'Düşman' kim?

Meğer 'savaş' varmış ülkede, demokrasi istemek 'vatana ihanet'miş,</br>'düşman'lar varmış..

Elektronik posta kutum gazetede ilan edilen bir adres olduğu için
her gün buraya yüzlerce mesaj geliyor. İster istemez bu mesajların önemli bir bölümünü de reklam veya siyasi propaganda amaçlı veya hakaret içeren 'istenmeyen posta'lar oluşturuyor.
Bir süreden beri özel bir yazılım kullanıyor ve bu çeşit 'istenmeyen posta'ları filtreliyorum. Program sayesinde bir 'kara liste' de oluşturabiliyorum.
Bu listeme her gün yeni yeni adresler ekleniyor, çünkü ben ne kadar filtrelersem filtreleyeyim 'istenmeyen posta' göndericileri de her seferinde bu duvarları delmenin yeni yeni yollarını buluyorlar.
Son bir haftadır tatildeydim. Tatilde bir hayli yavaş bir internet bağlantım vardı. Cuma öğleden sonrası, tatil içinde yaptığım kısa bir 'tatil'den döndüm, son üç gündür elektronik postalarıma bakmamıştım, bakmak isteyince kutumda 1000'den fazla mesaj biriktiğini gördüm. Kağnı hızındaki internet bağlantım yüzünden filtre programım da sapıttı ve normalde gazetenin 'mail server'ında sildiğim mesajların önemli bir bölümünü de görmüş oldum böylece.
İşte böyle otomatik silinen mesajlardan bazıları ilgimi çekti. Anladığım kadarıyla 22 Temmuz seçim sonuçları sadece iktidar ve muhalefet partilerinde değil, kendilerini seçimin kaybeden tarafında gören kimi örgütlerde de tartışılıyordu. Bu örgütlerin başında da, meşhur Cumhuriyet mitinglerinin düzenleyicisi Atatürkçü Düşünce Derneği geliyor.
Benim izleyebildiğim kadarıyla önce bazı şubelerin üye veya yöneticileri seçim sonuçlarını sorgulamaya başlıyor, bazıları çuvaldızı kendisine batırmayı da deniyor, 'AKP yüzde 47 alıyorsa acaba bizde mi yanlışlık var' demeye getiriyor ama bunu da çok kibar bir dille yapıyorlar.
Bu tartışmalar yavaş bir hızla devam ederken birdenbire ADD Genel Başkanı, eski Jandarma Genel Komutanı emekli general Şener Eruygur imzasıyla gelen bir mesaj sonrası tartışma trafiği kesiliyor veya en azından ben takip edemez hale geliyorum.
ADD'nin kendi iç tartışmasını çok önemsediğim yok zaten ama Eruygur'un 'Atatürkçüler'e hitap eden mesajını önemsedim.
İzninizle mesajı aynen aktaracağım:
***
"22 Temmuz 2007 seçimlerini gelecekte nasıl anacağız? Sıradan bir seçim günü mü, Türk Ulusu'nun ve Türkiye Cumhuriyeti'nin sırat köprüsünden geçip aydınlığa koşuşunun başlangıcı mı, yoksa o gün derin bir karanlığa gömülüş; bölünmeye, çözülmeye gidiş günü mü olacak?
Bizim neslimiz 'Ne Mutlu Türküm Diyene' diye başlamıştı okula, Cumhuriyetin temel değerlerine, Cumhuriyetin kurucusu Atatürk'e ve onun düşüncelerine yürekten inanmıştı. Atatürk Düşünce Sistemini olmazsa olmaz olarak kabul etmiş, aksi düşünceyi ihanet olarak bellemişti.
Atatürk'le birlikte Türkiye ve Türk Ulusu uygarlığa koşuyordu. Biz böyle eğitilmiştik. Şimdi Atatürkçülük horlanıyor, Atatürkçülere dar kafalı diyorlar!
Karşı devrimciler zaman zaman rahatsız etseler de Cumhuriyet Treni yoluna devam ediyordu. Ne var ki Cumhuriyet ve devrim karşıtları her baş kaldırış sonrası yeni dersler ve yöntemler geliştiriyorlar, adeta bileniyorlardı. Bunlara karşı uyanık olmak, derlenip toparlanmak gerekiyordu. Gerekiyordu ama Cumhuriyetin muhafızları umarsız, adam sendeci olmuşlar, duyarsızlaşmışlardı. Koruyucular tehlikeyi göremez, algılayamaz duruma düşmüşlerdi.
Gün geldi, karşı devrimciler ve küreselleşmenin tek dişi kalmış oyun kurucuları birbirlerini fark ettiler, işbirliği yaptılar; endişeyle, korkuyla izledikleri Atatürk Cumhuriyetine birlikte musallat oldular.
Onlara karşı durmak, çağ'a uygarlığa karşı durmaktı, aymazlıktı. Böyle diyorlar, beyin yıkıyorlardı.
Her fırsatta kötülüklerini, zehirlerini saçtılar. Saçmaya devam da ediyorlar.
Oysa Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk ilke ve devrimleri, Türk Ulusunu uygarlık denizine açan yelkenlerdi. Karanlık ruhlu oyuncular birleştiler, mutluluğa koşuş araçlarımızı parçaladılar, umutlarımızı kararttılar.
14 Nisan-22 Temmuz 2007 arası ulusal uyanış; derlenip toparlanış, ortak düşmana karşı direniş, yeniden yola koyuluş için yol, yöntem arayış sürecidir. Bu süreçte herkesin özel görevi ve sorumluluğu vardır.
Seçim sürecinin sonuna gelindiği bu dönemde siyasal partilerimiz yorgunluk ve yılgınlık göstermemeli, Atatürk sevdalıları üzerlerine düşen görevleri eksiksiz yapmalıdırlar. Gün bu gündür.
Bu dönem gelecekte ulusal kazancın ya da kaybın başlangıcı olarak anılacaktır. Onursuzluk, duyarsızlık, ulusal bilinç, başarı ya da
başarısızlık, yurt severlik, çıkar için düşman hesabına çalışma, korkaklık ve kahramanlık bu dönemde sahiplerini bulacaktır.
Sadece duymak yetmez sevgili Atatürkçüler. Ne yaptığınızı değil, daha neler yapabileceğinizi aklınıza getiriniz. Sadece sizin değil, ananızın, babanızın, komşunuzun, dostlarınızın neler yapabilecekleri düşününüz ve yapınız. Çekinecek , yılgınlığa düşecek bir durum yoktur. Çünkü siz sadece Anayasa'nın koruması altındaki Atatürk devrimlerinden, uygarlıktan, ulusal onurdan, iyilikten yanasınız.
Atatürkçülük sorumluluk duygusu, özveri, cesaret ve çalışkanlıktır. Ve her şeyden önemlisi sevgili Atatürkçüler! Sizler Türk geleceğinin güvencesisiniz."
***
Meğer bir 'savaş' varmış, meğer Türkiye'de demokrasi istemek, fikir özgürlüğü istemek, Türkiye'nin dünyayla bütünleşmesini istemek 'vatana ihanet'miş, meğer 'düşman'lar varmış...
Daha söylenecek çok şey var ama ben bugünlük burada durayım. Bu ruh halinin katıksız dışavurumunu görün istedim sadece.