KKTC nedir?

Sahiden nedir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti? 'Son bağımsız Türk devleti' midir, yoksa Türkiye'nin kurup yönettiği, maaşını ödediği, güvenliğini sağladığı bir 'kukla devlet' midir?

Sahiden nedir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti? 'Son bağımsız Türk devleti' midir, yoksa Türkiye'nin kurup yönettiği, maaşını ödediği, güvenliğini sağladığı bir 'kukla devlet' midir?
Uzunca bir zamandan beri bu sorular dünyada kimsenin aklına gelmiyordu. Çünkü adada uzun yıllar sonra ilk kez yerleşik Türk politikalarına meydan okuyan bir siyasi parti ve onun adayı seçim kazanmış, o adayın desteklediği türden bir çözüm paketi için ciddi adımlar atılmış ve adadaki Türklerin ezici çoğunluğu adanın birleşmesi için oy kullanmıştı.
İşte bu siyasi meşruiyet sayesinde, Kıbrıs Türklerinin yeni lideri Mehmet Ali Talat, daha önce Rauf Denktaş'ın sahip olamadığı kadar çok uluslararası kabul gördü, bir anlamda meşruiyet kazandı.
Ama bakın ne oldu, ister acemilikle beceriksizliğin karışımı deyin, ister 'derin hesaplaşma' ama sonuçta bütün bu görece bağımsızlık ve siyasi meşruiyeti kendi ellerimizle berhava etmeyi başardık. Hem de bunu herhangi bir dış faktör olmaksızın, basbayağı kendi kendimize becerdik.
Olayın ne olduğu malum: Lefkoşa'nın ortasından geçmekte olan caddede bir yeni geçiş noktasının açılması önerisi bizden gelir. Caddede karşılıklı olarak Rum ve Türk duvarları bulunmaktadır.
İki duvarın arasında ise Birleşmiş Milletler kontrolündeki yeşil bölge.
Türk tarafı önce duvarların kaldırılmasını, buranın da bir geçiş noktası olmasını önerir. Ama adadaki Barış Gücü komutanlığı, duvarın kaldırılmasının olası sakıncalarını anlatır. Bunun üzerine Türk tarafı, duvarın üzerinden geçen bir üst- geçit önerir. Rum tarafı bunu kabul etmez. O zaman Türk tarafı, kendi başına bir üstgeçit inşa eder, duvarlardan birini aşan. Bundan sonra Rum tarafına düşen ya kendi tarafındaki duvarı kaldırmak ya da duvarı aşan bir başka üstgeçit yapmaktır.
Ama Kıbrıs'ta her minicik detay gibi bu konu da çok önemsenir hale gelir, uzun pazarlıklara konu edilmek istenir. O zaman Türk tarafı, "Peki tamam biz daha birkaç hafta önce yaptığımız üstgeçidi yıkacağız" der ve yıkım ekibini üstgecide gönderir.
Gönderir ama yıkım ekibi karşısında Kıbrıs Türk polisini bulur. Polis, Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nın emrindedir ve yıkımı engeller. 'Bağımsız' ülkenin seçilmiş 'cumhurbaşkanı' utandırılmıştır.
Bunun üzerine o seçilmiş cumhurbaşkanı Ankara ile konuşmaya başlar. Ankara'daki hükümet konuyu kendi başına çözememektedir, top Genelkurmay'a atılır, hatta KKTC'nin seçilmiş cumhurbaşkanı için Türk Genelkurmay Başkanı'ndan randevu alınır, görüşmenin gerçekleşmesi için de Ankara'dan Kıbrıs'a uçak gönderilir.
Görüşme sonrasında da 'sorun'un ne kadar çözüldüğü, kendi yaptığımızın üstgeçidin yıkılıp yıkılamayacağı, yıkılırsa oradan bir sınır geçişi olup olamayacağı konuları günlerce belirsiz kalır.
Şimdi kendinizi Kıbrıslı bir Türk'ün, hatta Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti'nin halkın oylarıyla seçilmiş cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın yerine koyun.
Cumhurbaşkanısınız. Köşkünüz, makamınız, makam aracınız, hatta yaveriniz bile var. Ama kendi inşa ettiğiniz bir üstgeçidi bile yıkamıyorsunuz, yıktıramıyorsunuz.
KKTC nedir? Varın siz karar verin artık.