Neler oluyor dünyada...

Bizde CNBC-e'de ve şimdilerde birde yeni açılan e2'de yayımlanmakta olan '24 adlı' dizi, izleyenler bilir, ciddi hastalık yapan dizilerden. Bu diziyi Amerika'da Rupert Murdoch'a ait ve artık bizde de...

Bizde CNBC-e'de ve şimdilerde birde yeni açılan e2'de yayımlanmakta olan '24 adlı' dizi, izleyenler bilir, ciddi hastalık yapan dizilerden. Bu diziyi Amerika'da Rupert Murdoch'a ait ve artık bizde de aynı isimle birkaç kanaldan birden yayın yapan Fox yayımlıyor.
Belki biliyorsunuz, bu dizinin bir önceki sezonu Türkiye'de neredeyse resmi düzeyde tepkilere neden oldu. Bir önceki sezonda, Amerika'da nükleer bombalar patlatmak isteyen İslamcı teröristlerin kuryelerinden biri bir Türk'tü.
Bizde hemen tepkiler başladı, vay efendim bir Türk nasıl terörist olarak gösterilirmiş diye. Oysa o tepkilerden 8-10 ay önce öz be öz Türk olan Kaide mensubu teröristler, Usame bin Ladin'den doğrudan aldıkları emirle önce iki sinagogu, sonra da İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosluğu ile HSBC bankasının genel müdürlük binasını bombalamış, onlarca insanın ölümüne neden olmuşlardı.
Her neyse, Türklerden de İslamcı terörist olduğu gerçeği bir yana, dizinin sadece ilk bölümlerinde geçen bu Türk kurye meselesini biz gerek Başbakan ve gerekse Dışişleri Bakanı seviyesinde Amerika nezdinde resmen de protesto ettik, karşılık olarak da 'Özgür medyaya karışamayız' cevabını aldık.
Hatta daha sonra gösterime giren ve Amerikalılar hakkında hiç de iyi bir fikir vermeyen 'Kurtlar Vadisi-Irak' adlı film ABD hükümetini rahatsız ettiğinde biz cevabımızı filmin Ankara'da yapılan özel gösterimine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katılıp filmi övmesiyle verdik bir nevi.
Sonra gün oldu, devran döndü, 24'ün yayıncısı Fox, Türkiye'de bir televizyon alacak oldu. Bu tabii sancılı bir süreçti, her şeyden önce bizim yasalarımıza göre yabancıların televizyonların yüzde 25'ten fazlasına sahip olması mümkün olmadığı için göz göre göre bir muvazaa yapılması gerekti. Tabii bütün bu işler bizde hükümetlerin şu veya bu kadar dahli olmadan yapılamaz, hükümetler en azından olan bitenden bilgi sahibi olurlar. Hele hele bir televizyon istasyonunun el değiştirmesi
söz konusu olduğunda resmi düzeyde konunun yakından izlenmesi kaçınılmazdır.
Her neyse, zor durumdaki İhlas Holding'e ait olan TGRT televizyonu birkaç hafta önce resmen Fox oldu. Ondan önce Digitürk'te 'Fox Life' adlı bir başka kanal da açılmıştı.
Ondan da önce Fox'un çocuk ve spor kanalları zaten Digitürk üzerinden izlenebiliyordu. Yani Rupert Murdoch artık Türkiye'nin de medya patronlarından biri.
Peki bütün bunların '24 adlı' dizi ile ilgisi ne, diyeceksiniz haklı olarak. Yanlış bilmiyorsam CNBC-e geçenlerde bu dizinin son sezonunun yayımını tamamladı. Yani, dizinin meraklıları öykünün tamamını bildiğine göre benim de bu yazıyı yazmamda bir sakınca yok.
Dizinin bir önceki sezonu Türkiye'yi ve Türkleri kızdırdı diye mi, yoksa Türkiye ile hiç ilgisi olmayan bir sebeple mi bilmiyorum, bu sezon dizinin en antipatik, ilk görüldüğü andan itibaren en sevilmeyesi ve sonunda da Jack Bauer'e ihanet eden tipi olan Miles isimli görevlinin soyadı neydi biliyor musunuz?
Ben söyleyeyim: Papazyan'dı, yani o bir Ermeni idi.
Günahı dizinin yapımcılarının ve yazarlarının boynuna ama bu karakterin bir Amerikalı Ermeni olması, bana sanki bir önceki sezonun Türkiye ve Türklerle ilgili tartışmalarına karşılık bir şeymiş gibi geliyor.
'Bir şeymiş' diyorum, ne olduğunu bilemediğim için. Eğer bu yolla, bir önceki sezon kendilerini hakarete uğramış hisseden Türklerden
özür dileniyorsa böyle bir özür olamaz. Çünkü bir hakaretin karşılığı net bir özürdür, başka birine hakaret değildir, olmamalıdır.
Yok bu yapılan ne özür ne başka bir şey, sadece 'sanatsal yaratıcı'nın
özgür iradesiyle yaptığı bir şeyse, o zaman tabii diyecek bir şey bulamıyorum ama yine de bu tesadüf ister istemez dikkatimi çekiyor.