İspanya ve Türkiye

İspanya, dört gün önce demokrasiye geçişinin 30. yılını idrak etti. Evet, 30 yıl önce İspanya, Türkiye kadar fakirdi. Bir de dönüp Türkiye'ye <br>bakalım...

Hafta sonunda, ünlü İspanyol gazetesi El Pais'in İngilizce edisyonu elime geçmese fark edemeyecektim. Dört gün önce, yani 15 Haziran'da İspanya demokrasiye geçişinin 30. yılını idrak etti. Evet evet, yanlış okumadınız, sadece otuz yıldır demokrasi var İspanya'da.
36 yıl süren Franco Diktasından sonra 15 Haziran 1977'de ilk serbest seçimini yapmıştı İspanyol halkı. İlk seçimde iktidara gelen Adolfo Suarez'in hükümetindeki bakanların pek çoğu, dikta döneminde de görev yapmış isimlerdi. Ülke bir yanda Katalan, bir yanda Bask ayrılıkçı hareketleriyle bir siyasi fırtınanın eşiğindeydi. Suarez, çok başarılı bir geçiş dönemi yaşattı İspanya'ya. Ve İspanyol demokrasisi, bugün bizim gıptayla baktığımız bir demokrasi.
Bir de Türkiye'ye bakınÖ 1946'da ilk kez çok partili seçim yaptık ama bu seçim çok tartışmalıydı. 1950'de iktidar, 37 yıl sonra kansız biçimde el değiştirdi, ülkeyi 37 yıl boyunca zaman zaman büyük baskı politikalarıyla yöneten parti gitti, yerine 'başka' bir parti geldi.
1960'da ilk askeri darbemizi yaşadık. Ardından kısa süreler içinde iki ciddi darbe teşebbüsü oldu. 1972'de askerler içinde ciddi bir sol cuntalaşma vardı. Ama sonunda sağ cunta kazandı, askerler ülkenin seçilmiş hem de epey yüksek bir oy oranıyla seçilmiş hükümetini istifaya zorlayıp Türkiye'ye ara rejim veya yarı darbe rejimi yaşattılar. 12 Mart rejimi siyasi dengeleri temelinden sarstığı için bütün 70'li yıllar ciddi siyasi kaosla ve bu arada önlenemeyen terör olaylarıyla geçti. (Bu arada 60 darbesinin darbeci subaylarından oluşan 'Milli Birlik Grubu' parlamentodaydı.)
12 Eylül 1980'de bir askeri darbe daha yaşadık. Askeri cunta kendi hazırladığı anayasayı 1982 yılında tartışmaya izin vermeden, hayır propagandasını yasaklayarak halk oyuna sundu. Aynı cunta, 1983 sonunda yapılan seçime kimin katılıp kimin katılmayacağına tek tek adaylar bazında ve partiler bazında karar verdi.
Seçime üç partinin girmesine izin verildi. Bu partilerden ikisinde çok sayıda aday 'veto' yedi. Seçimi kazanan Turgut Özal, ne yazık ki Suarez değildi. Sonradan seçim kazanıp gelenler de Suarez gibi olmadılar, olamadılar.
Belki de rejimin bir türlü 12 Eylül gölgesinden çıkamaması, normalleşemesi yüzünden, 1997'de, askerler bir kez daha siyasi sürece müdahale ettiler, darbe tehdidiyle iktidardaki hükümeti istifa ettirdiler. 12 Mart dönemindeki kadar olmasa da o ara dönemde de parlamento askerin istediği yasaları çıkardı.
Ve şimdi, son askeri darbeden 27 yıl, post-modern adı verilen son müdahaleden 10 yıl sonra bir kez daha askerin siyasete müdahalesini yaşıyoruz. Ordu, Cumhurbaşkanı seçimine açıkça müdahale etti, Anayasa Mahkemesi bu baskı sonucu Cumhurbaşkanı seçimini iptal etti. Bugün darbe ihtimali hala yüksek ve asker konuştuğu zaman hala herkes susuyor. Demokrasinin kendisinin siyasi oy kavgasına dönüştüğü utanç verici bir seçime gidiyoruz.
* * *
Bundan 30 yıl önce İspanya belki tarihinde gerçek anlamda ilk kez demokrasiye geçerken Türkiye kadar fakir bir ülkeydi. İlk seçimden 4 yıl sonra bazı askerler parlamentoyu bastılar, yeniden darbe yapmak istediler ama bütün sivil toplum bir oldu, Kralın da sayesinde darbe önlendi. Bugün İspanya, demokrasisinden bir an bile şüpheye düşülmeyen, daha geçen yıl önemli bir komutanının siyasi demeç verdiği için sektirmeden emekliye sevkedildiği ve Türkiye'den kat be kat daha zengin, daha müreffeh bir ülke. Bask ayrılıkçı terörü önemli bir sorun ama bizim terör sorunumuzla kıyaslanamayacak kadar az can alan bir sorun.
Bir de dönüp Türkiye'ye bakın. Bu ülke ekonomik bütün sıçramalarını kör topal işleyen demokrasi zamanlarında yaptı, askeri darbe dönemlerinde değil. Ama 'yeteri kadar demokrasi' olduğumuz daha üç yıl önce tescil edildi, bugün ondan geri noktadayız. Refahımız İspanya'nın bir hayli gerisinde, hayat standardımız da öyle. Ayrılıkçı terör sorunumuza askeri çözüm bir türlü bulamıyoruz, siyasi çözüm yolunu ise pek aradığımız söylenemez.
* * *
Bilmiyorum bu kıyaslama size bir şey ifade etti mi?