Rektörler '367 şart' dedi mi?

Genel Kurul salonunda 367 vekil olmadan cumhurbaşkanı seçilemeyeceği tezi rektörlerin değil, YÖK Başkanı Teziç'in kişisel görüşü gibi görünüyor.

Yargıtay'ın eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun başlattığı 367 tartışması durup durup yeniden canlanıyor.
Önce tartışmayı, daha doğrusu Kanadoğlu ile bazı Anayasa hukukçularının savunduğu iddiayı aktarayım:

    1. Anayasa'nın 96. maddesi Meclis'in toplanma ve karar alma usullerini belirlese de, bu madde aynı konuda 'Anayasada başkaca hüküm olmayan' durumlar için geçerli. Nitekim bu sebeple kimi konularda oylamalar nitelikli çoğunluk gerektiriyor ve o miktar oy bulunursa oylama kabulle sonuçlanıyor.

    2. İddiaya göre cumhurbaşkanı seçimini belirleyen Anayasa'nın 102. maddesindeki 'üye tam sayısının 2/3'ünün oylarıyla seçilir' ifadesi, 96. maddede sözü edilen 'başkaca hüküm' yerine geçiyor. Aslında buna bir itiraz yok.

    3. Ama iddia sahipleri bu 'başkaca hüküm'ün aynı zamanda o oylamanın yapılacağı toplantı için de özel bir toplantı yeter sayısı getirmek manasına da geldiğini söylüyorlar, asıl tartışma bundan çıkıyor.

    4. Yine iddia sahipleri, Meclis kararlarının Anayasa Mahkemesi'ne gönderilemiyor olması sorununu aşmak için de, Meclis İçtüzüğü'nün ilgili maddesinde 'Cumhurbaşkanı Anayasa'nın 102. maddesine göre seçilir' ifadesini dayanak olarak alıyor, eğer oylamada 367 kişi oy kullanmaz ise bunun 'Yeni içtüzük ihdası' anlamına geleceğinden hareketle Anayasa Mahkemesi'ne gidilebileceğini söylüyorlar.

Kusura bakmayın, yazıya sıkıcı olmak pahasına böyle bir hatırlatmayla girmek zorundaydım, yoksa derdimi anlatamazdım.
Önceki gün, Türkiye'deki üniversitelerin rektörleri, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'in başkanlığında 'Rektörler Komitesi' adı altında toplandı. Aslında, rektörlerin bir araya gelip görüş alışverişinde bulunmalarını engelleyen bir durum yok ama yine de not etmekte fayda var: Rektörler Komitesi diye bir 'kurum' da yok. Rektörlerle YÖK'ü bir araya getiren 'Üniversitelerarası Kurul' var ama onun toplantılarına Milli Eğitim Bakanı da katılıyor. Herhalde bakan istenmediği için 'Rektörler Komitesi' diye bir şey icat edildi. Neyse, çok da önemli değil, dediğim gibi rektörlerin bir araya gelmesini, hatta bildiri yayımlamasını engelleyen bir şey yok, olmamalı da zaten!
İşte bu 'Rektörler Komitesi' önceki gün bir de bildiri yayımladı ve bildiri haberi Radikal dahil gazetelere, 'Rektörler de 367'nin gerekliliğini söylediler' mealinde cümlelerle yansıdı.
Oysa Komite bildirisinin ilgili kısmında 367'den tam da bu şekilde söz edilmiyordu. Metin şöyle:
"Öte yandan, Anayasamızın 102. maddesinde, 'nitelikli toplantı ve karar yeter sayılarını' belirleyen özel hüküm, cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşma sağlanabilmesinin hukuki çerçevesini oluşturmaktadır. Yeter sayılara ulaşılamaması halinde ve dolayısıyla da cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde, 'derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir' hükmü de, uzlaşamamanın yaptırımıdır ve sorunun çözümü de halkın hakemliğine sunulmaktadır.
Bu bakımdan, Anayasamızın 102. maddesi, hukuki yorum yöntemleri ihmal edilmeden, sağduyu ile değerlendirilerek varılacak uzlaşma, gelecekte cumhurbaşkanlığı ile ilgili meşruiyet tartışmalarını da gündemden kaldıracak bir emsal oluşturacaktır."
Görüldüğü gibi 'ittifakla' kabul edildiği söylenen metinde rektörler, 'Oturumda 367 kişi oy kullanmazsa seçim Anayasa'ya aykırı olur' demiyorlar, sadece bu türden iddiaların ileride cumhurbaşkanının meşruiyetini sorgulanır yapabileceğine, bunun da makamı zedeleyeceğine dikkat çekiyor, uzlaşmayla seçim temennilerini güçlendiriyorlar.
Peki bildiride böyle yazıldığı halde neden gazeteler, 'Rektörler de 367 dedi' gibi manşetlerle çıktılar? Bu sorunun cevabı aynı zamanda Anayasa hukukçusu olan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'in gazetecilerin soruları üzerine verdiği bir cevapta gizli.
Teziç, bir soruya cevaben şöyle diyor:
"Muhakkak Meclis'te cumhurbaşkanlığı seçimi için başkan oturumu açtığında kendisi hariç 367 üyenin içerde olması zorunludur. Üçte iki çoğunlukla örtüşür, genelde daha fazla olur bu sayı ancak buradan bir sonuç alınamazsa son aşamaya gelindiğinde yani salt çoğunlukla adayların belirlendiği döneme gelindiği zamanda gene toplantı nisabının üçte iki olma zorunluluğu vardır. Üçte ikinin altındaki bir sayıyla Meclis toplanır, oylama yaparsa bu Anayasa'ya aykırı olur."
Görüldüğü gibi gazetelerin 367 manşetlerinin kaynağı Teziç'in sözleri. Acaba bu sözler bir Anayasa hukuku profesörü olan Erdoğan Teziç'in kişisel görüşleri mi, yoksa bütün rektörler tarafından paylaşılan görüşler mi?
Eğer paylaşılsa, bildiriye de bu şekilde girerdi. Belli ki 367 kişilik toplantı yeter sayısı sağlanmadan oylama yapılmasının Anayasa'ya aykırı olacağı savı, üstelik bu aykırılığın sadece 2/3 çoğunluk aranan ilk iki tur için 276'lık salt çoğunluğun cumhurbaşkanı seçmeye yettiği son iki tur için de geçerli olacağı savı YÖK Başkanı Teziç'in kişisel görüşü.