Krizseverler cenneti

Cumhurbaş-kanı Sezer'in kabineyi halefinin onayına bırakması kriz bekleyenlere mesaj.

Bu ülkeyi anlamak, çaba gösterenler için o kadar da zor değil ama bu ülkenin medyasını ve 'kanaat önderleri'ni anlamak neredeyse imkânsız sahiden.
Bazen siyasetle çok fazla haşır neşir olduğumuzu ve bu yüzden siyasetin bizlerin gözünde anlamını ve amacını kaybedip sadece kendisi için oynanan bir oyuna dönüştüğünü düşündüğüm çok oldu.
Dün yaşananları alın. Başbakan elinde yeni Bakanlar Kurulu listesiyle Cumhurbaşkanı'na gidiyor. Cumhurbaşkanı ona 'Listeyi bana göstermenize gerek yok, yeni cumhurbaşkanına sunarsınız onu' diyor. Başbakan çıkışta bu davranışı 'olumlu' bulduğunu söylüyor, Cumhurbaşkanı'nın 'bir jest' yaptığını düşündüğünü belirtiyor.
Ama bizde hem siyaset esnafına hem de 'kanaat önderleri'ne dert anlatmak imkânsızdır.
Hemen mekanizma işlemeye başlıyor. Rahat bize batıyor ya, bir kriz çıkarmamız lazım.
Koca koca gazetelerin internet sitelerinde sözde 'perde arkası' yansıtılıyor. Yansıtılıyor ama söylenenler bilgi değil komplo teorisi, spekülasyonlar. Yok Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 60. hükümetin hiçbir yerinde imzası olsun istememiş, yok 'O listeyi görmek dahi istemiyorum' demiş, yok Başbakan'ı terslemiş...
Kim duymuş, nerede yazılanların kaynağı? Cevap yok.
Eğer imkânınız varsa ne olur bugün birden fazla gazeteye bakın. Bakın bakalım gazetelerde dün Köşk'te yaşananlara ilişkin hangi 'bilgi'ler var, hangi yazılanlar tamamen spekülatif nitelikli tahminler, gazeteler olanı hangi başlıklarla duyurmuşlar...
Bir hiç yoktan kriz çıkarma, sıkıntı yaratma, olmayan konuları varmış gibi gösterme çabasını sezmemeye imkân var mı?
Ama bizim gazeteler ve elektronik medya olarak hiçbir şeyden ders aldığımız yok. Gerçekte olmayan meseleleri Türkiye'nin en önemli kavga konusu gibi takdim ettik son beş ay boyunca. Sonuç ne oldu peki?
Halkta olmayan bir siyasi eğilimi iktidar adayı olarak takdim etti gazeteler, sonuç ne oldu?
Kendi mahallelerimiz dışında olmayan, konuşulmayan konuları gündemde tutmaya devam ettikçe nereye varabiliriz?
Bu krizseverliğin kökeninde ne var acaba? Neden 'normal' olan bize batıyor?
Cumhurbaşkanı'nın Bakanlar Kurulu listesine hiç bakmadan listeyi yeni cumhurbaşkanının onaylaması gerektiğini söylemesi bana göre çok şık bir jesttir, cumhurbaşkanı değişimiyle Türkiye'de kriz olacağını düşünenlere verilmiş güzel bir mesajdır.
Ama baksanıza, daha Başbakan Köşk'e girmeden, insanlar Cumhurbaşkanı'nın listeden kaç ismin üzerini çizeceği üzerine spekülasyonlar yapıyorlardı. Hatta bu soru Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da soruldu.
Elbette Cumhurbaşkanları zaman zaman hükümet listelerine müdahale ettiler ama bu müdahaleler hiçbir zaman inatlaşma şeklinde olmadı, Başbakanlar ya yanlarında alternatifli listeler getirdiler veya bir uzlaşmaya varıldı. Ve bugüne kadar ne bir başbakan ne de bir cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu listesinde değişiklik yapıldığını basın önünde doğrulamadı. Ama biz gazetelerimizde bunları yazmaya, konuşmaya devam ettik.
Bakın dün neredeyse gün boyu Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının istifa edeceği sanki bir 'gerçek' gibi konuşuldu. Sonunda ne oldu, akşam saatlerinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt bütün söylentileri yalanladı. Gazeteciler Cumhurbaşkanı konusunda da onu konuşturmaya, oradan bir 'kriz' çıkarmaya çalıştılar ama boşuna, o susmayı seçti.
* * *
Kriz sevmek çok hoş bir şey olmasa gerek. Çünkü ortada bir kriz olmayınca insan bunalıma girebilir.