İnsan beyni nasıl çalışıyor? (2)

Geçen hafta çıkan kızmın özeti: Amerika'nın Boston kentindeki ünlü Massachusetts Institute of Technology (MIT) üniversitesinin yine çok ünlü yapay zekâ laboratuvarının kurucularından...

Geçen hafta çıkan kızmın özeti: Amerika'nın Boston kentindeki ünlü Massachusetts Institute of Technology (MIT) üniversitesinin yine çok ünlü yapay zekâ laboratuvarının kurucularından Marvin Minsky'nin 'Societes of Mind' adlı kitabından çeşitli örnekler veriyordum. Minsky'ye göre beyin hücreleri tek tek ya da birkaç hücrenin bir araya gelmesiyle, çeşitli işler yapacak 'birim'ler (agent) ve o birimleri kontrol eden 'ünite'ler (agency) oluşturuyor ve böylece 'akılsız' hücrelerden bir 'akıl' doğuyordu. Minsky, bir basit örnek de veriyordu: Küçük bir bebek, tahta blokları bir kule oluşturmak üzere üst üste diziyor. Bu mekanizmanın karmaşıklığı bir yana, beynimizde bir de 'yıkıcı' diye adlandırabileceğimiz bir başka 'ünite' daha var. Geçen haftaki yazı, kule inşa eden 'yapıcı' ile onu yıkarak oynamak isteyen 'yıkıcı' arasında bir çatışma çıktığında bu sorunu kimin çözdüğü sorusunda bitmişti. Şimdi kaldığım yerden devam edeyim.
Beynin içinde 'oyna' ya da 'oyun' adını verebileceğimiz bir 'üst-ünite' var ve hem 'yapıcı' hem de 'yıkıcı' bu üst ünitenin alt üniteleri. Ve bu ikisi aralarında çatıştığında kimin dediğinin olacağına kim karar veriyor acaba?
İşlerin karıştığı nokta tam da bu esasen. Yapmak da oyun, yıkmak da. Ama
yapmanın hangi aşamasında yıkmak üstün geliyor ve neden?
Bu sorunun cevabını biraz erteleyip nispeten daha karmaşık bir sistemi kurmaya çalışalım.
Diyelim ki bir proje üstünde çalışıyorsunuz ve sabahlara kadar da uğraşacaksınız. 'Çalışma' ünitesi işbaşında. Okuyorsunuz, yazıyorsunuz, düşünüyorsunuz, hesap yapıyorsunuz.
Ama gecenin bir saatinde uykunuz geliyor. Yani, 'uyku' ünitesi, 'çalışma' ünitesine, 'Sen dur artık, burada ben işleri devralıyorum ve O'nu uyutuyorum' diyor. Diyor ama 'çalışma' direnecek elbette.
Herhalde başınıza gelmiştir burada tarife çalıştığım durum. Bir süre sonra 'çalışma' ne kadar direnirse dirensin uykuya teslim oluruz. Ama ben örneğimi sürdüreyim.
Tam uykuya teslim olacakken bir anda aklınıza aynı proje üstünde çalışan bir başkası geliyor. Siz uyurken o çalışacak ve projeyi sizden önce bitirecek. Bir anda içinizde hırs ve öfke kabarıyor, uykuyu unutuyorsunuz ve çalışmaya devam ediyorsunuz.
Bu senaryo tanıdık geldi mi? Peki ne oldu beyninizin içinde ve 'çalışma' sonunda 'uyku'yu yendi? Çünkü, 'çalışma' yanına 'öfke'yi çağırdı ve 'uyku'yu yendi.
Anlaşmazlıkların çözümünde oldukça eski bir yöntem bu. Ancak bu yöntemin beynin her zaman kullandığı bir yöntem olduğunu düşünmek yanıltıcı olur.
Çünkü, her beyin içi anlaşmazlıkta 'öfke'yi yanına çağıran ünite galip gelseydi, o zaman muhtemelen çok daha fazla şiddet dolu bir dünyada yaşıyor olurduk. Bütün anlaşmazlıklarda 'öfke' devreye girer ve bir sürü cinayet işlenirdi.
Ancak insan beyni ne mutlu ki her seferinde böyle işlemez. Marvin Minsky, insan beyninin içinde bir kontrol ve dengeleme mekanizması bulunduğunu, kimi çok güçlü ünitelerin bir araya gelen başka ünitelerce kontrol edildiğini ve gerektiğinde de dengelendiğini yazıyor. Yani, beynimizin içinde, 'akıl'ı oluşturan öğeler aynı anda hem yatay hem de dikey örgütlenmiş durumda. Bazen dikey hiyerarşiler geçerli, bazen yatay dengeleme mekanizmaları.
Haftaya devam edelim...