Nasıl oy verilir?

Falanca parti, filanca partiyi engelleyeceği için değil, bizi temsil edebildiği için oyumuzu almalı.

Bugünlerde gazete köşelerinde en çok gördüğümüz yazı türü, kime neden oy vereceğini açıklayan yazılarla kime neden oy verilebileceğini veya verilmemesi gerektiğini söyleyen yazılar.
Kendi adıma konuşayım, ben hayatımda belki de ilk kez oyumu gerçekten içimden geldiği gibi ve gönül huzuru içinde atacağım. Bu ilk kez başıma geldiği için kendimi epey bir ferahlamış, rahatlamış hissediyorum.
Kime oy vereceğimi burada açıklamayacağım. Kendi kişisel tercihlerimi burada herkesle paylaşmak istemem çünkü. Ama hayatımda ilk kez sahip olduğum bu gönül rahatlığıyla oy verme duygusundan söz edebilirim.
* * *
Nasıl oy verilir? Veya neye oy verilir?
Başta söyledim, size gönül rahatlığı içinde oy verdiğiniz hissini yaşatacak bir siyasi partiye veya kişiye oy vermek, şart.
Ama diyeceksiniz ki, bu duyguyu bir türlü yaşayamıyoruz, hep elimiz geri gide gide birisine oy veriyoruz.
Doğru, temsili demokraside böyle bir sorun var. Partilerimiz sonuçta kitle partisi ve o yüzden de bir çeşit 'şemsiye' organizasyon. Ve bazen oy vermeyi düşündüğünüz 'şemsiye' sizin her tarafınızı örtmüyor olabilir. O zaman da pek de gönül huzuru içinde olmadan oy verirsiniz.
Hatırlatmama izin verin: Pozitif güdülerle, 'iyi'yi seçmek için oy verdiğinizi veya vereceğinizi varsayıyorum.
* * *
Evet, bir de negatif oy verme davranışı var. Yani, istediğiniz birisi veya bir parti iktidar olsun diye değil de, istemediğiniz biri veya bir parti iktidar olamasın diye oy vermek.
İtiraf edeyim, bu güdüyü hiçbir zaman anlamadım. Elbette benim istemediğim pek çok parti veya kişi oldu, hâlâ daha var. Ama ben, oy verirken salt o olmasın diye aslında hiçbir zaman oy vermeyeceğim bir partiye yönelmedim, yine kendimce pozitif bir seçim yaptım, en fazla oy kullanmadım.
* * *
Bir de cezalandırıcı oy verme var. Benim oy vermeyi düşündüğüm partinin yönetimini mi beğenmiyorum, ona ceza veriyorum ve oy atmıyorum. İçimden de partimin oyunun düşmesini, bu yolla yönetiminin değişmesini umuyorum.
Bu da benim anladığım, onayladığım bir oy verme davranışı değil. Ben, siyasetin kişilerle değil fikirlerle yapıldığına inananlardanım. Eğer benim beğenmediğim o kişiler partinin fikriyatını sürdürüyorsa onlara oy veririm yok fikirlere de ihanet etmişlerse zaten o parti benim için bitmiştir.
* * *
Etrafınızı gözleyin, kendinizi yoklayın. Bu davranışlardan bir veya birkaçını ya kendinizde ya da etrafınızda göreceksiniz.
Oysa bir de gönül rahatlığı içinde oy kullanmak var. Kimi beğeniyorsanız, kimin bu ülkeyi daha iyiye götüreceğine, kimin sizin sesinizi de duyuracağına inanıyorsanız ona oy vermek.
Oy verdikten sonra vicdan azabı çekmemek, aradan bir-iki yıl geçtikten ve oy verdiğiniz parti asla onaylamayacağınız bir şeyi yaptıktan sonra 'Elim kırılsaydı da vermeseydim' dememek için, bence hep pozitifi seçmeliyiz.
Falanca parti filanca partiyi engelleyecek yegâne parti olduğu için değil veya filanca partinin gücünün sınırlanması için değil, görüşleriyle bizi temsil edebildiği için oyumuzu almalı.
Bu arada partilerin dün sabah gökten düşmüş organizmalar olduklarını da sanmamalıyız. Hepsinin bir geçmişi de var ve bu geçmiş bizi pozitif veya negatif oy kullanırken de aydınlatmalı, bize bir fikir verebilmeli.
Gerçekten de en iyisi gönül huzuru içinde oy vermek. Size de tavsiye ederim.