Dünyada yılın olayı Türkiye, Türkiye'de yılın olayı Avrupa

Bundan iki hafta önce, 15 Aralık akşamüzeri Brüksel'e varır varmaz ilk işim Avrupa Birliği zirvesi için akreditasyon işlemlerimi tamamlamak oldu.

Bundan iki hafta önce, 15 Aralık akşamüzeri Brüksel'e varır varmaz ilk işim Avrupa Birliği zirvesi için akreditasyon işlemlerimi tamamlamak oldu. Akreditasyon merkezinde öğrendim, zirveyi izlemek için 2 bin 500 gazeteci akredite olmuştu ve bunların 270'i Arap medyasındandı.
Türkiye ve Hırvatistan'la ilgili alınacak kararlar hariç önemsiz, sıradan bir AB zirvesiydi bu yılki. Ve onca Arap gazetecinin Brüksel'e gelmesinin nedeni kuşkusuz Türkiye'nin durumuydu.
Dile kolay, zirveyi izleyen her on gazeteciden biri Arap medyasını temsil ediyordu.
Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkisini bir adım daha öteye taşıması ve AB'ye tam üyelik için son aşamaya geçmesi sadece bizi, sadece müslüman Arapları ilgilendiren bir şey değil. Bu yıl boyunca Türkiye, Amerikan medyasında daha önce hiç yer almadığı kadar çok ve sık yer aldı. Avrupa medyasını saymıyorum bile, çünkü orada neredeyse her gün Türkiye haberlere ve yorumlara konu oldu, olmaya devam ediyor. Benzer bir durumun dünyanın öteki ucunda Japonya ve Avustralya'da da yaşanmakta olduğunu söylemeliyim. Türkiye, daha önce hiç olmadığı kadar dünya medyasının gündemine girdi.
Sebebi belli: Nüfusunun yüzde 99'u Müslüman olan bir ülke, AB'nin üyelik için koyduğu önşartları yerine getirmeyi başarıyor. Nedir bu ön şartlar? Demokratik standartlarınız Avrupa'nınki gibi olacak, insan haklarına saygılı olduğunuzu kanıtlayacaksınız vs.
Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni yeterince yerine getirdiğinin ve bunları tamamlamaya dair ciddi bir iyi niyet taşıdığının tescil edilmiş olması, Batılı ve Doğulu gözlerde Türkiye'yi geri kalan Müslüman dünyadan ayıran başlıca unsur artık.
Bu kriterleri yerine getirmeye en yakın Müslüman ülke hangisi? Endonezya mı, Malezya mı, Tunus mu, Cezayir mi, Mısır mı, Azerbaycan mı?
Görece demokrasiyle yönetilen, en azından arada bir demokratik olduğu söylenen seçimlerin yapıldığı ülkeler bunlar. Az önce saydıklarımdan hangisini seçecek olursanız olun, o ülkeye bir bakın: Acaba o ülkede Batı standardında bir demokrasiye ulaşma iradesi mevcut mu?
Bu, meselenin bir yanı... Bir de konuya Batı'dan, Avrupalıların açısından bakmaya çalışalım.
Balkanlar dahil Hıristiyan Avrupa için 'Türk' kelimesi bin yıllık bir düşmanı, bin yıllık bir öcüyü temsil eder. Bir yerde, 70-80 yıl öncesine kadar bu düşmanlık, bu öcü Avrupa kimliğinin başlıca oluşturucusuydu. Ve bugün gelinen noktaya bir bakın...
Avrupa'nın Türkiye'ye hayır dememiş, diyememiş olması, Türkiye'nin Avrupa'ya katılmak istemesinden çok ama çok daha önemli bir olaydır. Çok büyük siyasi cesaret isteyen, çok ciddi siyasi riskler içeren bir karardır. Bunları hiç unutmayın.
İşte bu yüzden, savaşlara, depremlere, büyük terörist saldırılara rağmen bu yıl dünyadaki en önemli olay, Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakerelerine başlayacak olmasıdır. Dünya tarihinin gidişini değiştirecek kapasiteye sahip bir olaydır bu.
Ve elbette bu nedenle, Türkiye için de bu yılın olayı, AB ile ilişkilerde gelinen yeni ve nihai aşamadır. Türkiye tarihi için çok ama çok önemli bir dönüm noktasıdır bu.