Referandum var...

Haberiniz var mı, bu pazar referandum-da oy vereceğiz, dört şeyi birden oylayacağız.

Gerçekten haberiniz var mı, bu pazar referandumda oy vereceğiz. Eğer hâlâ almadıysanız seçmen kartınızı almak için bugün son gününüz olabilir.
Peki referandumda neyin oylanacağından haberiniz var mı?
Aslında dört şeyi bir arada oylayacağız, ya kabul edecek ya da reddedeceğiz.
1. Cumhurbaşkanını bundan sonra halkın doğrudan oylarıyla seçmek;
2. Cumhurbaşkanının görev süresinin 7 yıldan 5 yıla indirilmesi ve aynı kişinin iki kez cumhurbaşkanı olabilmesi;
3. Milletvekili genel seçimlerinin 4 yılda bir yapılması;
4. Meclis'te seçimler dahil bütün oylamalar için 'toplantı yeter sayısı'nın 184 olması.
Bu dört konudaki anayasa değişikliği paketine toptan evet veya hayır denilecek.
* * *
Anayasanın nasıl değiştirileceğini belirleyen 175. maddesine anayasa değişiklikleri için gerekirse referanduma gidilmesi imkânı 1987 yılında Turgut Özal tarafından eklendi.
Hatta şöyle diyebiliriz: 1982 Anayasası'nda yapılan ilk değişiklik, onun değiştirilme yöntemiyle ilgili olarak yapıldı.
Turgut Özal başlangıçta bu referanduma çok hevesliydi. Önce siyasi yasakların kaldırılması için, sonra da yerel seçimlerin vaktinden önce yapılabilmesi için referanduma gitti.
Her ikisini de kaybedince de bir daha referandum lafını ağzına almadı.
Şimdi üçüncü kez referandum yapacağız bu pazar. Bir siyasi garabet var ortada: Neredeyse kimse referandumla ilgili siyasi kampanya yürütmüyor.
Daha doğrusu AKP tek başına bir evet kampanyası yürütüyor ama bu çok cılız; karşısında hayır kampanyası yürüten bir siyasi organizasyon da yok.
O yüzden ben referandumun sonucundan çok referanduma katılımı merak ediyorum, itiraf edeyim.
* * *
1987 yılında referandumun nasıl yapılacağına ilişkin yasa hazırlanırken Turgut Özal'ın bir cin fikri vardı: Eğer referanduma katılım yüzde 40'ın altında olursa, o referandumdan hayır sonucu çıktığının otomatiğe bağlanmasını istiyordu.
Bu önerinin anlamı, referandum söz konusu olduğunda sadece evetçilerin kampanya yapması ve evet diyecekleri referanduma katılmaya ikna etmeleriydi. Öyle ya, referanduma katılmamakla katılıp hayır oyu vermek arasında fazla bir fark olmayacaktı.
Tabii bu öneri büyük tepki çekti, Turgut Özal da o tepkileri dinlemek zorunda kaldı, önerisini hayata geçiremedi.
Eğer bu öneri yasaya girmiş olsaydı, bugün eveti savunan tek parti olan AKP bir hayli zorlanabilirdi. (Aynen 1987'de siyasi yasaklarının kalkması için mücadele vermek zorunda bırakılan Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş başta olmak üzere siyasetçilerin zorlanacağı gibi.)
* * *
Şimdi o bakımdan ilginç bir referandum yaşayacağız. Bir anlamda Turgut Özal'ın 1987'de arzuladığı düzenlemenin tam tersinin geçerli olacağı bir referandum. Gerçi kimse açıkça 'hayır' kampanyası yürütmüyor ama referandumda hayır çıksın isteyenler, bu isteklerinin yerine gelmesi için gidip oy vermek durumundalar. Referanduma katılmamak, evet çıkmasına yardımcı olmak anlamına geliyor.
Tabii katılımın düşük olacağı tahmin edilen bir referandumdan evet çıkmasını isteyenler için de bu geçerli ama 'hayır'cıların kazanması halinde ortada olan ödül 'evet'e göre çok daha büyük.
Ben referandumdan hayır çıkmasını beklemiyorum, kendi oyum da evet yönünde olacak, ama diyorum ya, çıkacak bir 'hayır' cevabı AKP'nin geleceğe ilişkin planlarını çok ama çok değiştirebilir.