Kapitalizm çöküyormuş

Türkiye ve kendine ?aydın? diyen Türkler gerçekten bir âlem. Amerika?da başlayan mali krizden hareketle bizimkiler, piyasa ekonomisini de, Marks?ı da yeni...

Türkiye ve kendine ‘aydın’ diyen Türkler gerçekten bir âlem. Amerika’da başlayan mali
krizden hareketle bizimkiler, piyasa ekonomisini de, Marks’ı da yeni
keşfettiler, gazetelerde ‘Marks haklı çıktı’ başlıklarından geçilmiyor.
Evet haklı çıktı ama kimse zaten piyasa ekonomisinin dönemsel krizlere mahkûm olduğunu söylediğinde Marks’a ‘Hayır sen yanlış düşünüyorsun’ dememişti. Daha da ilginci, bu dönemsel krizlerin piyasa ekonomisi denen sistemin doğal sonucu olduğunu söyleyen ilk iktisatçı da zaten Marks olmamıştı.
Piyasa ekonomisinin kendi içinde kriz döngüsü üretmesi, iktisat diye bir bilim varsa eğer o bilimin milyon dolarlık sorusu zaten. Bu krizleri öngörülebilir kılan ve dolayısıyla önleyebilir kılan teori, o an Nobel’i de alır, götürür.
Piyasa ekonomisinin krizleri öngörülebilir olmadıkları için bugün yaşanan kriz de aslında öngörülmedi.
Ama krizle ilgili uyarılar yapıldı, ‘Bir kriz gelebilir’ dendi. Daha da ileri gideyim, bugün The New York Times tarafından bile krizin müsebbibi olmakla suçlanan Amerikan Merkez Bankası’nın efsanevi eski başkanı Alan Greenspan bile 2007 ortalarında yazdığı bir bilimsel makalede krize ve durgunluğa karşı ciddi uyarılarda bulunmuştu.
Ama uyarmak başka şey, krizi bilmek başka şey. Meşhur sözü siz de duydunuz herhalde: ‘İktisatçılar yaşanan iki durgunluktan dokuzunu başarıyla tahmin ettiler.’
Bugünlerde Türkiye’de bolca lafazanlığı yapılan başka bir şey, kapitalizmin çöktüğü...
Bunu söyleyenlerin kapitalizmden neyi kastettikleri tam olarak anlaşılmıyor ama piyasa ekonomisi, diyelim geçmişte Sovyetler Birliği’nin uyguladığı ve belki adına ‘Leninist ekonomi’ demek gereken sistem gibi sentetik bir sistem değil ki ortadan ansızın kaybolsun.
Piyasa ekonomisi, insan doğasıyla ilgili, kökenini insanın doğasında ve hırslarında, hayatta kalma içgüdüsünde bulan bir ‘doğal’ sistem.
Ortada bir pazar yeri durduğu, satıcı ile alıcılar burada belli bir fiyatta anlaşıp değiş tokuş yaptığı sürece piyasa ekonomisi de olacak, kâr hırsı da, risk iştahı da, büyüklü küçüklü iflaslar da...
Dehşet içinde şunu görüyorum, kendi etrafımda, televizyonlara çıkıp bilgiç bilgiç konuşanlarda, gazete köşe yazarlarında: Para ekonomisini anlayamıyorlar, kafaları buna basmıyor!
Ama zaten ‘ekonomi’ denen bilim dalının ne olduğu, ne hakkında olduğu konusunda bu kadar az fikir sahibi insan varken, ‘para ekonomisi’ gibi şeyler bir hayli sofistike başlıklar.
Türev ürünlerin ne demek olduğunu, kaydi paranın fonksiyonunu, hatta ve hatta değeri herhangi bir sabit materyalle (mesela altınla) ölçülmeyen paranın ne demek olduğunu, nasıl yeni ufuklar yarattığını görmüyorlar. Bu insanlar, gerçekte 1940 öncesinde yaşıyorlar!
Bunu görmedikleri için de yaşanmakta olan krizi anlayamıyorlar, bunu isimlendiremiyorlar, öyle olunca da ‘Kapitalizm çöküyor’ deyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar.
Günlerdir etrafımda bu işlerden anlayan insanlara soruyorum: Türev ürünlerin olmadığı bir dünya hayal edebiliyor musunuz?
Hayır edemiyorlar. Bu finansal enstrümanların olmadığı bir dünyayı düşünmek gerçekten güç. Ama daha bu ürünlerin ne olduğunu, nasıl bir işlev gördüğünü bilmeyen insanlar bizde gazetelerde kriz hakkında yazı yazıyor, televizyonda görüş açıklıyor.
Ne hazin!