Genelkurmay ve gerçek

Washington'daki toplantının, TSK'nın yaptığı tatbikatlardan, savaş oyunlarından farkı yok, bu nedenle tepkiyi anlamak zor.

Amerika'daki Hudson Institute adlı kuruluşta yapılan toplantı konusuna bugün de devam etmek istiyorum. Dün bu köşede, bu çeşit toplantıların ve toplantılarda ele alınan uç senaryoların normal olduğunu, özellikle askerlik ve diplomatlık mesleklerinde geleceğe ilişkin senaryolar kurmanın zorunluluk olduğunu ve toplantıların 'düşünce özgürlüğü' çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini yazdım. Yazarken de, bu toplantıya Türk Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen askerlerin katılmasını 'vatana ihanet' sayanları, 'O senaryoyu duyar duymaz askerlerin oradan çıkması lazımdı' diyenleri eleştirdim.
Ben eleştirdim ama bir baktım Genelkurmay Başkanlığı da, toplantıya katılmanın 'vatana ihanet' sayılması gerektiği savına zımnen de olsa katılır yönde bir açıklama yapmış. Ve açıklamada, TSK temsilcilerinin toplantıya 'şifahen' davet edildikleri, yani davetli listesinden ve konuşulacak senaryodan haberdar olmadıkları da söylenmiş, sanki toplantıya katılım küçümsenmiş.
***
TSK yılda kaç tatbikat, kaç savaş oyunu düzenliyor bilmiyorum. Ama herhalde epey düzenliyor olmalı. Bu tatbikatların bir bölümü 'müştereken' icra ediliyor, yani kara, hava ve deniz kuvvetleri unsurları bir arada katılıyor. Bazı tatbikatlarda sadece kara ve hava unsurları oluyor, bazı tatbikatlar da sadece kara veya sadece deniz veya sadece hava unsurlarıyla yapılıyor. Bir de tamamen masa başında yapılan savaş oyunları var. Bunlar da gayet ciddiyetle icra edilen ve askerlik mesleğinde önemli yeri olan şeyler.
Bu tatbikatların ve savaş oyunlarının yapılma amacı ise basit: İleride doğabilecek krizli durumlara, savaşlara vs. hazırlıklı olmak.
Ve bütün bu tatbikatlar ile savaş oyunları, bazılarını duysanız dudağınız uçuklayacak türden senaryolara dayanılarak yapılıyor. Diyelim İzmir'in
Doğanbey Körfezi'nde her yıl yapılan amfibi harekâtı, Türkiye'nin ileride yapabileceği olası bir çıkarma harekâtına hazırlık için yapılıyor.
O harekâtta çıkarma yapan birliklere karşı savunma yapan birlikler de, Türkiye'ye çıkarma yapacak bir dış güce karşı koymaya hazırlık için oradalar.
Türkiye nereye çıkarma yapacak? Kim Türkiye'ye böyle bir karadan istila savaşına başlayacak? Hayal edin!
Bir savaş ihtimaline karşı tatbikat ve savaş oyunu yapılıyor da,
iç güvenlik sorunlarına karşı yapılmıyor mu? Zaman zaman görüntüleri TV'lere de yansıyan polis ve jandarma tatbikatlarında gösterici rolünü oynayan birilerinin de olduğunu hiç görmediniz mi?
***
Washington'daki toplantının bu çeşit tatbikatlardan, savaş oyunlarından temelde bir farkı yok. Gelecekte olabilecek şeylere karşı fikri hazırlık.
Peki Genelkurmay, davet mektubu, davetlilerinin listesi ve toplantıda konuşulacak senaryonun bile yazılı biçimde gazetecilerin elinde olduğu, yani artık neredeyse her şeyinin bilindiği bir toplantıyı neden neredeyse inkâr yoluna gitti? Neden toplantıyı haberleştiren gazeteci suçlandı?
Çarpıklık buradan başlıyor işte. Eğer neden katıldığınızı savunamayacaksanız, belki de bu türden fikir cimnastiklerine katılmamalısınız. Açık toplum, kamu otoritesini kullananların bütün davranışlarını kamuoyu önünde savunabilmelerini gerektirir.
Toplantı basına hiç sızmasa hiç böyle şeyler olmayacaktı elbet. Ama toplantının yapıldığı ve içeriği basına sızdıktan sonra basını suçlamanın bir âlemi yok. Hele hele çok değerli bir gazetecinin 'Silahlı kuvvetleri yıpratma çabası' içinde bulunduğunu söylemek hiç yakışmadı. Toplantı duyulduktan sonra yapılması gereken, toplantıya neden katılındığını ve bu katılımın neden normal, olağan ve sıradan bir şey olduğunu açıklamak olmalıydı. Ancak o zaman, 'vatana ihanet'ten söz edenler nasıl bir özgür düşünce katilliği yaptıklarını fark edip utanabilirlerdi.
Anlaşılan Türkiye'nin özgür düşünceye alışması için daha çok fırın ekmek yemesi gerek.