Laiklik elden gidiyor demek doğru mu?

Türkiye'deki siyasi partiler -kazara iktidara gelse CHP de dahil- dini siyasete alet ediyor.

İki gündür kendimce yeni bir 'sosyal kümeler' teorisi yazmaya, iki kümeyi tanımlamaya çalışıyorum. Dün bu köşede bu kümelerden biri olan, yabancı korkusu ve düşmanlığına dayalı zenofobikler kümesini uzun uzun anlatmaya çalıştım. Bugün ilk gün kabaca söz ettiğim diğer kümeyi, 'dağdan gelip bağdakini kovanlar'a karşı 'bağın sahibi ve bekçisi' olduklarını düşünenlerin kümesini yazmak istiyorum.
Ben hep Türkiye'de siyasetin Prof. Dr. Şerif Mardin'in söylediği, Prof. Dr. İdris Küçükömer'in de üzerine onca şey yazdığı merkez-çevre teorisiyle açıklanabildiğine inandım.
Bana göre Türkiye'de toplumu iç içe geçmiş çemberler olarak hayal edecek olursak, bu çemberlerin en ortasında 'merkez'i güçler/kişiler oturuyor. Çemberlerden dışarı doğru gittikçe de toplumun önce orta mahallelerine, sonra da 'kenar mahalle'lerine, varoşlarına, köylerine, mezralarına ulaşılıyor.
Türkiye'de siyaset, dünyanın her yerinde olduğu gibi rant dağıtılarak yapılıyor. Eh, 1950'den beri 'merkez' tarafından 'sağcı' olarak nitelenen partiler iktidarda olduğuna göre bu rant dağıtma işini görece en iyi onlar yapıyor demektir.
Bana göre rant dağıtmak da, illa birilerine haksız çıkar sağlamak anlamına gelmiyor. Elbette bizim siyasi tarihimizi aynı zamanda yolsuzlukların tarihi, yani dağıtılan haksız çıkarların tarihi olarak da okumak mümkün ama az sayıda insana haksız çıkar dağıtanlar aynı zamanda kalabalıkları da en dış çemberlerden daha iç çemberlere doğru taşıma işini de yaptılar, yapıyorlar.
Bana soracak olursanız, bu dış çemberlerden içeri adam taşıma işini,
taşıdığı insan sayısına bakarak en iyi beceren parti Demokrat Parti olmuş ama beş yıla yaklaşan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı da bence DP ile at başı gidiyor.
İşte o dış çemberden, toplumun mezralarından, köylerinden, varoşlarından kopup gelenler bugün merkeze yaklaşmaya başladı. Esasen kökeni o dış çemberler olan politikacılar ise merkezin de merkezinde oturuyorlar. Bugün bile 'Kasımpaşa kabadayısı' diye anılan, yani bir nevi ikinci (belki de üçüncü, beşinci) sınıf kabul edilen Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olması ihtimali merkezdekileri bu nedenle delirtiyor.
Evet, bence Türkiye'deki çekişme dinci-laik çekişmesi değil, tarife çalıştığım bu zümre çekişmesi. Zaten çekişmeyi dinci-laik çekişmesi haline getirmek için gerçek anlamda bir çaba da sarf edilmiyor.
Görevdeki yedi yılında o merkezle koalisyon kurup onun temsilcisi haline gelen Cumhurbaşkanı bile çıkıyor, 'Rejim ağır tehdit altında'
diyor. Onun bu sözlerini merkezdeki taraftar kitlesi 'Laiklik elden gidiyor' diye okuyor.
Oysa 'laikliğin elden gitmesi' yani Türkiye'nin pozitif hukuktan vazgeçip şeri hukuka geçmesi, teokratik bir devlet haline gelmesi çok ama çok uzak bir ihtimal. Bu nedenle de sokakta, sıradan insanların arasında gerçek bir inandırıcılığı yok bu cümlenin.
Gerçek olan, Türkiye'de laikliğin aşındırılıyor olması ve daha da aşındırılmak istenmesi. Türkiye'de laikliği aşındırmaya ilk başlayan parti İsmet Paşa'nın CHP'si olmuş, sonra da bu aşınma hızlanarak devam etmiş.
1930'ların laiklik anlayışı veya Mahmut Esat Bozkurt'un laiklik anlayışı çok geride kalmış, bugün pek çok şey, ezanın Arapça okunmasından Kuran kurslarına, imam-hatiplerden türbanın sokaktaki görünürlüğüne kadar pek çok şey kazanılmış 'hak' haline gelmiş.
Laikliğin aşındırılması, giderek anlamını kaybetmesi dünyanın dört bir yanında ciddi bir siyasi bölünmenin ve mücadelenin konusu. Ama konuya 'Laiklik elden gidiyor' diye girmiyor kimse. Batı'da olan siyasi mücadele bizde yok, olsaydı 'laik' DSP bu ülkenin Milli Eğitim Bakanlığı'nı uzun yıllar yönetti, bilimsel eğitime sirayet eden dinci dogmaları, en azından biyoloji dersindeki 'akıllı tasarım'ı temizlerdi ama bunu yapmadılar.
Sıra oy almaya geldiğinde Türkiye'de dini hassasiyetlere açıkça karşı çıkacak, bir yandan gerçek dini özgürlükleri savunurken bir yandan da eğitimi ve kamusal hayatı dinsel dogmalardan temizleyeceğini açıkça söyleyecek bir partimiz yok, bunu kabul edelim. Bu anlamda Türkiye'nin bütün siyasi partileri 'dini siyasete alet ediyor.' Evet, kazayla iktidara gelse CHP de dahil.
O yüzden diyorum Türkiye'deki mevcut kavga dinci-laik kavgası değil bir zümre kavgası, 'dağdan gelip bağdakini kovan'la o bağın
sahibi ve bekçisi olduğunu düşünenin kavgası.