Dink cinayeti ve rejimin bekası

Bu ülkede askeri darbeler kadar siyasi amaçlı cinayetlerin de hatırı sayılır bir tarihi var.

Eğer demokrasiye inanıyorsak ve bu ülke için demokrasinin değerli olduğunu düşünüyorsak, rejimimize karşı gelebilecek demokrasi dışı müdahaleler konusunda uyanık olmamız gerek.
Yanlış anlamayın, 'müdahale'den kastım sadece askeri darbe değil.
Bu ülkede askeri darbelerin olduğu kadar siyasi amaçla işlenmiş cinayetlerin de hatırı sayılır bir tarihi var. Daha çok da gazetecilerin kurban gittiği bütün bu cinayetler, basit suçlar olmanın ötesinde, demokratik rejimin bekasını da yakından ilgilendiren, demokratik sürece silahla ve kanla müdahale anlamına gelen cinayetlerdi. Hrant Dink cinayeti bunlardan biriydi. Son halkaydı. Ama SONUNCU cinayet olmayabilir Dink cinayeti.
Nasıl Abdi İpekçi cinayeti 12 Eylül'e giden yolun önemli yapıtaşlarından biri olduysa, nasıl Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Çetin Emeç ve Uğur Mumcu cinayetleri ile Sivas'ta aydınların yakılması 28 Şubat'ın yapıtaşlarını hazırladıysa, Hrant Dink cinayeti ve eğer olursa başka cinayetler de başka bir rejim krizinin yapıtaşı olacaklar.
Maalesef geçmişe bakınca bu geleceği görüyoruz. Aynı senaryo bu ülkede çok kolayca tekrar ve tekrar sahnelenebiliyor.
Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Çetin Emeç ve Uğur Mumcu (Zaman olarak uymasa da Ahmet Taner Kışlalı cinayetini de bu seriye eklemek mümkün) cinayetleri zamanında ve doğru dürüst aydınlatılabilmiş olsaydı, daha da iyisi önlenebilmiş olsalardı bugün bu denli gergin bir toplumsal yapıda yaşamıyor olacaktık.
Hrant Dink cinayetinin her yönüyle çözülmesi bu açıdan büyük önem taşıyor.
Cinayeti sadece polisiye ve adli yöntemlerle çözmek yetmez. Konunun siyasi yönü büyük önem taşıyor. Ve o yüzden, hükümetin elindeki soruşturma gücü her neyse onu devreye sokup böyle olayların bir daha tekrar etmemesi için gereken önlemleri geliştirmek üzere ayrı bir soruşturma daha yürütmesi gerekiyor.
Çünkü katiller belki sivil ve sorumsuz kişiler ama o katillerin yetişip geliştiği ortam, devlet gücünün de rol oynadığı çok geniş bir kamusal ortam. Eğitimden tutun da polisin ve istihbarat örgütlerinin çalışma düzenine kadar pek çok şey var sorgulanması, belki de yeniden düzenlenmesi gereken.
Daha şimdiden ortaya çıktı ki, Hrant Dink ölmeyebilirdi, bu saldırı daha başlamadan önlenebilirdi. Bence cinayetin çözülmesi faslına taa oradan, yani cinayetin önlenememiş olmasından başlamak gerekiyor.
Burada basit bir ihmalden, insani hatadan söz etmiyoruz. Daha sistematik bir durumdan, özellikle Trabzon polisinin 'suçu önleme' görevini mutlak bir şekilde ihmal etmiş olmasından söz ediyoruz.
Cinayet işlendikten sonra yürütülen soruşturmada ortaya çıkan aksaklıklar herkesin malumu. Bu kadar özen gösterilmesi gereken, bu kadar dikkatlerin yoğunlaştığı bir soruşturmada bu kadar çok 'hata'nın yapılması, artık insani zaafla açıklanamaz. Burada da sistematik sorunlar var.
Azmettiriciler konusunun hâlâ açığa çıkamamış olması, basitçe bir kişinin konuşmamasıyla izah edilemez. O kişi konuşmasa dahi, onun bütün ilişkileri cinayetten bu yana geçen zaman içinde çözülmüş olmalıydı. Savcının iddianamesi henüz yazılmadığı için bu alanda ne gibi ilerlemeler kaydedildiğini henüz bilmiyoruz, umarım ilerleme vardır.
Gelecekte bizi bekleyen karanlık senaryodan, karanlık sonuçtan kaçınmak için bugünden önlem almak, siyasi cinayet-rejim krizi kısır döngüsünü kıracak ciddi bir anlamlı adımlar atmak gerek.
Dink cinayeti, dün de yazdım, demokratik rejimin beka sorunudur.