Kutuplaşmanın sonu

Şimdi, Erdoğan'ın Cumhuriyet değerlerine 'özde' bağlı olmadığı iddiaları ortaya atılacak. Maalesef seçilecek cumhurbaşkanının kimliği, siyasi kutuplaşmalardan biri haline gelmiş bulunuyor.

Radikal'in birinci sayfasını oluşturduğumuz haber toplantılarını her gün saat 14.30'da yapıyoruz. Önceki gün de aynı saatte toplantımıza başladığımızda, gündemin bir numaralı maddesi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın basın toplantısı düzenleyeceği haberiydi.
Bir basın toplantısı duyurusunu manşetlik 'haber' yapan şey ise, sanırım herkesin aklındaki soruydu: Cumhurbaşkanlığı konusunda Genelkurmay Başkanı ne diyecek?
Biz, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın konuya kendisinin girmeyeceğini ama soru sorulduğunda cevap vereceğini sanmıştık. Orgeneral Büyükanıt, 'Nasıl olsa soracaksınız, siz sormadan ben söyleyeyim' diyerek konuyu kendisi açtı.
Orgeneral Büyükanıt'ın ne söylediğini haber sayfalarımızda rahatça okuyabilirsiniz, ben bu sözlerin söylenmiş olmasının olası anlamları üzerinde durmak istiyorum.
* * *
Taa en başından beri, yani bu ülkede cumhurbaşkanlığı seçimi alçak sesle tartışılır olduğu zamandan beri, askerin bu sürece müdahil olup olmayacağı da konuşuluyor.
Kimileri, askerin bu sürece açıktan müdahil olmasını istiyordu, hâlâ daha da istiyor. O çevreler, Büyükanıt'ın dün düzenlediği basın toplantısındaki sözlerini bilmiyorum yeterli bir müdahale olarak görecekler mi?
Öte yandan kimileri de, sanki burası Türkiye değilmiş, askerin siyasi sistem üzerinde herhangi bir ağırlığı yokmuş gibi yapıyor, 'Askere bu konuda söz söylemek düşmez' diyorlardı. Bilmiyorum, onlar dünkü sözler üzerine ne düşündüler?
Orgeneral Büyükanıt, üzerinde bir hayli düşünülmüş hissi veren cümlelerle girdi cumhurbaşkanlığı konusuna. Ve aslında, dayanak olarak Anayasa'yı, cumhurbaşkanı yeminini vs. alarak aslında kâğıt üzerinde kimsenin karşı çıkmayacağı bir cumhurbaşkanı tarifi yaptı. 'Cumhuriyet değerlerine sözde değil özde bağlılık' cümlesi bana göre en önemli cümle.
Şimdi derhal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhuriyet değerlerine 'sözde' bağlı olduğu ama 'özde' bağlı olmadığı iddiaları ortaya atılacak. Bu iddialar zaten başından beri Erdoğan ile ilgili olarak ana tartışma konusunu oluşturuyor.
Daha da ileri gideyim: Bu cumhurbaşkanı seçimini özellikle önemli yapan, özellikle tartışılır yapan tek konu bu 'Sözde değil özde' konusu zaten.
Yedi yıl önceyi hatırlayın, 'Cumhurbaşkanı şöyle olsun, böyle olsun' diye bir tartışma yoktu. Kimse 'Sözde değil özde' diye bir cümle kurmuyordu.
Şimdi soru şu: Bu 'sözde değil özde' meselesi ne kadar işin özüne ilişkindir, ne kadar siyasidir?
'Karşı devrim'in Meclis çoğunluğunu ve iktidarı 'ele geçirdiğini' düşünenler için konu işin özüdür, Erdoğan veya onun gibi 'sözde' biri cumhurbaşkanı olursa Cumhuriyet devrimi ve kazanımlarını kaybetme tehlikesi doruğa çıkacaktır.
1950'de Demokrat Parti'nin iktidara gelmesini 'karşı devrim' olarak nitelemeyenler için ise 'sözde değil özde' konusu tamamen siyasi bir konudur, Cumhuriyet'in temel değerlerini korumakla ilgisi yoktur.
Maalesef cumhurbaşkanının kimliği, Türkiye'nin siyasi kutuplaşmalarından biri haline gelmiş bulunuyor.