Şimdi özgür mü oldu üniversite?

Hukukun 'rektörün anlayışı'yla esnemesi, ne çeşit bir hukuk olduğunu göstermiyor mu?

Yeni YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın renkli bir kişilik olduğu anlaşılıyor. Ayrıca, iki gün önce burada konu ettiğim 'işe başlama hediyesi'ni de bana göre oldukça başarılı ve iyi şekilde ele alıp sonuçlandırdı.
Ne olduğunu hatırlıyorsunuz, Konya'daki Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selçuk Filiz, özellikle İslam ve başörtüsü gibi konulardaki aykırı görüşleriyle son zamanlarda medyada yer alan bir kişi. Üniversitesi, onun bu aykırı görüşlerinden rahatsız olup sudan sebeplerle hakkında soruşturma başlatmıştı. Ben de bu köşede sormuştum: Yeni YÖK Başkanı'nın söz ettiği 'özgür' üniversite ile bir akademisyenin sesinin kısılmak istenmesi bağdaşır mı, diye.
YÖK Başkanı Prof. Özcan, hem Doç. Filiz ile hem de Selçuk Üniversitesi rektörü ile konuşmuş. Bakın dün bu konuda neler dedi:
"Önemli olan, üniversitelerde küçük nedenlerden dolayı huzursuzluklar çıkartıp, kamuoyunda üniversiteleri küçük düşürmek olmamalı. Rektör Bey sağolsun, olumlu yaklaştılar ve 'Biz bunu düzeltiriz' dediler. Biz, öğretim üyelerinin televizyon programlarına katılmak için izin almadan şehir dışına çıktıklarını biliyoruz. Bazen bu akşam vakitlerine denk geliyor, izin alamıyorlar. Bu, çok da önemli bir şey değil. Bir intihal ve zimmet suçu değil. Böyle suçları affetmeyelim ama sonuçta bir bilim adamı. Filiz Bey'in konusunda sadece izinsiz gitme yok. Birazcık kural dışı durumları olan bir öğretim üyesiymiş. Kendisi de bana 'İşte ben ramazanda oruç tutmam' dedi. Onun oruç tutup tutmaması beni hiç alakadar etmez, 'Kimseyi de alakadar etmez' diye düşünüyorum. Üniversitede böyle birkaç aykırı davranış üst üste gelirse bakışlar değişiyor, negatif enerji topluyor. Kendisi belki de az cezalandırılmak istenmiş olabilir, ama durum düzeldi. İnşallah bundan sonra olmayacağını düşünüyorum. Böyle küçük şeylerden dolayı üniversitelerin ismi geçmez ve gazetelere küçük düşmeyiz."
Doğru, böyle konularla medyanın gündemine gelmek üniversite fikrini küçük düşürür.
O bakımdan YÖK Başkanı'nın tepkisi haklı. Ama ben Doç. Filiz'in başına gelenin 'küçük bir şey' olduğunu düşünmüyorum, tam tersine, bizde üniversitenin en büyük sorununun tam da göbeğinde yer alan bir sorun bu.
'Şehir dışına izinsiz çıkma'nın suç olması, hem de bir üniversite öğretim üyesi için suç olması kabul edilebilir bir şey mi?
Üniversitede görevli akademisyenin görüş açıklamak için izin istemesi normal bir şey mi, kabul edilebilir bir şey mi?
Hukukun 'rektörün anlayışı' sayesinde esnemesi, ortadaki hukukun ne çeşit bir 'hukuk' olduğunu zaten göstermiyor mu?
Üniversite ne lisedir ne de başka herhangi bir eğitim kurumu. Oradaki akademisyenler de 'öğretmen' değildir, rektör onların 'müdürü' hiç değildir, olmamalıdır.
YÖK Başkanı Prof. Özcan, gerçekten 'özgür' üniversite istiyorsa, bir an önce Üniversitelerarası Kurul'u reform gündemiyle toplantıya çağırmalı, bunun yanı sıra üniversite üniversite dolaşıp akademyanın nasıl bir özgür üniversite istediği konusunda eğilim ve görüş toplamalıdır. Sonu kendi fonksiyonunun sona ermesiyle sonuçlanacak bile olsa bunu yapmalıdır.
Bakın ne diyor Prof. Özcan:
"Ben farklı şeylerden bahsediyorum. Üniversitelerin özgürlüğünden bahsediyorum. Üniversitelerdeki özgürlük kavramının içi doldurulmak isteniyorsa, çok farklı şeylerle doldurulabilir. Sadece bir şekilde (başörtüsü) değil, buna dikkat etmek lazım. Benim bağımsızlıkla ilgili birçok fikrim var. Bu idari, mali bağımsızlık olabilir. Bilimsel bağımsızlık olabilir. İçini doldurmanın bin yolu var, konu sadece başörtüsü ve katsayı değil. Bu, üniversiteleri serbest bırakarak sağlanabilir. Bu, serbestlik ortamı yaratarak, rektörleri soruşturmaya tabi tutmayarak, küçük nedenlerden dolayı onları baskı altında tutmayarak, onları kendi hallerine bırakarak sağlanabilir. Rektörleri kendi hallerine bırakarak mükemmel işler yapacaklarını düşünüyorum. Konu edilen yasaklar da kendi kendine ortadan kalkacaklardır. Hiç kimse o işlerle (türban ve katsayı) uğraşmayacak."
Bunlar gelecek için ümit veren sözler.
Üniversite özgür olmalıdır. Üniversite mali özerkliğe sahip olmalıdır.
Üniversite hükümetin veya 'devlet'in değil, toplumun olmalıdır.