Anayasa ölü doğmasın

AKP sürece öncülük edebilir ancak yeni anayasanın hazırlanma sürecini tekeline alamaz." /> Anayasa ölü doğmasın

AKP sürece öncülük edebilir ancak yeni anayasanın hazırlanma sürecini tekeline alamaz." /> 'Sivil anayasa' mı dediniz? - İSMET BERKAN - Radikal

'Sivil anayasa' mı dediniz?

<strong><em><font color="#BF2420">Anayasa ölü doğmasın</font></em></strong><br></br>AKP sürece öncülük edebilir ancak yeni anayasanın hazırlanma sürecini tekeline alamaz.

Hüsamettin Cindoruk, Meclis Başkanlığı yaptığı dönemde bir kitap derletmişti. Kitapta, tek tek her bir Anayasa maddesi sıralanmış ve o maddede hangi siyasi partimizin değişiklik istediği yazılmıştı. Anayasa'nın bir-iki maddesi dışında değiştirilmesi istenmeyen maddesi yok gibiydi.
Zaten Cindoruk'un Meclis Başkanlığı döneminde Meclis içinde bir 'uzlaşma komisyonu' kurulmuş, bu komisyon Anayasa değişikliklerini ele almış, varılan uzlaşmaların önemli bir bölümü de 1995 yılında Anayasa değişikliği olarak hayata geçmişti.
1995 değişiklikleri, 12 Eylül Anayasası'nda yapılan ilk büyük kapsamlı değişiklik oldu. (Bu değişikliklerin arkasındaki motor, gümrük birliği idi.) Ardından Avrupa Birliği'nin Kopenhag Siyasi Kriterleri uyumu için bir kez daha kapsamlı değişiklikler yapıldı. Sonra da tek tek madde değişiklikleri oldu. Sonuncusu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından referanduma götürülen ve ekim sonunda oylayacağımız değişiklik.
Yani, bizim 12 Eylül Anayasası ile ciddi sorunlarımız var. O yüzden, belki de Anayasa'yı toptan ve bir kerede değiştirmek de sık sık önerilen ciddi bir yol.
Kısacası, bugün Adalet ve Kalkınma Partisi'nin dile getirdiği 'sivil anayasa' arayışının, yani askeri darbe ürünü olan Anayasa'yı kenara atıp yerine sil baştan yenisini yapmaya kimsenin temelde bir itirazı olmasa gerek. Mevcut Anayasa'dan şikâyet etmeyen yok gibi çünkü.
Şimdi anlaşılıyor ki, AKP ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, daha seçimden çok önce bir grup akademisyene bir sivil anayasa için hazırlık yapmaları talimatını vermiş. O akademisyenler hazırladıkları taslağı AKP'ye sundular.
Bundan sonra AKP'nin nasıl bir yol ve yöntem izleyeceğini bilmiyoruz ama sivil anayasa çalışmaları artık bir fantezi değil, bu konuda ciddi adımlar atılıyor.
Yalnız maalesef ciddi hatalar da yapılıyor. Bana soracak olursanız, sivil anayasa hazırlamanın yöntemi bu olmamalıydı. Çünkü bence yöntemin bizatihi kendisi de, anayasanın içeriği kadar önemli olacak.
Keşke AKP önce bu amaçla Meclis'e gitseydi ve Meclis'te temsil edilen siyasi partilerden bir özel komisyon oluşturup bu komisyona da belli bir zaman verdikten sonra, yazılacak yeni anayasa için bazı ilkeler belirlemesini isteseydi.
Komisyon yeni anayasa için ilkeler belirledikten sonra, kişilere, sivil toplum örgütlerine ve kurumlara çağrıda bulunulsa ve bu ilkeler çerçevesinde anayasaya madde önermeleri istenseydi. Bu çağrının yanı sıra, bir grup akademisyenden de bir komisyon oluşturulup aynı ilkeler ışığında bir anayasa kaleme almaları istenseydi.
Nihayetinde hem sivil toplumdan hem de akademisyenlerden gelen öneriler tartışmaya açılsa, bu tartışmanın sonunda da yarı akademik yarı siyasi bir yazım komisyonu anayasayı derlese, derlenmiş metin bir kez daha tartışılsaydı.
Kamuoyu konuyu yeterince tartıştıktan sonra iş yeniden Meclis'e dönse, siyasi partilerimiz kamuoyundaki tartışmadan da yararlanarak anayasa maddelerini tek tek ele alsa, her seferinde konunun paydaşları da Meclis çalışmalarına katkı verse ve böylece nihai metin ortaya çıksaydı. Ve sonunda da o nihai metin belki de madde madde referanduma sunulsaydı.
Şimdi maalesef bir hatalı başlangıç yapıldı ve akademisyenlerin hazırlayıp AKP'ye sunduğu taslak artık ister istemez 'AKP anayasası' olarak anılacak. Hâlâ bu taslak kamuoyuna açıklanmış da değil, taslağın içeriğiyle ilgili bildiğimiz sızmış veya sızdırılmış birkaç maddeden ibaret.
Şu ana kadar görüldüğü kadarıyla AKP bu tartışmayı başka partilere açmış, onlardan görüş veya kapsamlı öneriler istemiş de değil. Yani konu hâlâ AKP'nin bir iç çalışması.
Oysa 'sivil' bir anayasanın taşıması gereken ilk nitelik, onun oluşturulma sürecinin de katılımcı demokrasiye açık olması olmalı. Ne var ki, taslak açıklanmadığı için bir türlü anayasayı da tartışamıyoruz.
AKP yeni anayasa yazımına öncülük, hatta sürükleyicilik yapabilir ama taslağın oluşma sürecini tekeline alamaz. Keşke daha tarafsız bir taslak ortaya çıksaydı ve AKP o tartışmaların eşit katılımcılarından biri olsaydı. Fakat anlaşılıyor ki, açıklama yapıldığında elimize geçecek olan taslak 'AKP anayasa taslağı' olacak ve hepimiz bu taslağı tartışmak, belki de Meclis'te AKP çoğunluğuyla kabul edilecek olan taslağı referandumda oylamak durumunda kalacağız.
Korkarım bir ölü doğuma veya bir hayli sakat bir işleme doğru gidiyoruz. 'Sivil anayasa' hazırlama rüyamız, uzun yılların en büyük siyasi kavgalarıyla heba olmaz inşallah.