Erdoğan'la bir gün

Başbakan Erdoğan'a Köşk'ü soruyoruz; yanıt: "Onu seçim sonrası konuşmalı. Burada, Gül kardeşimin iradesi önemli." Susuyor.


Erdoğan, günde bazen üç miting yapıyor.
Fotoğraf: Erhan Sevenler / aa


AKP 367'ye ulaşmazsa, muhalefete gidecek, Gül'de uzlaşma olur mu, bilmek zor. Referandum? Yanıt: "Yapılacak. Evet çıkarsa 11. cumhurbaşkanı beş yıl çalışacak."" /> Erdoğan'la bir gün

Başbakan Erdoğan'a Köşk'ü soruyoruz; yanıt: "Onu seçim sonrası konuşmalı. Burada, Gül kardeşimin iradesi önemli." Susuyor.


Erdoğan, günde bazen üç miting yapıyor.
Fotoğraf: Erhan Sevenler / aa


AKP 367'ye ulaşmazsa, muhalefete gidecek, Gül'de uzlaşma olur mu, bilmek zor. Referandum? Yanıt: "Yapılacak. Evet çıkarsa 11. cumhurbaşkanı beş yıl çalışacak."" /> En kritik nokta: Gül'ün tavrı - İSMET BERKAN - Radikal

En kritik nokta: Gül'ün tavrı

<strong><em><font color="#BF0000">Erdoğan'la bir gün</font></em></strong><br></br>Başbakan Erdoğan'a Köşk'ü soruyoruz; yanıt: "Onu seçim sonrası konuşmalı. Burada, Gül kardeşimin iradesi önemli." Susuyor.<br></br><div align="center"><img src="/veriler/2007/06/28/ismet.gif" width="120" height="171" alt=""></div></br><I>Erdoğan, günde bazen üç miting yapıyor.<br>Fotoğraf: Erhan Sevenler / aa</I><br></br>AKP 367'ye ulaşmazsa, muhalefete gidecek, Gül'de uzlaşma olur mu, bilmek zor. Referandum? Yanıt: "Yapılacak. Evet çıkarsa 11. cumhurbaşkanı beş yıl çalışacak."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçim çalışmalarını günde iki, bazen üç mitingle sürdürüyor. Daha önce pek çok gazeteci Başbakan'ın günlük programına birinci elden tanıklık etti, izlenimlerini ve onun miting performansını gazetesinde duyurdu. Ben de önceki gün Başbakan Erdoğan'ın Niğde ve Aksaray mitinglerine onunla birlikte gittim, döndüm, Başbakan'la 13 saatten fazla zaman geçirdim.
Başbakanlığa ait uçakla saat 11.00'de İstanbul'dan hareket ettik, gece yarısı yine İstanbul'a döndük. Bu arada üç kez Başbakanlık'ın helikopteriyle havalandık, dört farklı otobüse (ikisi AKP'nin ikisi Başbakanlığın) bindik. Başbakan dört konuşma yaptı, bunlardan ikisi miting konuşması diğer ikisi ise TOKİ'nin yaptığı konutların teslimi ve temel atma törenlerindeydi. Bu maratonun sonunda, sadece pasif bir gözlemci olan ben yorgun düşmüştüm, herhalde Başbakan da yorulmuştur.
Uçakla Nevşehir Kapadokya Havaalanı'na gittik, oradan da helikopterle Niğde'ye.
Niğde'de ilk durağımız TOKİ konutlarıydı.
Tören alanında 300-500 kişi vardı ve hemen hemen hepsi de ev sahibi olanlardı. Sayıları azdı ama coşkuluydular. Oradan miting alanına geçtik, meydanda 10-15 bin kişi vardı. O sıcakta, güneşin altında iki saatten fazla süren mitingi izlediler, sloganlar attılar. Kürsüye yakın bölümde partili olduğu çok belli olan bir kalabalık vardı, ama dış çeperler sıradan Niğdelilerdi.
Mitingin ardından Başbakan programını değiştirdi ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından yaptırılan 'Sevgi Evleri'ne gitti. Buraya gidene kadar da yol boyunca toplanmış vatandaşlara 'akıllı ajanda' adı verilen bir kitabı, çocuklara da oyuncak dağıttı Başbakan.
Sevgi Evi, bakıma muhtaç çocukların ev atmosferinde bakılması prensibiyle yapılmış, o yüzden de tek bir büyük bina yerine sanki villalardan oluşan bir mahalleymiş gibi yan yana çok sayıda evle oluşturulmuş yeni bir anlayış.
Evler güzel, içinde kalan kız çocukları da artık ne kadar olabiliyorsa o kadar hallerinden memnundu. Başbakan onlarla da tek tek ilgilendi.
Sevgi Evi'nde işimiz bittiğinde, Aksaray'daki miting için ilan edilen saati bir saat aşmıştık.
Hızla helikopterlere gidildi ve Aksaray'a hareket edildi. Aksaray'daki miting alanına varıldığında Erdoğan tam iki saat gecikmişti ama meydan hıncahınç doluydu, herhalde 20 bin kişi vardı. Burada miting bittiğinde ise artık alacakaranlık olmuştu ve hâlâ dağıtılacak konut anahtarları ve atılacak temeller vardı.
Miting alanından diğer tören alanına ulaşmamız bir saate yakın sürdü, çünkü insanlar yollarda otobüsün önünü kesiyor, Başbakan'a iki kelime etmek istiyorlardı. Büyük güçlükle zaten çok küçük olan şehir merkezinden çıkabildik.
Başbakanlığın yeni helikopteri gece de uçabiliyor, o sayede havalandık ve yeniden Nevşehir Havaalanı'na gittik. Dönüş yolunda Başbakan bizim sorularımızı cevapladı. Hatta sorularımız bitmediği için uçak Yeşilköy'de aprona yanaştıktan sonra bile yerimizden kalkamamıştık.
İlk sorum, önceki gün Hürriyet ve Sabah'ın manşetinde yer alan konuyla ilgiliydi. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü zirvesinde Başbakan kendi verdiği yemeğe Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i davet etmemiş, akşam da
Sezer'in verdiği yemeğe Başbakan katılmamıştı gazetelere göre.
Erdoğan, "Dışişlerinden bize söylenen, protokol kuralı gereği ast üstü yemeğe davet etmez. Çünkü eğer üst yemeğe gelirse, ister istemez o yemeğin ev sahibi o olur. Abdullah Gül diyelim dışişleri bakanlarına yemek verdiğinde beni davet etmez, çünkü ben gidersem o yemek Abdullah Gül'ün değil benim verdiğim yemek olur. O yüzden biz Cumhurbaşkanımızı davet etmedik. Akşam Cumhurbaşkanımızın verdiği yemek konusunda ise bana verilen bilgi, bize bir davetin ulaşmadığı. Ama bunun bir tavır olduğunu düşünmüyorum, çünkü hep beni davet etti, hep o yemeklerde bulundum. Bundan sayın Cumhurbaşkanımızın haberi olduğunu da sanmıyorum, büyük ihtimal bir yanlışlık, bir unutkanlık olmuştur" dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanı'yla arasının 'limoni' olduğunu ima eden çok sayıda haber için de, 'Bizim bu görev süremizi nasıl geçirdiğimiz belli. Devletin tepesinde bir gerilim olmasına izin vermem' diyor.
Benden sonra Akit gazetesinden Hasan Karakaya, AKP'nin geçen pazar açıkladığı seçim beyannamesine ilişkin Mehmet Ağar'ın bazı eleştirilerini sordu. Ağar, AKP'nin türbana değinmemesini eleştirmişti. Erdoğan, 'Biz' dedi, 'Bu konuya özgürlük konusu olarak bakıyoruz. Yani eğitim-öğretim özgürlüğü ve din-vicdan özgürlüğü. Ve başından beri bu konunun toplumsal uzlaşma ve kurumlararası uzlaşmayla çözülmesi gerektiğini söylüyoruz, hâlâ oradayız.'
Hasan Karakaya üsteledi, 'Ağar bir de Kuran kursu kapattı, diyor sizin için' dedi. Başbakan sinirlendi:
"Belediye Başkanlığım zamanında, yapılan yolun üstüne denk geldiği için bir cami yıktım ama yerine daha güzel başka bir cami yaptık, öyle. Kuran kursu dediği de, Piyalepaşa Camisi külliyesinde yer alan bir kaçak yapı. Burası Mimar Sinan'ın İtalyan tarzında yaptığı tek cami ve biz çevresini düzenliyoruz, binanın güzelliğini ortaya çıkarıyoruz. Oradaki kaçak yapıyı da yıktık ama zaten Kuran kursu değil pansiyondu o. Ama başka bir yere binayı yapacağız."
Ben söze girip Başbakan'dan meydanları 2002 ile kıyaslamasını istedim. "Belki" dedi, "Bir tek Niğde başa baş. Geri kalanların hepsinde 2002'den daha büyük, daha coşkulu kalabalıklar vardı. Ve bunlar da yaz sıcağında oluyor, öğle güneşinde o kadar insan orada beni bekliyor."
Peki Başbakan'ın konuşmasının en çok nereleri vatandaşı etkiliyor acaba? "O ile yaptığımız hizmetleri anlatıyorum, çok etkilenmiyorlar.
Veya diğer ekonomik başarıları. Ama ne zaman söz bizim IMF borcunu ödememize geliyor, egemenlik konusuna geliyor, demokrasiye geliyor, o zaman meydan dalgalanıyor, coşku artıyor. Anlaşılan cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşananlar vatandaşı çok etkilemiş."
Konu cumhurbaşkanlığına gelince, ortaya çıkması muhtemel sıkıntıları sormadan edemiyorum. Meclis aritmetiğini bilmiyoruz ama Meclis 23 Temmuz'dan sonra bir cumhurbaşkanı seçecek. Öte yandan daha bugün Abdullah Gül cumhurbaşkanı adaylığının sürdüğünü yineledi.
O zaman AKP'nin adayı hâlâ Gül. Öte yandan bir de ekim sonuna programlanmış bir referandum var, cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören.
"Tabii" diyor Erdoğan, "Cumhurbaşkanı seçimini seçim sonrası konuşmak lazım, çünkü aritmetiği bilmiyoruz. Burada, daha önce de söyledim, Abdullah Gül kardeşimin iradesi çok önemli, hatta belirleyici olacak." Burada susuyor. Bu susma çok anlamlı, çünkü Gül adaylıktan çekilmezse AKP'nin başka aday göstermesi pek beklenmemeli. O zaman da, muhalefet de tutumunu değiştirmeyecek demektir. Eğer Erdoğan 367'nin üzerinde milletvekili hedefine ulaşırsa mesele yok ama bu hedefin altında kalınırsa, muhalefetle uzlaşmak gerekecek ve Gül'ün adaylığında uzlaşmak ne kadar mümkün, bunu bilmek zor.
'Peki' diyorum, uçağımız aprona yanaşmışken ve herkes bizi odadan atmaya uğraşırken, 'Referandum ne olacak?'
Başbakan, 'Referandum yapılacak' diyor.
Yani? 'Yani, 11. Cumhurbaşkanı, eğer referandumda kabul oyu çıkarsa beş yıl görev yapacak, 12. cumhurbaşkanını ise halk seçecek.'