PKK'yı köşeye sıkıştırmak

PKK'yı eylemsizleştirmekle eşzamanlı yapılması gereken işler de var: Türkiye'nin 1999'dan beri ihmal ettiği ama son yıllarda yapmaya başladığı köklü işler.

Terör yeniden herkesin dilinde. Hele dün Meclis çatısı altında yapılan konuşmalara bakacak olursanız ciddi savaş tamtamları çalınıyor. Ama herkesin aksine, mevcut durumun Türkiye'ye doğru kullanması halinde ciddi ve önemli bir tarihi fırsatı sunduğunu düşünüyorum. Fırsat, PKK'yı köşeye sıkıştırma ve marjinalleştirme yoluna sokma fırsatı esas olarak.
Herhalde bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi, hükümete gerekirse PKK ile mücadele için sınır ötesine asker gönderme yetkisi veren tezkereyi kabul edecek. Esasında bu tezkereye hukuken ne kadar ihtiyaç olduğu konusu tartışmalı, ama şurası gerçek: Tezkereye esas olarak Türk diplomasisinin ihtiyacı vardı.
Amerikan Kongresi'ndeki Ermeni tasarısı ile tezkere tartışmalarının aynı döneme gelmesi de Türkiye'nin avantajına. Bu sayede Amerikan yönetimi, özellikle Kuzey Irak yönetimi üzerinde daha fazla baskı uygulayabilir. Zaten Türkiye'nin de eline tezkereyi aldıktan sonra yapacağı ilk iş bu; özellikle Barzani'yi PKK'yı sınırlama, hatta askeri anlamda hareket edemez hale getirmeye zorlama.
Yoksa ben bugünden yarına bir sınır ötesi operasyon beklemiyorum ama şunlar olabilir: Barzani isteksiz davranırsa, Türkiye'nin blöf yapıp yapmadığını görmek isterse, mutlaka sınırın öte yanına tugay düzeyinde geçişler olacak, PKK'nın sınıra yakın bölgelerdeki 'üs'leri ve lojistik depolarının yok edilmesi için süresi birkaç günle sınırlı, katılımı ise tugay düzeyinde operasyonlar olabilecektir. Ve bu operasyonlar, geçmişin tersine açıkça ilan da edilecek, yani yapıldığı asker tarafından doğrulanmakla kalmayıp açıkça ilan da edilecektir.
Burada bütün amaç, Barzani başta olmak üzere Kuzey Irak yönetiminin PKK'yı önce sınırlamasını, ardından da silahsızlandırmak için gereken çabayı göstermesini sağlamak olacaktır. Yani bugün itibarıyla Türkiye'nin PKK ile mücadelesi başka bir boyuta taşınmış olacak.
PKK'nın eylem yapamaz hale getirilmesi ile eşzamanlı yapılması gereken başka işler de var. Bunlar Türkiye'nin 1999'dan beri ihmal ettiği ama son yıllarda yapmaya başladığı köklü işler. Terör bölgesine halen ciddi yatırımlar yapılıyor, bunların kesintisiz devamı gerek. Bölgede asfalt olmayan yol kalmadı gibi bir şey, şimdi bunu diğer altyapı hamleleri izlemeli, özellikle Diyarbakır için özel sosyal projeler uygulanmalı.
PKK'nın eylem yapamazlığı sürekli havuç-sopa politikasıyla sağlanırken Kuzey Irak'la ilişkiler de güçlenmeli, bölgenin Türkiye'ye bağımlılığını artırıcı ekonomik girişimler hız kazanmalı.
Ve aynı anda demokratik süreç de mutlaka kesintisiz biçimde ileriye doğru gitmeli, 2009'da yapılacak yerel seçimler için şimdiden bölgede siyaset yapılmaya başlanmalı.
Unutmayın, PKK'nın panzehiri sivil siyasettir. Kürt sorununun çözümü de siyaset yoluyla olacaktır, başka bir yolla değil. Bugün herkesin ağız birliği etmişçesine saldırdığı Demokratik Türkiye Partisi ve onun milletvekilleri, PKK şiddetini sona erdirmenin de anahtarıdır aynı zamanda. Onları dışlamak terör ateşine körükle gitmek anlamına gelir.
Biliyorum Türkiye'nin morali bugünlerde çok bozuk. Her gün gelen şehit haberleri insanlarda bir öfke birikimi yaratıyor.
Ama her karanlığın bir şafağı da var, unutmayın.
Türkiye bugünden başlayarak kartlarını doğru oynamayı başarırsa, PKK'yı 1999 sonrası düştüğü durumdan bile daha marjinal bir konuma itebilir.
Bu fırsatı Türkiye'nin elinden kısa dönemde alabilecek tek şey, PKK'nın ani bir kararla eylemsizlik açıklaması yapması olabilir. Ama unutmayın, PKK bir terör örgütü, beslenme kaynağı da terör. Eninde sonunda yeniden teröre başlar. O zaman da Türkiye bugün kaldığı yerden devam eder.
Zaman PKK'nın aleyhine işliyor.