Sezen Aksu'nun büyüsünün altında

Aşağıdan, 'Sezen Aksu geldi' dediler, hemen karşılamaya koştum ama asansörlerin önünde tereddüde düştüm: Aşağıya insem yetişebilir miydim, yoksa Radikal'in bulunduğu üçüncü katta kalmaya devam mı etmeliydim?

Aşağıdan, 'Sezen Aksu geldi' dediler, hemen karşılamaya koştum ama asansörlerin önünde tereddüde düştüm: Aşağıya insem yetişebilir miydim, yoksa Radikal'in bulunduğu üçüncü katta kalmaya devam mı etmeliydim?
Gazetenin ortak avlusuna bakan balkondan aşağıya baktım. Bütün katlarda çalışanlar ama özellikle de kadınlar balkonun kenarına üşüşmüşler, Sezen Aksu'yu görmek peşindeler.
Asansörle aşağı indim, onu karşıladım, yukarı geldik. Önce benim odamda biraz nefeslendik ve ben artık geçen haftadan ötürü tecrübeli olduğumdan işleyişi anlatmaya başladım. Toplantılarımızı ve hangi toplantının amacının ne olduğunu söyledim. Sonra hemen toplantı masasına oturduk.
Sezen Aksu'nun çok heyecanlı olduğunu biliyorum ama ben de en az onun kadar heyecanlıyım. Yaşayan bir efsaneyle, Türkiye'de yediden yetmişe herkesi şu veya bu biçimde ve şu veya bu kadar etkilemiş biri ile bir bütün günü geçireceğiz, birlikte gazete çıkaracağız. Daha doğrusu o çıkaracak ben de izleyeceğim, yardımım istenirse edeceğim.
Toplantıda günün haberlerinin ardından Sezen Aksu'nun bir haftadan uzun zamandan beri hazırlandığı haber konularını konuşmaya başladık. Daha önce ilgili konuları ve aklına gelen haber fikirlerini bize iletmişti Sezen Aksu, Radikal muhabirlerinin bu konulardaki çalışmalarını konuştuk. Aslında bir hayli malzeme toplanmıştı ve oldukça da kaliteliydi malzeme.
En çarpıcısı, Sezen Aksu'nun birkaç gün önce bana gönderdiği Şafak Pavey'in Türk Hava Yolları Genel Müdürü Dr. Aytekin Kotil'e hitaben yazdığı açık mektuptu. Bu mektubu Radikal İki'de okuyabilirsiniz. Okuyun ki, Türkiye'de özürlü olmak, aynı anda hem özürlü olup hem de hayata karışmaya çalışmak ne demekmiş, anlayın.
Sabah toplantısının ardından Sezen Aksu benim odama kapandı, yazısını tamamladı, öğlen yemeğine bile vakit kalmadığından bir tostla açlığını
yatıştırdı ve çalışmaya devam etti.
Öğleden sonra birinci sayfamıza şekil vermek için masanın başına geçtiğimizde bizi bir sürpriz bekliyordu: Sezen Aksu evde çalışırken hızını alamamış, sadece haberleri, başlıkları düşünmekle kalmamış sayfa düzenini de yapmıştı. Açtı bilgisayarını ve hazırladığı sayfayı bize gösterdi. Bugünkü birinci sayfamızın tasarımı da Sezen Aksu'ya aittir, haberiniz olsun.
Gün boyunca bir yandan çalışırken bir yandan da geleni gideni hiç eksik olmadı. Birlikte fotoğraf çektirmek isteyenler mi dersiniz, teyzesi için imza alanlar mı, sohbete geldim deyip gitmeyenler mi, artık her çeşidi. Ama o kimseyi kırmadı, imza isteyene imza verdi, sohbet etmek isteyenle iki satır konuştu, hatta onun yanından yengesini, teyzesini, yeğenini telefonla arayıp onları Sezen Aksu ile konuşturanlar bile oldu.
Sezen Aksu'nun yaptığı gazeteyi elinizde tutuyorsunuz zaten. Şunu söyleyebilirim: Bu gazete sahiden Sezen Aksu gazetesi. Elbette eksikleri, hataları, ihmalleri vardır, olmaması mümkün de değil zaten ama bu gazete gerçekten Sezen Aksu'nun yüreğinde hissettiği rahatsızlıkları anlatan bir gazete.
Bence saklayın.