Küçük şeyler: Kültürel yabancılaşma

Amerikan ordusunun bir yıl önceye kadar kimsenin adını bile bilmediği küçük Irak kenti Felluce'deki harekâtı hâlâ sürüyor.

Amerikan ordusunun bir yıl önceye kadar kimsenin adını bile bilmediği küçük Irak kenti Felluce'deki harekâtı hâlâ sürüyor.
Bu harekâtın amacının şehirdeki direnişçileri ve Kaide örgütüne bağlı olduğu söylenen teröristleri ve onların şefi konumundaki Ebu Musab Zerkavi'yi yakalamak olduğu açıklanmıştı.
Amerikan Associated Press (AP) haber ajansı, Amerikan ordusunun Felluce harekâtıyla ilgili olarak dün sabah saatlerinde bir haber geçti. Habere göre Zerkavi ve adamlarının karargâh olarak kullandığı öne sürülen bir binaya ulaşmıştı Amerikan askerleri. Binanın duvarında Arapça bazı sözler yazılıydı. AP'nin haberinin duvardaki yazılarla ilgili bölümünü aynen aktarmak istiyorum: "According to CNN's footage, the suspected
al-Zarqawi command center was in an imposing house with concrete columns and a large sign in Arabic reading 'Al-Qaida Organization' and 'There is no God but Allah and Muhammad is his messenger.'"
Bu İngilizce cümleyi neden aynen aktardığımı az sonra anlayacaksınız. Bakın, Türkiye'nin milli haber ajansı Anadolu Ajansı (AA) haberin bu paragrafını dün sabah geçtiği haberde nasıl Türkçeleştirdi? Okuyoruz: "Amerikan askerleriyle çatışmaları izleyen gazetecilerin çektiği görüntülerde, binanın duvarlarında Arapça olarak 'El Kaide Örgütü' ve 'Tanrı yoktur Allah vardır, Muhammed O'nun peygamberidir' yazıları görülüyor."
AA'nın geçtiği haber bilmiyorum bugün hangi gazetelerde aynen bu ifadelerle yayımlanacak ama bir şeyi biliyorum: Bazı haber kanalları yukarıda aktardığım Türkçe ifadeleri dün neredeyse gün boyunca aynen yayımladılar.
'Tanrı yoktur Allah vardır...' Böyle bir ifade olabilir mi?
'There is no God but Allah' kalıbının doğru çevirisi şöyle: 'Allah'tan başka Tanrı yoktur.'
Şimdi ifade size tanıdık geldi mi? Evet, evet, bu bildiğimiz kelime-i şehadet. 'Eşhedüenlailaheillallah' diye başlayan, İslam'ın beş şartının birincisi ve en vazgeçilmez olanı.
Yani Anadolu Ajansı'nda AP'nin haberini Türkçeleştiren kişi, sadece İngilizceyi bilmemekle kalmıyor, kendi dinine ve kültürüne de olabildiğince yabancılaşmış bir kişi. Ve elbette, bu haberi sözde bir süzgeçten geçirip kullanan bütün editörler de öyle. (Bakalım bugün bu ifadeleri kaç gazetede göreceğiz?)
***
İşte böyle, normalde kimsenin uğraşmaya, hakkında yazmaya, hakkında ders vermeye, hakkında birilerini aydınlatmaya değer bulmadığı 'küçük şeyler' hayatımızı inanın o 'büyük' ve 'mega' şeyden çok ama çok daha fazla etkiliyor.
Hepimiz kendimizi memleketi kurtarmaya adadığımız için kimse su basan evleri neden su bastığıyla ilgilenmiyor. Memleket kurtarmaya o kadar çok vakit ayırıyoruz ki, trafiği daha hızlı akıtmak için fikir üretenimiz yok. Büyük meselelerle o kadar ilgiliyiz ki, kendi dilimize, dinimize, kültürümüze kolayca yabancılaşıyoruz.
Başkalarını bilmem, ben bu köşede 'küçük şeyler'le uğraşmaya devam edeceğim.