Hedef göstermek, gösterilmek

Taner Akçam, sağa sola tehdit yağdıran, takma ad kullanan birinin kimliğini açıklamış, şimdi o da tehdit alıyormuş. Tabii kimse tehdit edilmesin ama...

Taner Akçam, Radikal okurlarının da yakından tanıdığı bir isim. Özellikle Ermeni meselesiyle ilgili yaptığı çalışmalar, yazdığı kitaplarla tanınıyor, zaman zaman Radikal'de veya Radikal İki'de imzasını da görüyorsunuz.
Bundan aylar kadar önce, tam tarihiyle 3 Mart 2007'de Akçam'ın bir yazısı Radikal İki'de yayımlandı. Aslında bir hayli kişisel bir konuydu bu ama yine de 'genel' özellikleri olduğu, temsil edici niteliği ve tipik bir davranışı sergilediği için yazıyı yayımladık.
Akçam, yazısında bir süre önce, uzun zamandır çalışmalarını sürdürdüğü Amerika'dan bir konferans için Kanada'ya gitmek ister ama geçmişte onlarca kez sorunsuz geçtiği sınırda durdurulur, uzun bir sorguya tabi tutulur. Hakkında bir ihbar vardır, terörist olduğu öne sürülmektedir.
Akçam bu ihbarın izini sürer. O sırada zaten Akçam aleyhinde ciddi bir internet kampanyası başlamış, bu 'terörist' lafı 11 Eylül'den beri ciddi bir paranoya yaşayan Amerika'da yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu ihbar ve karalamaların kaynağında bazı kişi ve kuruluşlar vardır, Akçam bunları sergiler. Hatta bu kampanyaları yürütenler, Akçam'ın ev ve iş telefonları
ile adresini de ifşa ederler. Akçam çok sayıda tehdit almaya başlar. Yazı, bütün bu tespitlerin hikâyesiydi esas olarak.
Akçam daha sonra kendisi aleyhinde kampanya yürütenlerden biri olan ve 'Holdwater' takma adını kullanan kişiyi de saptar, onun da gerçek ismini açıklar.
Yaptığı çalışmalar, yazdığı kitaplardan ötürü artık günde birkaç tane ölüm tehdidi alan bir yalnız insanın kendini koruma çabası sayabilirsiniz bütün bunları. Akçam, günün birinde başına bir iş gelirse, o işi kimlerin yapabileceğini şimdiden ilan ediyor aslında.
Ve biliyorsunuz cennet vatanımızda böyle tehditleri hep ciddiye almak gerekir. Çünkü en son Hrant Dink'te olduğu gibi, insan hayatına çok kolay kıyılabiliyor bu ülkede. Taner Akçam'ın bir şansı Amerika'da yaşıyor olması belki ama orada insan daha yalnız, daha korumasız.
İşte bu Taner Akçam son iki gündür Hürriyet gazetesinin birinci sayfasını
hem de bir hayli büyük sayılabilecek haberlerle süslüyor. Neden?
Akçam, sağa sola tehdit yağdıran ve bunu yaparken kendi adını bile kullanmayıp İngilizce bir takma ismin ardına sığınan birinin gerçek kimliğini açıklamış ve o kişi de şimdi tehdit ediliyormuş.
Elbette kimse tehdit edilmesin, elbette kimse fikirlerini savunmak için ortaya canını koymak zorunda kalmasın.
O bakımdan 'Holdwater'ın da elbette hakları var, elbette eğer gerçekten tehdit ediliyorsa, onun da korunması lazım.
Lazım ama o kişinin bizzat kendisinin bel altından vuruşlar yapan, bir akademisyenin hayatıyla ve geçimiyle oynamaya çalışan, tehditleri yönlendiren birisi olduğunu da hatırlamak gerekmez mi?
Hürriyet gazetesi, 'Holdwater' takma adını kullanan kişinin neler yaptığıyla, 'Türk lobisi' adı altında Türkiye'ye ne çeşit zararlar verdiğini araştırıp haber yapmak gereği duymaz mı acaba?
Sonra, 'holdwater'ın gerçek adını açıklamak onu hedef göstermek oluyor da, zaten 'müseccel' bir isim olan Taner Akçam'ın iki gün boyunca Hürriyet gazetesinin birinci sayfasında bu şekilde arzı endam etmesi ne oluyor?