Derin karanlık

Hrant Dink'in katil zanlısı görece kısa sürede yakalandı. Onun birinci dereceden azmettiricisi olmakla suçlanan 'ortanca ağabey' de yakalandı.

Hrant Dink'in katil zanlısı görece kısa sürede yakalandı. Onun birinci dereceden azmettiricisi olmakla suçlanan 'ortanca ağabey' de yakalandı. Hatta, o ortancanın bir büyüğü olduğu söylenen üniversiteli 'ağabey' de yakalanıp cezaevine kondu. Ve ilerleme burada durdu.
Bizim bilebildiğimiz kadarıyla cinayet ve azmettirme soruşturması,
'üniversiteli ağabey' Erhan Tuncel'den ileriye gidemiyor. İleri gitmesi
için herhalde uğraşılıyor ama dışarıdan bakınca sağlanan ilerleme bir hayli sınırlı.
Neden böyle? Herhalde birinci neden Erhan Tuncel'in bu davadaki diğer sanıkların tersine konuşmaması, 'susma hakkı'nı kullanması. İkinci neden ise bu kişinin kimliği, ilişkileri ve bildikleri konusunda cinayet gününden beri ortaya çıkan türlü çeşitli ayrıntılarda gizli.
Bir kere, daha cinayet zanlısı O.S.'nin Samsun'da yakalandığı andan itibaren ortaya çıkan bir koruma-kollama şüphesi var. O.S.'nin görgü tanıklarının ifadesine göre otobüste yol boyu kullandığı cep telefonu bulunamadı. Yine O.S.'nin bu cep telefonunda kullandığı SIM kartlar onun polis sorgusu sırasında değil tutuklandıktan sonra cezaevine girişinde yapılan aramada ancak bulunabildi. O.S.'nin hangi zamanda telefon
cihazını atıp kartlarını ceketinin içine yerleştirdiği ve telefonu yok ettiği anlaşılamadığı gibi iki SIM kartın nasıl olup da onca gün boyunca bulunamadığı da bilinmiyor. Bu SIM kart konusunda bir ihmal
olup olmadığı, eğer varsa yapılan ihmalin kasıtlı olup olmadığı da ortaya çıkmadı, bu ihmalin soruşturulup soruşturulmadığı da bilinmiyor.
'Üniversiteli ağabey' Erhan Tuncel'in daha cinayet günü Trabzon polisi tarafından gözaltına alınması ve ona ilk iş olarak 'Bu cinayeti senin ekip mi işledi' diye sorulması anlamlı. Tuncer, 'Hayır' diyor, 'Zaten Yasin Hayal burada, Trabzon'da.' Bu söz üzerine polis onu hemen serbest bırakıyor. Erhan Tuncel'in o arada ortadan kaybolmamış olması bir nevi 'şans' aslında, çünkü ertesi gün polis onu bir kez daha yakalıyor.
Trabzon polisinin Dink'in öldürülmesini hiç yadırgamaması ve hemen Erhan Tuncel'i gidip alması çok anlamlı aslında. Nitekim zaman içinde Dink cinayetinin en az bir kez İstanbul'a haber verildiği de ortaya çıktı. Trabzon polisinin bu işteki rolü çok basit olmasa gerek.
Erhan Tuncel'in polis muhbirliği ve iddia edilmesine rağmen henüz ne doğrulanan ne yalanlanan jandarma muhbirliği bu kişinin kimliğini iyice bulanıklaştırıyor.
Öte yandan aynı Erhan Tuncel'in telefonlarının dinlenmekte olduğunu bilmesi, zaman zaman sırf o dinleyenler için bazı kendini aklayıcı yönde
delil bırakıcı konuşmalar yapması, Tuncel'in eğitimli bir profesyonel olduğu izlenimini pekiştiriyor. Nitekim Tuncel'in poliste ve savcılıkta 'susma hakkı'nı kullanması da aynı şekilde eğitimli profesyonelliğinin başka göstergesi.
Soru şu: Erhan Tuncel'i kim eğitti ve bu cinayeti organize etmesi için kim görevlendirdi?
Tuncel'in aynen 'ağabey' Yasin Hayal gibi Büyük Birlik Partisi'nin Trabzon'daki örgütü ile yakın ilişkilerde olması, dinlendiğini bildiği telefonlarla yaptığı sahte konuşmalar gibi bir 'yem' ve ilerisi için kasıtlı bırakılmış izler mi acaba?
Bugün ulaşılan karmaşıklığın ışığında, Hrant Dink cinayetinin her yönüyle aydınlatılması ihtiyacı basit bir kamu güvenliği sorunu olmanın çok ötesine geçip Türkiye'nin bekasını da ilgilendiren bir nitelik kazandı.