Kimin budalalığı

Din kitapları, canlıların izahını farklı yapıyor olabilir. İlla öğreteceksek de bunların yeri 'bilim dersleri' değil, din dersleridir.

Geçen salı, yani 9 Ekim günü Radikal'de Nuray Mert'in köşe yazısının başlığı 'Bilim budalalığı' idi. Yazı şu satırlarla başlıyordu:
"Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, 'Eğitimde Yaratılışcılık Tehlikeleri' başlıklı 1580 No'lu bir karar almış, bizim gazete de pazar günü, bu haberi, 'Yaratılış teorileri insan haklarına tehdit' ve 'Evrimin öğretimi demokrasi için şart' manşetleri ile verdi.
Tek kelime ile son derece dayatmacı bir anlayış ve davranış. Onun ötesinde, sergilenen, pozitivist, bilim budalalığı.
Bilim, mevcut fizik ve biyolojik dünyanın keşfi, bu keşiften hareketle, fizik dünyada insan konforu lehinde icatlar ve biyolojik dünyada insan sağlığına yönelik gelişmelerin temelini oluşturur. Varoluşla ilgili soruların cevabını vermez, veremez. Bu, felsefe, yani spekülasyonun alanıdır.
Bu alanda fikir yürütülür, hiçbir şey ispat edilmez, doğrulanıp, çürütülemez. Evrim teorisi de, adından da anlaşılacağı gibi bir 'teori'dir, yani varsayımdır. Teoriler bir yere kadar, bilimsel gelişmelere zemin oluşturabilir, nihai sorulara gelince teoriler varsayım sınırında kalır."
Nuray Mert'in yazısı başkaca argümanlarla devam ediyor, bütün yazıyı buraya alamayacağım, o zaman bana yer kalmaz, ama yazısının bundan sonraki bölümü, bana göre konumuzla ilgisi olmayan, tartışmanın özünü yansıtmayan şeylerden oluşuyor.
Esasında tartışma yeni bir tartışma değil. Bu köşeyi sürekli izleyen okurlar, evrim teorisiyle yaratılışçılık konularını ele alan çok sayıda yazımı okudular, görüşlerimi biliyorlar.
Bugün ve yarın köşemi yeniden bu eski konuya ayıracak olmamın nedeni, kendisi de bir 'bilim insanı' olan, akademik unvan taşıyan Nuray Mert'in bazı kavramları kullanışındaki özensizliğin bende yarattığı hayal kırıklığı.
Geçmişte bir kez de bir televizyon programında Milli Eğitim Bakanı (o da 'Prof. Dr.' Ünvanına sahip) Hüseyin Çelik'le aynı konuyu tartışırken, 'Ne var yani, evrim adı üstünde bir teori. Akıllı tasarım da bir başka teori. Derslerde iki rakip teoriyi anlatmamızın ne sakıncası var' demişti. Hüseyin Çelik hiç değilse daha insaflı, 'rakip teori'den söz ediyordu.
Oysa, 'akıllı tasarım' bir rakip teori değil. Bu akımı savunanlar, insanın veya sivrisineğin, karmaşık yapısından hareketle, bu yapının tesadüfi evrimleşmeyle oluşamayacağını, bu organizmaların mutlaka bu şekilde 'yaratılmış' olmaları gerektiğini ve bu işin ardında da bir 'akıllı tasarımcı' bulunduğunu söylüyorlar.
Bugüne kadar bulunmuş bütün fosil kanıtları onları değil canlıların evrimleşerek bugünkü hallerine geldiğini savunan Darwin teorisini kanıtlıyor. Her ne kadar Adnan Hocacı diye bilinen tarikat sağda solda bir takım fosil sergileri düzenleyip akıllı tasarımı kanıtladıklarını iddia etseler de, 'akıllı tasarım' konusu bilimsel bir teori değil bir inancın konusu.
Nuray Mert ise daha hoyrat, 'Evrim teorisi, adından anlaşılacağı üzere bir teoridir, yani varsayımdır' diyor. Doğrudur, evrim bir teoridir ama mesela Dünya'nın Güneş'in etrafında döndüğü, Güneş'in de galaksi çapında bir yörüngede hareket ettiği, galaksimizin de hareket halinde olduğu, evrenin genişlemekte olduğu gibi konular da birer teoridir. Karmaşık fizik ve kütle çekimi formülleriyle açıklanan 'Astronomi' teorisi de, Nuray Mert'in kullandığı anlamda varsayımdır. Ama aklı başında kaç kişi çıkıp okullarda astronominin yanı sıra doğduğunuz gün gökyüzünde görünür konumda olan bir-takım yıldızların bütün hayatınız ve karakteriniz üzerinde etkili olduğunu ileri süren 'Astroloji' ile aynı anda öğretilmesini söyler? Söylese ne kadar taraftar bulabilir?
Meselenin pozitivistlikle, oradan yola çıkan kimi zalimliklerle vs. ilgisi yok. Mesele, okullarda bilim ile inancın arasına bir çizgi çekilmesiyle ilgili.
Din kitapları insanın ve diğer canlıların dünyaya nasıl geldiği hakkında farklı şeyler söylüyor olabilir. Bu farklı şeyleri illa öğreteceksek, bunların yeri din dersleridir, biyoloji gibi, fizik gibi bilim dersleri değil.
Kaldı ki, benim bildiğim İslam'ın evrim teorisiyle bir uyuşmazlığı yoktur. İslam'a göre Allah 'Ol' demiştir ve evren yaratılmıştır, o evrenin sakinlerinin bugün oldukları gibi mi, yoksa tekhücrelilerden itibaren evrimleşerek mi yaratıldıkları gibi detaylara girmez İslam. Bu detaylara giren Hıristiyan teolojisidir.
O Hıristiyan teolojisi ki, Dünya'nın evrenin merkezi olduğunu, Güneş'in de Dünya'nın çevresinde 'mükemmel' form olan çember şeklinde döndüğünü öne sürüyordu. Bu uğurda Kepler'i hayatının buluşunu gizli tutmaya zorladılar, Giordano Bruno'yu yaktılar, Galile'yi korkutup yargıladılar ve bugün onlardan özür diliyor Katolik Kilisesi.
İzninizle yarın da bu konuya devam edeceğim.