'Kurtlar Vadisi' meselesi

Birinci olarak şunu söylememe izin verin: Bu çağda 'sansür' söz konusu olamaz. Sesini duyurmak isteyen, en kötü ihtimalle internet üzerinden sesini duyurur, söyleyeceğini <br>söyler.

Birinci olarak şunu söylememe izin verin: Bu çağda 'sansür' söz konusu olamaz. Sesini duyurmak isteyen, en kötü ihtimalle internet üzerinden sesini duyurur, söyleyeceğini söyler.
Baksanıza çocuk pornocuları da, katiller de, birbirini öldüren çete üyeleri de, terör örgütleri de, yaptıkları dünyanın her yerinde suç ve yasak olmasına rağmen internet üzerinde hâlâ varlıklarını sürdürüyorlar ve seslerini dinlemek isteyene duyuruyorlar.
Elbette 'Kurtlar Vadisi' dizisini bu yukarıda saydığım uç örneklerden biri olarak görmüyorum. 'Kurtlar Vadisi'nin Radyo Televizyon Üst Kurulu RTÜK'ün baskısı sonucu Show TV tarafından yayımlanmamasının 'sansür' olup olmadığını soranlara cevap vermek istedim. Eminim 'Kurtlar Vadisi' bir biçimde seyircisiyle buluşacak.
Dün, 'özgürlük' kavramının ahlakdışılığı içermediğini söyledim. 'Ahlak' derken, çok geniş bir alandan söz ediyorum, öyle en temelde yer alan yalan söylememek, hırsızlık yapmamak, öldürmemek gibi şeylerden öte, bir bütün olarak insan ve hayvan haklarından, yani ahlakın köklerinden söz ediyorum.
Bu geniş anlamıyla ahlak hepimizi bağlaması gereken bir şey. Buna 'Kurtlar Vadisi'nin yapımcıları ve yayımcıları da dahil.
Bu dizinin ne olduğu, ne yaptığı ile ilgili uzun ve detaylı analizlere girecek değilim. Eminim, böylesine ilgi gören bu diziyi anlatım dili ve içeriği açısından analiz eden çok sayıda akademik çalışma zaten yapılıyordur.
Benim söylemek istediğim, bu dizinin yayımlanması veya yayımlanmamasıyla ilgili tercihlerin ifade özgürlüğünden çok ekonomik tercihlerle ilgili olduğu.
Yayıncı kuruluşa 'Sizin yayın lisansınızı iptal ederiz' denip denmediğini bilmiyorum ama ben genel ilgiye hitap eden ve Türkiye'nin en çok seyredilen dört kanalından biri olan bir kanalın yayın lisansının kolay kolay iptal edilemeyeceğini, bu tehdidin eğer yapıldıysa bir hayli içi boş bir tehdit olduğunu düşünüyorum.
Kanalın diziyi yayımlamamasının ardında bizim bilmediğimiz ve belki hiç öğrenemeyeceğimiz başka nedenler, başla ilişkiler, başka tercihler rol oynadı büyük ihtimalle.
O yüzden, ortaya çıkıp 'sansür yapılıyor' diye bağırmak çok anlamlı değil. Başta da söyledim, bu devirde sansür zaten mümkün değil.
Yarın öbür gün bu dizinin yapımcıları her bölümü her hafta DVD ve VCD formatında piyasaya çıkarsalar ve satsalar onları kim engelleyecek?
Veya aynı yapım firması, ülkemizdeki dijital platformlardan birinde bir kanal kiralayıp paralı yayına başlasa bu da engellenemez.
Daha da iyisi, aynı yapım firması, uyduda kendisi bir kanal kiralayıp yayına geçse kim kontrol edecek?
Diyeceksiniz ki, 'O zaman, eskisi kadar seyirciye erişemeyebilir.'
İşte, zurnanın zırt dediği nokta da tam burası.
Soru şu: Bu çeşit 'sakıncalı' programlar, ne kadar ilgi görüyor olursa olsunlar, televizyonların en fazla izlendiği saatlerde mi yayımlanmalı, yoksa örneğin çocukları korumak için, örneğin gençleri korumak için başka saatlerde mi yayımlanmalılar?
Amerika'da yıllardır yapılan 'Jerry Spiringer Show' diye bir program var. Sizce Amerikalı yayıncılar bu programı prime-time denen en çok seyredilen saatlere koymamakla aptallık mı ediyorlar? Ama hayır, bu bir hayli vurdulu kırdılı ve çok ayıplı program gündüz kuşaklarında yayımlanıyor.
Sansür mü bu da?
* * *
Bence bu özgürlük meselesi ve onun sınırları hakkında daha fazla düşünmeye ihtiyacımız var.