Malatya'da ne oldu?

Malatya katliamı soruşturması, bu tür katillerin asla yalnız olmadıklarını bir daha hatırlatıyor.

Malatya'daki katliamı herkes biliyor. Aslında ilk bakışta ortada soruşturma yapacak çok fazla şey yokmuş gibi de duruyordu, çünkü bugünkü sanıklar suç mahallinde bir nevi suçüstü halinde yakalanmışlardı zaten.
Belki de bu yüzden, yani işin içinde çok fazla sır olmadığı izlenimi yüzünden medya da ilk dönemde olaya yeterince ilgi gösterdi, sonra da Malatya'yı unuttu.
Savcı davasını açıp dava dosyasının tamamı müdahil avukatlara verildiğinde vahim gerçek yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.
İlk ortaya çıkan bilgi, savcının sanıklardan çok ya da en azından sanıklar kadar olayın mağdurlarını, yani maktulleri araştırdığıydı.
Sanki vahşice cinayetlere kurban gidenler suçluydu. Savcı, onların yaptığı ve yasalarımıza göre de suç olmayan misyonerlik-Hıristiyanlık propagandasını ayrıntılarıyla araştırmıştı. Şimdi bu dosya sanık avukatlarına da verildi doğal olarak. Yani, savcı eliyle soruşturulmuş Malatya ve kim bilir başka nerelerdeki Hıristiyanlık propagandası grubu ile ilgili bütün bilgilerin 'ilgili' kişilerin eline geçmesinin önünde hiçbir engel yok! Bu, Hıristiyanlığa ilgi duymuş ve maktullerle ilişkisi olmuş herkes için potansiyel bir tehdit. Bunu bir kenara yazalım bir kere.
Ardından avukatlar dava dosyalarını inceledikçe soruşturmanın ilginç detayları da kamuoyuna mal olmaya başladı. Sanıkların polis, asker ve savcı kimlikli kimi kişilerle ilişkisi olmuştu. Suçu işlemezden önce tam 106 ayrı cep telefonu kullanmışlardı. Sanıklardan biri, daha doğrusu olayın elebaşı, suç işlenmezden sadece birkaç gün önce kurusıkı tabancasıyla atış talimi yaparken polis tarafından gözaltına alınmış, sonra da hemen serbest bırakılmıştı. Suç mahalline de o talim yaptığı tabancasıyla gelmişti.
Geçmişte Türkiye'de misyonerlik faaliyetlerinin birer 'beşinci kol' faaliyeti olarak görüldüğünü, milli güvenliğe tehdit sayıldığını MGK kararlarıyla biliyoruz.
Acaba Malatya'daki bu yayınevi polis veya başkaları tarafından izleniyor muydu?
Büyük ihtimalle evet.
O zaman bunca gözetim altında bu vahim cinayetler nasıl işlenebildi?
Cinayetlerin failleri, başka bütün bu çeşit siyasi içerikli cinayette gördüğümüz gibi şu veya bu kadar bu devletin emniyet güçleriyle bir bağlantıya sahipler.
Bunun en bariz ve gizlenemez halini Hrant dink cinayetinde gördük. Cinayetin azmettiricisinin polis ajanı olduğu ortaya çıktı. Malatya olayında da polis-asker-savcı irtibatı var ama bunlar bireysel irtibatlar mı yoksa kurumsal bazı şeyleri de içeriyor mu, bunu bilmiyoruz.
Fakat Malatya katliamı soruşturmasında ortaya çıkan skandal düzeyindeki olaylar, bize bu çeşit katillerin hiçbir zaman gerçekten yalnız olmadıkları gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor.
Malatya soruşturmasını yakın takibe almaya devam edeceğiz.