Laiklik uygulamalarının güvencesi

Anayasa Mahkeme-si'nin kuruluş yıldönümü dün kutlandı. Mahkeme, her yıl yaptığı gibi bu yıl da kuruluş yıldönümünde uluslararası bilimsel toplantılarla anayasa yargısı ve sorunlarını tartıştı.

Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıldönümü dün kutlandı. Mahkeme, her yıl yaptığı gibi bu yıl da kuruluş yıldönümünde uluslararası bilimsel toplantılarla anayasa yargısı ve sorunlarını tartıştı.
Anayasa Mahkemesi bizim sistemimize 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrası hazırlanan anayasa ile girdi. 27 Mayıs'a giden yolda Demokrat Parti iktidarının sınırsız güç kullanımı etkili olmuştu. O dönem geçerli olan 1924 Anayasası'nda, Meclis'in çıkaracağı kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyen bir mekanizma yoktu.
Bu modern ve önemli kurum darbe sonrası anayasasına girdi ve oluşturuldu. Kararları tartışılsa ve zaman zaman eleştirilse de Anayasa Mahkemesi, Türkiye'nin gerçek hukuk devleti olması yolunda atılmış en önemli adımlardan biri, oluşturulmuş en önemli kurumlardan biri.
* * *
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte tartışılacak, hatta zaten tartışılmakta olan konulardan biri de, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin gücünün artık sınırlanamayacak olması ihtimali.
Geçmişte, artık görev süresinin son günlerine giren Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 'laik rejimin güvencesi' gibi görülmesi, Sezer'in Çankaya Köşkü'nde iktidarın çıkardığı yasaları ve yapmak istediği uygulamaları sınırlıyor olma-sından kaynaklanıyordu.
Mevcut anayasamızın Cumhurbaşkanlarına örtülü bir 'demokrasinin fren ve denge mekanizması olma görevi' verip vermediği çok tartışılıyor. Sezer, böyle bir görevi varmış gibi davrandı, bu tutumu beğenen var, eleştiren var.
Şimdi Sezer'in gidiyor ve yerine de Abdullah Gül'ün geliyor olmasının yarattığı başlıca endişe bu 'fren ve denge' mekanizmasının ortadan kalkması endişesi.
Elbette demokrasilerin fren ve denge (İngilizcesi 'cehks and balances') mekanizmalarına ihtiyacı var. Bunun ideali, üç temel erkin, yani yasama, yürütme ve yargının birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış olması hali. Buna 'sert kuvvetler ayrılığı' deniyor, en iyi örneği de Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşıyor.
Bizim Anayasamız parlamenter bir sistem öngördüğü, bu sistem içinde yürütme erki parlamento çoğunluğundan çıktığı için aslında bir yerde yasama ile yürütme tek bir elde toplanıyor. Yani bizde uygulanan sistem, Anayasa'nın kendi içindeki çelişkiler yüzünden, hem kuvvetler ayrılığı arzuluyor hem de kuvvetler birliğini emrediyor.
Böyle olunca da, gerçekte ortada denge ve fren görevi yapacak tek bir kurum, yargı kalıyor. Tabii burada esas görev Anayasa Mahkemesi'ne düşüyor.
* * *
Bizim Anayasamıza göre Anayasa Mahkemesi üyeleri, çeşitli meslek gruplarından gelen kişiler arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Bu atamaları yaparken Cumhurbaşkanını sınırlayan çok az kural var.
Bizim Anayasa Mahkeme-mizin 11'i asıl, 4'ü yedek olmak üzere toplam 15 üyesi var. Burada önemli olanlar elbette asıl üyeler.
Baktığımızda mevcut 15 üyeden 11'inin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından seçildiği görülüyor. Tabii mahkeme üye sayısının üçte ikisinin Sezer tarafından atanmış olması kasıtlı bir şey değil, üyeler 65 yaşını doldurduklarında emekli oluyorlar, emekli üyenin yerine de Cumhurbaşkanı atama yapıyor.
Örneğin bugün mahkemenin iki asıl üyesi olan Başkanvekili Haşim Kılıç ve üye Sacit Adalı, Turgut Özal tarafından oraya atanmış üyeler. Birkaç ay sonra emekli olacak olan Başkan Tülay Tuğcu ile 2013'e kadar görev yapacak olan asıl üye Fulya Kantarcı ise Süleyman Demirel tarafından atanmış.
Peki acaba 16 Mayıs 2007 günü göreve başlayıp 16 Mayıs 2014'e kadar kalacak olan Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı olarak Ahmet Necdet Sezer'in vurduğu damga gibi bir damga vurabilecek mi mahkemeye?
Gül'ün görev döneminde 8 üyelik boşalacak. Yani Gül mahkeme üyelerinin yarıdan bir fazlasını değiştirecek kendi 7 yıllık görev süresinde. Ancak, Gül'ün yapacağı atamalar, mahkeme asıl üyelerinin çoğunluğunu değiştirmeye yetmeyecek.
Gül, birkaç ay sonra emekli olacak Tülay Tuğcu'nun, 2010'da emekliye ayrılacak Abdullah Necmi Özler ile Sacit Adalı'nın, 2013'te emekliye ayrılacak Fulya Kantarcı'nın yerine dört asıl üye seçecek.
Yine Gül Cumhurbaşkanı olarak yedek üyeler Ali Güzel (2008), Mustafa Yıldırım (2010), Cafer Şat (2010) ve Fettah Oto'nun (2011) yerine yedek üye atamaları yapacak.
Bu durumda, Gül'ün mahkemenin dengesini, diyelim türbanın serbest bırakılmasından yana çevirmesi imkânsız olacak, diyebiliriz.
Kısacası Anayasa Mahkemesi, önümüzdeki yıllar boyunca da sistemin denge ve fren mekanizması olmaya devam edecek, kurulduğu günden beri olduğu gibi.