Savcının görevi ağır

Her yeni bilgi Dink cinayetinin önlenebileceğini gösteriyor. Ancak, yapılanın terör, faillerin de bir ideolojik arka plandan beslenen bir örgüt olduğunu görmeden hiçbir şey yapılamaz.

Gerçekten insanın nutku tutuluyor, söyleyecek söz bulamıyor. Hrant Dink cinayetinin etrafında olup bitenleri okudukça öfkem kabarıyor. Çünkü şu ana kadar okuduğum her şey, bize yansıyan her bilgi kırıntısı, bu cinayetin önlenebileceğini gösteriyor.
Düşünsenize, muhbir neredeyse bir yıl önceden cinayeti, kimin azmettireceğine kadar ayrıntısıyla ihbar ediyor. Muhbir herhangi biri değil, polisin o çeşit milliyetçi çevrelere yakın olduğu için
işe aldığı, Allah bilir para bile ödediği bir kişi.
Ama ihbar ediyor da ne oluyor, polis durumu neredeyse umursamıyor. Yasin Hayal takip edilmiyor, onun bağlantılarına bakılmıyor, futbol kulübünün internet sitesine yazdığı şeyler bile dikkate alınmıyor.
Bugün Demet Bilge Ergün ile Timun Soykan'ın haberinde okuyacaksınız, koca bir mahalle aslında Hrant Dink'in öldürüleceğini, cinayeti Ogün Samast'ın işleyeceğini biliyor. Hep birlikte kahvelerde, kırtasiyecilerde toplanıyorlar, resimler elden ele geziyor.
Hatta ekip cinayet günü kırtasiyeciye gidiyor, hep birlikte televizyon seyretmek, Ogün'ün Hrant'ı öldürüp öldürmediğini görmek için.
Ogün, Agos'un önünden telefon ediyor Yasin Hayal'e, "Abi Hrant Dink yok, içeri girip bir-iki başka Ermeni öldüreyim mi" diye soruyor. Saatlerce Agos'un önünde bekliyor, tam sıkılmış gitmek üzereyken Hrant dışarı çıkıyor. Belki 5 dakika daha oyalansa Hrant o gün öldürülmeyecek.
Cinayetle ilgili daha onlarca böyle detay var, Demet ile Timur'un haberinde okuyacaksınız zaten.
Burada akıl almaz olan şey, şiddete yatkınlığı bilinen Yasin Hayal'in polis tarafından bugüne kadar hiç ciddiye alınmamış olması.
Ama belki bu da o kadar akıl almaz değil. Baksanıza, koca koca valiler ve
emniyet müdürleri, Hrant'ın öldürülmesinden sonra bile, o 'milliyetçi' gençlere toz kondurmamaya çalışıyor, yapılanın ve yapılmak istenenin aslında terör olduğu olgusunu gizlemeye çalışıyorlar.
Sanki karşımızda basit bir suç şebekesi var, tek bir eylem için bir araya gelmişler, sonra da dağılacaklar.
Oysa durum öyle değil. Yapılanın terör, yapanların ise ciddi bir ideolojik arka plandan beslenen geniş bir örgüt olduğunu görmeden, bunu kabul etmeden hiçbir şey yapılamaz.
Maalesef önlenebilir bir terör eylemine Hrant'ı kurban verdik. Ama Yasin Hayal'in etrafında toplananlara benzer Türkiye'nin başka neresinde hangi 'abi'lerin olduğunu, onların şu anda internetten indirdikleri
resimler ellerinde kendilerini bir eyleme nasıl hazırladıklarını bilmiyoruz.
Bunu bilmek için önce bu eylemleri hazırlayan, düşünen, hedefteki insanlara yönelik nefreti yayan ortamı teşhis etmemiz, o ortamı yakından izlememiz ve diğer polisiye-istihbari yöntemlerle suçu oluşmadan önlememiz gerekiyor.
Fakat ne yazık ki polisimiz, bu türden terör suçlarını engellemek istese dahi, mücadele için gereken fikri ve hukuki altyapıdan yoksun.
Zaten o yüzden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na çok büyük görev düşüyor.
Suç, Hrant Dink'in öldürülmesiyle başlayıp orada bitiyorsa, bu cinayet büyük ölçüde çözülmüş durumda zaten. Savcılara düşen, soruşturmayı derinleştirmek ve ortaya çıkan bu yeni çeşit terör örgütünü teşhis edip onu mahkeme kararıyla kayda geçirmek, bir yerde teşhir etmek.
Bu nedenle, Hrant Dink cinayeti soruşturması sadece bir cinayet soruşturması değil ve olamaz.