Din ve vicdan

Prof. Özbudun'un önerdiği anayasa maddesinin, laikliği daha da kuvvetlendirdiğini söylemek haksızlık veya abartı olmaz. Bu maddeye önce İslamcı basının karşı çıkması gerekirken itirazın laik kanattan gelmesi size ne anlatıyor?

Bugünlerde yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili yaşadığımız tartışmaların bir bölümünü de 24. madde konusu oluşturuyor. İsterseniz önce mevcut 24. maddeyi aktarayım:
"MADDE 24. Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
14'üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.
Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."
Şimdi de, Prof. Dr. Ergun Özbudun ve heyetinin önerdiği yeni metne bakalım:
"Madde 24- (1) Herkes din ve inanç hürriyetine sahiptir. Bu hak, tek başına veya topluca, alenen veya özel olarak ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama ve bunları değiştirebilme hürriyetini de içerir.
(2) Kimse ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç, düşünce ve kanaatlerinden ve bunları değiştirmekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tabi tutulamaz.
(3) İbadet ve dinî ayin ve törenler, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlakın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması amaçlarıyla sınırlanabilir.

Alternatif 1:
(4) Devlet, eğitim ve öğretim alanındaki görevlerini yerine getirirken, eğitim ve öğretimin ana ve babanın dinî ve felsefî inançlarına göre yapılmasını isteme hakkına riayet eder. Din eğitim ve öğretimi, kişinin kendisinin, küçüklerin ise kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır. Devlet bu taleplerin gereğini yerine getirmekle yükümlüdür.

Alternatif 2:
(4) Devlet, eğitim ve öğretim alanındaki görevlerini yerine getirirken, eğitim ve öğretimin ana ve babanın dinî ve felsefî inançlarına göre yapılmasını isteme hakkına riayet eder. Din kültürü ve ahlak öğretimi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bu dersten muafiyet, kişinin kendisinin, küçüklerin ise kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.

Alternatif 1:
(5) Din ve inanç hürriyeti, devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini din kurallarına dayandırmaya yönelik eylemler biçiminde kullanılamaz.

Alternatif 2:
(5) Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya şahsî çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla, her ne suretle olursa olsun dinî veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

Alternatif 3:
(5) Din ve inanç hürriyeti, anayasal düzeni din kurallarına dayandırmaya yönelik eylemler biçiminde kullanılamaz."
İki madde arasındaki temel farkları eminim siz de görebiliyorsunuz. Konuya laiklik gözlüğünden bakıldığında, ilkenin nasıl uygulanacağına bir çerçeve getiren bu maddenin laikliği daha da kuvvetlendirdiğini söylemek sanırım haksızlık veya abartı olmaz.
Bu ülke yıllardır zorunlu din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını istemedi mi? İşte eldeki taslak bunu sağlıyor. Onun dışında madde metni, din ve inanç özgürlüğünün belli koşullarda kısıtlanabileceğini söyleyecek kadar ileri de gidiyor. Bu maddenin bu haline önce İslamcı basının karşı çıkması gerekirken itirazın laik kanattan gelmesi size ne anlatıyor?