Federasyon ve üniter devlet

Türkiye'nin bugünkü idari yapısının yönetim bilimine ve demokrasiye ne kadar uygun olduğu zaman zaman tartışılır.

Türkiye'nin bugünkü idari yapısının yönetim bilimine ve demokrasiye ne kadar uygun olduğu zaman zaman tartışılır.
Son olarak bu hükümet, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in çabalarıyla hazırlanan bir dizi 'yönetim reformu' projesini Meclis'e gönderdi.
Bu reformların bazıları yasalaştı ama içlerinde en temel nitelikte olanlar Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edildikten sonra uyumaya terk edildi.
Cumhurbaşkanı Sezer'in pek çok veto gerekçesi vardı ama en temel gerekçe, sanıyorum reformla getirilenlerin 'devletin üniter yapısına uygun olmadığı' idi. Belki hatırlayanlar çıkacak, Sezer'in uzun ve kapsamlı vetosunu bu köşede günler boyunca ele alıp pek çok yönden eleştirmiştim.
Ben temelde, merkezi yönetimin elindeki bazı yetkilerin, ki buna sınırlı bir yerel vergi koyma-kaldırma yetkisi de dahil, yerel yönetimlerle il genel meclislerine verilmesinin 'üniter devlet' ilkesiyle çelişmediğini düşünüyorum.
Üniter devlet, her şeyin Ankara'dan yapıldığı devlet olarak görülmemeli.
Şimdi, emekli darbeci Kenan Evren'in sözleri üzerine tartışıyoruz. Acaba Türkiye bir gün eyalet sistemine geçer mi geçmez mi? Eyalet sistemi bölünmenin ilk adımı olur mu, olmaz mı? Eyalet sistemi üniter devlete aykırı olur mu olmaz mı?
Birincisi, eğer Türkiye'nin daha iyi ve daha demokratik yönetilmesini garanti edecek bir değişiklik yapılacaksa, bence 'üniter devlet' konusu da bir tabu olarak görülmemeli, gerekirse değiştirilebilmelidir.
Ama bence bunu değiştirmeye, Türkiye'nin üniter yapısından vazgeçmeye gerek yok. Türkiye, dediğim gibi üniter olarak kaldığı halde yerele bazı merkezi yetkileri devredebilir, hatta etmeli.
Ama iş 'eyalet sistemi' olunca değişiyor. Bir kere şunu bilelim: Ne Kenan Evren ve cunta konseyinin tasarladığı şey ne de yıllar sonra Turgut Özal'ın gündeme getirdiği ama MGK'da reddedilen proje 'eyalet sistemi' değildi. Dünkü Radikal'de de okudunuz, daha çok bir nevi 'bölge valisi' veya o zamanlar popüler olan adıyla 'süper vali' projesiydi bu. O valinin seçimle gelmesi, demokratik bir Meclis'e hesap vermesi vs. öyle şeyler akla bile gelmemişti.
Gelmemişti ama bizdeki bölünme korkusu o kadar kuvvetli ki, bu bölgesellik bile 'Bir coğrafi sınır çizilmiş olunur' denilerek rafa kaldırıldı. Nitekim yıllar sonra aynı refleksi Başbakan olarak Bülent Ecevit ve Recep Tayyip Erdoğan da verecekti, Olağanüstü Hal kaldırıldıktan sonra bu bölgenin kalkınmasını koordine edecek bir müsteşarlık kurulması talebi Genelkurmay'dan geldiğinde.
Yani düşünün, öneriyi yapan Genelkurmay böylesi bir müsteşarlığın 'coğrafi sınır çizecek olması' iddiasını önemsemiyor ama gerek DSP'li ve gerekse AKP'li iki farklı başbakan bu endişeyle hareket ediyor!
Yani, ben buradan 'Böyle bir bölgesellik bölünmenin ilk adımı falan olmaz' desem de durum değişmeyecek: Türkiye'de böylesi bir reformu yapacak siyasetçi bulmak imkânsız gibi bir şey. O yüzden, Türkiye'nin bir gün eyalet sistemine geçmesi de, bence imkânsıza yakın.
Peki geçmeli mi? Bence çok da gerekli değil. Bana göre gerekli olan, yerele gerçek anlamda yetki devretmek ve şehirlerin insaf ölçüleri içinde birbirleriyle ekonomik rekabetini kolaylaştırıcı önlemler düşünmek.