceleme başlatmış.
Tabii hukuk prensibi belli: İddia sahibi, iddiasını ispatla mükellef. Nokta dergisi, günlüklerin Özden Örnek'e ait olduğunu ispat etmeye çalışacak. Özden Örnek'in günlüklerin kendisine ait olmadığını kanıtlaması gerekmiyor.
Bu işin bir yanı. Daha doğrusu benim cevabını merak ettiğim iki temel sorudan sadece bir tanesinin bir bölümü.
İlgilenenler için kalan soruları da yeniden hatırlatayım: 1. 2003 sonu ve 2004 başına yayılan süreçte Türkiye bir veya daha fazla darbe girişimi atlatmış mıdır?; 2. Özden Örnek'in sahte olduğunu söylediği günlük kim veya kimler tarafından hazırlanmış, ne amaçla sızdırılmıştır? (Nokta dergisi günlüklerin gerçek olduğunu kanıtlarsa o zaman başka bir durum ortaya çıkacak, bu sorular bir ölçüde anlamsızlaşacak.)
Birinci soruma cevap aranırken çeşitli olasılıklar aklıma geliyor ve açıkçası hangisi daha kötü olasılıktır bilemez durumdayım.
Bir ihtimal, Türkiye'de askerin bir bölümü Kıbrıs veya AB reformları veya AKP'nin uygulamaları nedeniyle darbe yapmayı düşünmüş, hatta bazı ciddi adımlar da atmıştır ama bundan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir biçimde haberi olmuştur, bu girişimlerin önü şu veya bu biçimde kesilmiştir.
Eğer bu ihtimal doğruysa, Başbakan Nokta dergisinin yayınını kastederek, 'Savcılar neden harekete geçmiyor' derken haksızdır; çünkü savcılardan önce kendisinin harekete geçmesi gerekirdi.
İkinci ihtimal, yine bir darbe girişimi veya niyetlenmesi olmuştur ama dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök bu girişimleri kimseye duyurmadan önlemiştir, bu arada Türkiye'nin istihbarat örgütlerinin bu konudan haberi olmamıştır, Başbakan bile böyle bir olasılığı Nokta dergisinin yayınından öğrenmiştir, zaten o yüzden savcıları göreve çağırmıştır.
Ve son ihtimal, herhangi bir darbe girişimi veya ucu darbeye kadar gidecek bir hazırlık yapılmamıştır.
O zaman, sahte olduğu söylenen günlükleri kim hazırlamış, darbe iddiasını hangi amaçla bu günlüklere katmış ve neden bunları sızdırmıştır?
* * *
Gazeteci olarak özellikle Kıbrıs'ta Annan Planı görüşmeleri sürecinin canlandığı 2004 Ocak sonu ve sonrasını çok yakından izledim. O dönemde, askerin plana karşı olduğu ve hatta bu karşıtlığını güçlü bir bildiri ile duyurmaya hazırlandığı yönünde çok bilgi bize kadar ulaştı. Aynı şekilde, bazı komutanların sivil toplumla, üniversitelerle ve iş dünyasıyla o dönemde yoğun bir görüşme trafiği içinde oldukları da daha o zaman bile basına yansıdı.
Ancak sonuç olarak, 'şahin' Rauf Denktaş bir yıl önce Lahey'e giderken yaptığını bu kez New York'ta BM Genel Sekreteri ile görüşürken yapmadı, masada kaldı ve sonuç olarak daha önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından verilen taahhüdü, yani genel sekreterin hakemlik yapması konusunu da kabul etti.
O uzun New York günleri ve gecelerinde Ankara'dan beklenen bildiri de gelmedi.
Yani, belki de, zemini yoklanmış ama sonuçta akim kalmış bir düşünce oldu.
Dönemin aktörleri, canlı tanıkları ayrıntılı biçimde konuşmadıkça o günlerde gerçekte ne olduğunu öğrenemeyeceğiz.