Kocaman 84 yıl

Cumhuriyet koca bir çınar oldu. Rejimin özüne ilişkin kötü uygulamaları, hataları tartışabilecek, arızaları onarabilecek olgunluğa çoktan eriştik.

Bugün en büyük ulusal bayramımızı kutluyoruz, bugün Cumhuriyetimiz 84. yılını tamamlıyor.
84 yıl önce bugün, ulusça 'padişahın tebaası' olmaktan kurtulup eşit vatandaşlara dönüştük. O bakımdan bizler için Cumhuriyet sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda eşit özgürlüklerimizin garantisi bir yaşama modeli.
Tabii yasa önünde eşitlik, daha sonra mutlaka haklarda ve özgürlüklerde eşitliğe ve nihayetinde de aslen ütopik bir kavram olan her bakımdan eşitliğe kadar giden yolu açan en önemli kapı.
O bakımdan Cumhuriyet rejiminin ve benim adlandırmamla 'yaşama modeli'nin kendisi, bugünlerde özellikle yoğun biçimde tartıştığımız Kürt sorununun da çözüm anahtarı bence.
Eğer Cumhuriyet'i yaratan modernist felsefenin özü, 'özgürlük-eşitlik-kardeşlik' sloganıysa, eğer modernizm akla ve bilime dayalı yaşamaksa, bizim Cumhuriyetimizi kurduktan 84 yıl sonra karşımızda bütün sıcaklığıyla duran Kürt sorununu bu ilkeler ışığında çözmemiz, çözebilmemiz gerek.
Sık sık 'Anayasal vatandaşlık' diye bir kavramdan söz ediliyor. Aslında bu kavrama ihtiyaç da yok. Bizim Cumhuriyetimiz eğer söylendiği gibi ırk esasına dayanmayan bir rejimse (ki öyle) o zaman yeni yeni kavramlar uydurmaya ihtiyacımız yok, çünkü bütün vatandaşlarımızın yasalar önünde ve haklar ve özgürlükler bakımından eşit olmaları zaten Cumhuriyet'in gereği.
Ama eğer vatandaşlarımızın bir bölümü kendilerini kendi ülkelerinde azınlık gibi hissediyor, başkalarından daha az eşit olduklarını düşünüyor, haklardan ve özgürlüklerden başkaları kadar yararlanamadıkları duygusundan bir türlü kurtulamıyorlarsa, sorun Cumhuriyet rejiminin kendisinde veya modernist felsefede değil, onların uygulanma biçimindedir olsa olsa.
Görece basit ve adil bir şeyden söz ediyoruz: Yasalar önünde herkesin eşit olması, herkesin özgürlüklerden eşit biçimde faydalanması, herkesin aynı haklara sahip olması...
Adını koyalım: Kürt sorunu dediğimiz sorun tam da budur. Yani bir kısım vatandaşımızın yasaların kendisine eşit uygulandığı, özgürlüklerden eşit yararlandığı ve herkesle aynı haklara sahip olduğu duygusuna sahip olmaması. O vatandaş grubunun belli bir etnisiteye mensup olması, sorunu sadece daha derin ve daha karmaşık hale getiriyor. Yoksa sorun belli.
Sorun belliyse çözümü de belli: Bu alanlardaki sıkıntıları aşmak, en azından yasalar önünde eşitliği, özgürlükte eşitliği ve aynı haklara sahip olmayı sağlamak, bunun tersi yöndeki duyguyu ortadan kaldırmak.
Ve bunları yaptıktan sonra da siyasetin önünü açmak, o bir kısım vatandaşın da her bakımdan eşit olması için siyasetçilerin siyasi mücadele vermesini sağlamak.
Cumhuriyetimiz koca bir çınar oldu, 84 yıl hiç de kısa bir süre değil. Rejimin özüne ilişkin bu çeşit kötü uygulamaları, yanlışlıkları tartışabilecek, felsefenin temeline sahip çıkarak arızaları onarabilecek olgunluğa çoktan eriştik.