Seçmenlerin yüzde 47'si...

Seçmenleri-</br>mizin yüzde 47'sini seçmen listelerinden silecek miyiz? İç savaşı göze mi alacağız? Dışarıdan ülkeye 'çağdaş' vatandaş mı ithal edeceğiz?

Tatil dönüşü geçimini elektronik posta mesajlarıyla kazanarak
bir nevi tatile devam eden yazar gibi gözükme pahasına, bir okuyucumdan dün aldığım bir mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum önce:
"İsmet Bey,Bakınız, bir grup insana 'Siz hâlâ anlayamadınız' diye yüklenen yazılardan bol bol okuyorum. Ben onlardan biriyim, hâlâ anlayamadım. Üstelik benim gibi milyonlarca insan olduğunu da biliyorum.
Artık üç-beş psikopatla konuşur gibi tepeden bakmayı bırakıp, bitmek tükenmek bilmez zafer kutlamalarını da bitirip, anlamamıza yardımcı olur musunuz? Gerçekten de inanmak istiyorum, ama zavallı aklımın çıkarım mekanizmaları çıkara çıkara hep çocuklarımı karanlık bir gelecek beklediğini çıkarıyor.
-Siz önümüzdeki on yıllarda laikliğin zedelenmeyeceğine, İran Afganistan benzeri ülkelere benzemeyeceğimize inanıyor musunuz? Neden inanıyorsunuz?
-Başbakan'ın laik ve demokrat olduğuna inanıyor musunuz? Nasıl başarıyorsunuz?
-Fethullah Gülen'in işlevi nedir? Orada ne yapıyor? Türkiye üzerindeki etkisi ne boyuttadır? Etkisi olması, zaten laikliği zedelemiyor mu?
Bu adamın gerçek amacı nedir?
-Ülkenin bölünmesi yakın mıdır? İnanmıyorsanız neden? Bölünmesinin bir mahsuru yok mudur? Neden? Onca gencin boşa ölmesini kabullenebilecek miyiz?
-ABD, AB, Türk Basını, AKP, DTP, PKK, Barzani, Talabani, Yunanistan, Kıbrıs Rumları, Ermenistan gibi tarafların hepsini birden sevindirebilmiş başka bir olay bilmiyorum. Bütün bunlara rağmen, seçim sonuçlarına sevinemeyen biz milyonları nasıl açıklıyorsunuz? Patoloji, hezeyan, cehalet, gaflet, bağnazlık... İnanarak söyleyecekseniz, buyurun istediğinizi söyleyin..."
***
Bu mektubu buraya almamın ve sizlerle paylaşmamın nedenini anlatmaya çalışayım:
Aslında uzun zamandan beri içeriği bu mektuba üç aşağı-beş yukarı benzeyen çok sayıda mesaj alıyorum. Bunların bir bölümü sadece bana değil de kalabalık bir gazeteci grubuna gönderilmiş mesajlar, bir bölümü ise sadece bana gönderildiğini düşündüğüm mesajlar.
Bu mektubu alıntıladım, çünkü birincisi hakaret içermiyor, ikincisi Türkçesi doğru düzgün.
***
Mektuptaki sorulara cevap vermek yerine şöyle bir varsayımda bulunalım ve bir an için bunların soru değil de birer öngörü olduğunu ve bütün öngörülerin gerçekleşeceğini düşünelim.
Yani Türkiye 10 yıl içinde İran benzeri rejimle yönetilen bir ülkeye dönüşecektir. Recep Tayyip Erdoğan aslında laikliği ve demokrasiyi ortadan kaldırmak istemektedir. Fethullah Gülen Türkiye için çok sakıncalıdır. Türkiye bölünmek üzeredir. İçlerinde Türk basınının da bulunduğu kimi iç ama daha çok dış güçler bütün bunların gerçekleşmesini dilemekte ve bu yolu açacağı için de AKP'nin seçim başarısına sevinmektedir...
Evet, diyelim ki bütün bu endişeler gerçeklere dayanmaktadır...
Ne yapacağız o zaman?
Seçmenlerimizin yüzde 47'sini seçmen listelerinden silecek miyiz? Gerekirse iç savaşı göze mi alacağız? Bir askeri darbe ile mutlak Atatürkçü bir iktidarı sonsuza kadar (çünkü ne zaman seçimli demokrasi olsa 'bunlar' iktidar oluyor) başımızda mı tutmalıyız? Dışarıdan, özlenen 'çağdaş' ilkelere uygun vatandaş mı ithal edeceğiz? Bugünden tezi yok elimize silah alıp sokağa mı çıkmalıyız?
Cevabı siz verin.