Martin Luther King Jr.

Geldiğimiz noktada esasen hâlâ bir Martin Luther King Jr. aranıyor. DTP bu yolu açmadı.

Bu ismi herhalde çoğunuz biliyorsunuz. Ünlü Amerikalı siyahi medeni haklar savunucusu. Onun 1964'te düzenlediği 'Washington'a Büyük Yürüyüş'ü ve sonunda Washington'da yaptığı, 'Bir Rüyam Var' (I have a dream)
diye başlayan ünlü konuşma, Amerika'da siyahların eşit haklar mücadelesinin en önemli noktalarından biri.
Martin Luther King gibilerin yaptığı mücadele sonunda Amerika'da çok önemli eşitsizlikler sona erdi. Bu mücadelenin temelinde, barışçı sivil itaatsizlik yatıyordu. İlk büyük eylem, 1955'te Rosa Parks adlı siyahi bir kadının, Alabama'nın Montgomery kasabasında belediye otobüsünde beyazlara ayrılan bir koltuktan kalkmamakta direnmesi üstüne yapılan boykottu.
Medeni haklarını isteyen, eşitlik isteyen siyahlar, onun öncülüğünde boykot yaptılar, sessiz yürüyüşlerle polisle karşı karşıya geldiler ama hiçbir zaman şiddete başvurmadılar, çoğu zaman polisin ağır saldırısında sessizce dövüldüler, kendilerini savunmak için bile el kaldırmadılar.
Peki Amerika'da siyahların eşitlik mücadelesi için eline silah alan olmadı mı? Oldu. 'Kara Panterler' açıkça bir terör örgütüydü ama 1968'de kendisi de bir suikasta kurban gidecek olan Martin Luther King'in başlattığı hareket daha en başından itibaren 'Kara Panterler'i marjinalize etti, siyahi toplum da şiddete prim vermedi, şiddetin tam tersi bir etkiyle kendi mücadelelerinin meşruiyetini zedelediğini gördüler.
Ve sonunda şiddete yanaşmayanlar kazandı, yasalardaki, yönetmeliklerdeki
ırkçılık onlar sayesinde ortadan kalktı. Gündelik hayatta fiilen varolan ırkçılık çeşitlerinin hâlâ tam olarak kalktığı söylenemez belki ama alınan mesafede hem King'in hem de onun şiddete dayanmayan sivil itaatsizliğinin önemli rolü oldu, hâlâ daha olmaya devam ediyor.
***
Türkiye'de yaşadığımız Kürt sorununun temelinde sadece iktidara ortak veya kendi iktidarını kurma olma çabası yatmıyor, işin bir de 'medeni haklar' boyutu var. Vatandaşlarımızın bir bölümü, kendilerini yeterince
'eşit' hissetmiyorlar. Bu eşitsizlik hali sadece ekonomik konularda değil, onlar kendilerini kanun önünde veya devlet otoritesi kullanan güçler önünde de 'eşit' hissetmiyorlar.
Hissetmiyorlar da ne yapıyorlar? Pek çoğu hiçbir şey. Memnuniyetsizliğini, kendisine yapıldığını düşündüğü ikinci sınıf vatandaş muamelesini sineye çekiyor, hatta içselleştiriyor ama öfkesini de içinde taşıyor. Pek küçük bir bölümü ise eline silahı aldı, dağa çıktı. O dağa çıkanların yarattığı şiddet yüzünden, ezici bir çoğunluğu Kürt olan 40 bine yakın insan öldü, son 23 yılda.
Ve maalesef Kürtlerin içinden bir Martin Luther King Jr. çıkmadı. Medeni haklar mücadelesinde şiddeti bir yöntem olarak benimsemeyen, benimseyenlerle arasına kesin bir çizgi çeken, barışçı sivil itaatsizlik eylemleriyle soruna dikkat çeken ve sorunların çözümü için bir anlamda siyaset yapan biri veya birileri olmadı. Bu iddiayla ortaya çıkanlar olmadı değil ama onlar ya etkili olamadılar ya da bir yanda devlet bir yanda da dağa çıkanlar tarafından çıktıkları
yoldan hemen geri döndürüldüler.
***
Bugün geldiğimiz noktada esasen hâlâ bir Martin Luther King Jr. aranıyor. Demokratik Toplum Partisi'nin bağımsız milletvekilleri bu yolu açabilirdi ama açmamayı tercih ettiler, PKK'ya terör örgütü damgasını vuramadılar, PKK terörüyle aralarına kesin bir çizgi, aşılamaz bir duvar çekemediler.
Ama emin olun, bir gün o duvarı çeken birileri ortaya çıkacak ve ancak o zaman umutlu olabileceğiz.