Kuzey Irak operasyonu

Otonom Kürt bölgesi yönetimi iyi komşuluk göstermiyor. Terör örgütünü kolluyor. Bu hale uzun süre sessiz kalınamaz...

Genelkurmay Başkanlığı geçen hafta sonuna doğru internet sitesine koyduğu bir bilgiyle Amerikan Hava Kuvvetleri'ne bağlı savaş uçaklarının Hakkâri-Çukurca üzerinde Türk hava sahasını ihlal ettiklerini duyurdu.
Olur olmaz herkesin ulusal televizyonlara çıktığı ve bilir bilmez her konuda, özellikle de insan hayatının söz konusu olabileceği sınır ötesi operasyon gibi son derece hassas konularda bile atıp tutabildiği ülkemizde, operasyon tartışması yeniden alevlendi.
Konunun bir iç politika cephesi var, bir terörle mücadele cephesi var, bir de dış politika cephesi.
İç politikada denklem görece basit: Bu hükümeti, Kuzey Irak'ta Amerika'ya rağmen bir operasyon yapmaktan korkmakla suçlamak ve bu suçlama sayesinde hükümetin yıpranmasını ummak.
Bu hesap tutar mı tutmaz mı bilemem ama hükümetin suçlamadan etkilendiği ve komplekse sürüklendiği görülüyor.
Operasyon sıkıştırması resmi kanaldan değil de dolaylı olarak medya üzerinden hareket eden Genelkurmay'dan da gelince, işler daha da sarpa sarıyor hükümet açısından.
İşin terörle mücadele cephesinde, Türk-Irak sınırının güneyine doğru yapılacak kimi sınırlı operasyonların terörle mücadelede yararlı olacağını savunan da var, tam tersine operasyonların bir sonuç alamayacağını savunan da. Tabii, yapılmak istenen operasyonun siyasi ve askeri hedeflerini bilmediğimiz, düşünülen kapsam hakkında bir fikir sahibi olmadığımız için bu konuda konuşmak zor.
Esasen terör, 90'lı yıllardaki seviyesinde değil. O zamanki gibi 100-150 kişilik PKK'lı grupları ortada görülmüyor. Zaten PKK'nın da yöntem olarak doğrudan çatışma yerine uzaktan kumandalı patlayıcılarla can aldığı da biliniyor.
Yani, nerede kimi arayacaksınız ve avlayacaksınız çok belli değil.
Ancak öte yandan sınırdan sızmaların önlenmesi konusu tabii çok önemli. Geçmişte Türkiye bu sınır sızmalarını Güney'e yer yer 25 kilometre derinlikte inerek asgari düzeye indirmişti. Şimdi aranan da benzer bir imkân olabilir.
Ama hepsinden önemlisi, PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki otonom Kürt bölgesinde serbest hareket etmesinin önüne geçmek. Geçmişte, oradaki Kürt yönetimi Türkiye'ye bağımlı olduğu için PKK'ya bu serbestiyi tanımıyordu ama şimdi bölgede patron değişti, özellikle Barzani sırtını Amerika'ya dayamanın verdiği güvenle Türkiye'ye dostça olmayan bir muamele yapabiliyor.
İşin üçüncü cephesi olan dış politika cephesinde aslında durum o kadar da karmaşık değil. Irak Amerikan işgali altında ve bu ülkenin toprak bütünlüğünden Amerika sorumlu.
Amerikan uçaklarının Türk hava sahasını ihlal ettiklerinin açıklanması ne kadar doğru oldu tartışılır ama açıklama yapıldı artık, şimdi bununla yaşayacağız. Acaba hava sahamızı ihlal eden Amerikan uçakları herhangi bir aşamada Türk uçaklarıyla karşılaştı mı, bunu bilmiyoruz ama gazetelerde günlerdir bizim F-16 savaş uçaklarımızın da sınır boyunda keşif uçuşu yaptıkları yazılıyordu. Kürt medyası son zamanlarda Türk kara ve hava güçlerinin sınırın öteki tarafına geçtiklerini iddia ediyor.
Bundan bir süre önce Türkiye, Başbakan düzeyinde Amerika'yı operasyon konusunda uyarmış, 'Sabrımız taşıyor' demişti. O zaman, büyük ihtimalle Amerika'nın devreye girip Kürt liderlere bastırması sonucu PKK eylemlerine son vermişti.
Şimdi aynı süreç tekrarlanıyor olabilir. Yani Türkiye ciddiyetini sergiliyor. Amerikan uçaklarının Türk hava sahasını ihlal etmeleri yeni bir gelişme olmakla birlikte sonuç yine aynı olabilir, PKK yeniden eylemsizliğe geçebilir.
Ancak dış politikanın iç politika gibi yapılması ve bu politikanın uygulanmasında iç politikadakine benzer kurumsal ayrılıkların öne çıkıyor olması, orta-uzun vadede PKK terörü sorununun çözümüne yardımcı olan bir şey değil.
Ama bazı şeyler de artık inkâr edilemez kesinlik kazanmış durumda: Kuzey Irak'taki otonom Kürt bölgesi yönetimi Türkiye'ye karşı iyi komşuluk göstermiyor, Türkiye'de sivil-asker demeden can alan bir terör örgütünü koruyup kolluyor ve ona barınma imkânı sağlıyor.
Bu duruma çok da uzun süre sessiz kalınamaz.