'Kızıl Elma' koalisyonu

Kendilerine utanmadan solcu diyen Kemalist-milliyetçilerle turancıların koalisyonu genişleyecek. Taşlar yerine oturuyor.

Radikal'in dünkü manşeti, 'Kızıl Elma koalisyonu'ydu.
Kızıl Elma, Türkçü-Turancı hareketin önemli sembollerinden biri. Şimdilerde yeni bir siyasi gelişme izliyoruz; Türkiye'nin Türkçü-Turancılarıyla kendilerine utanmadan 'sol' adını veren
birtakım Kemalist milliyetçileri bir araya geliyor. Bir araya gelen bu yeni koalisyonda Doğu Perinçek ve onun İşçi Partisi de yerini aldı elbette.
Bu koalisyon giderek daha da genişleyecek.
Mesela Mümtaz Soysal'ın partisinin de buraya katılması beni şaşırtmaz. Zaten siyaset kulislerinde dolaşan iddialara göre 40 yıllık 'Hoca' az kalsın Cem Uzan'ın Genç Parti'sine katılmak üzereymiş ki ÇEAŞ operasyonuyla katılım suya düşmüş.
Bu koalisyona ben Cumhuriyet gazetesinin de katılmasını bekliyorum. Zaten bu koalisyonun başlangıcını ben İlhan Selçuk ile Devlet Bahçeli'nin görüştüğü güne kadar götürüyorum. Gazete, Star gazetesiyle birlikte bu koalisyonun fikirleri etrafında yayın yapıyor zaten.
Şimdilik koalisyonun iki büyük eksiği var:
MHP ve Genç Parti. Bu iki partinin de 'Kızıl Elma'ya girmesiyle Türk siyasetinin bütün izolasyonist renkleri bir araya gelmiş olacak.
Peki ama Genç Parti ve MHP yan yana gelir mi? Olmaz olmaz demeyin, Mümtaz hoca ile Aydınlar Ocağı yan yana geliyorsa, onlar da bir araya gelebilirler.
Esasen Avrupa Birliği karşıtı, Türkiye'yi dünyadan izole etmeyi amaçlayan bütün siyasi akımların bir araya gelmesi benim açımdan sevindirici. Çünkü geçmişte, Türkiye'deki temel siyasi bölünmenin dünyayla bütünleşmekten yana olanlarla 'Türk'ün Türk'ten başka dostu yok' diyenler arasında olduğunu defalarca yazdım. Şimdi bu ayrım netleşiyor ve resmiyet kazanıyor.
Peki bütün bu olan biten arasında CHP nerede duruyor? Kuşkusuz CHP net biçimde AB'den yana tavır alıyor, Meclis'te AB uyum paketlerini firesiz destekliyor. Ama aynı CHP, bazı söylemleriyle de 'Kızıl Elma' koalisyonuna hayli yakın durabiliyor zaman zaman. Nitekim bu yüzden bazı Kürt
kökenli milletvekilleri CHP'yi 'Solcu olmamak'la suçlayıp partiden istifa ettiler. CHP'yi izleyen muhabirlere soracak olursanız, 'Topluma Kazandırma Yasası' bu parti içinde ciddi bölünmeye neden olmuş durumda. Bir iddiaya göre gerçekte parti grubunun yarısı yasaya olumlu oy vermek istiyordu ama genel merkez korkusundan oy veremedi.
Her neyse, önemli olan CHP'nin durumu ya da yaşadığı kafa karışıklığı değil. Önemli olan, siyasetin de Türk demokrasisiyle birlikte giderek normalleşiyor ve gerçekten kuvvetli fikri zeminlerde yapılmaya başlanıyor olması.
Şimdi partiler, flu zeminlerden çıkıp kendilerini net ifade etme ihtiyacı içindeler. Bu söylediğim DYP ve ANAP gibi partiler için de geçerli. Yerel seçimde göreceğiz ki bu iki partiye artık ihtiyaç kalmamış, o zaman aklın gereği bu partilerin kendilerine yakın başka partilere katılması olacak.
Avrupa Birliği işin bahanesi... Demokratikleşme tam da beklenen sonucu veriyor, siyaset kendi normal zeminine doğru ilerliyor. Zaman içinde bütün taşlar yerine oturacak...