Sosyal güvenliği kimse konuşmayacak mı?

Hükümet, geçen yıl Anayasa Mahkemesi tarafından önemli bölümleri iptal edilen sosyal güvenlik reformu yasa tasarısını umulmadık bir hızla Meclis'e gönderdi.

Hükümet, geçen yıl Anayasa Mahkemesi tarafından önemli bölümleri iptal edilen sosyal güvenlik reformu yasa tasarısını umulmadık bir hızla Meclis'e gönderdi.
Türkiye uzun yıllardan beri sosyal güvenlik açıkları nedeniyle kan kaybeden bir ülke.
O kadar ki, sosyal güvenlik artık kamu bütçesinin en büyük karadeliği. Açığın büyüme hızı aynen devam ederse görünür bir gelecekte geriye bir bütçe bile kalmayabilir.
O yüzden sosyal güvenlik sistemine acilen neşter atılması, sistemin kendi ayakları üzerinde durabilir hale gelmesi için aklın ve bilimin gerektirdiği her şeyin yapılması ertelenemez bir gereklilik.
Bunu bir kenara not ettikten sonra devam edelim:
Sosyal güvenlik yasası, ülke nüfusunun çok önemli bir bölümünü bire bir ilgilendiren, herkesin cebine, cüzdanına ve gelecek planlarına önemli ölçüde değen bir düzenleme.
Demokratik bir ülkede bu kadar geniş kesimleri ilgilendiren bir düzenleme adamakıllı tartışılır, eleştirilir, hükümetler de bu eleştirilere kendilerince cevaplar verirler.
Ama bizim ülkemizde maalesef bu tartışma hâlâ başlamış değil. Dün ve önceki gün gazetelere baktım, konuya bir tek Radikal hakkınca yer vermişti. Bugün de, uçak kazasına rağmen birinci sayfamızın tepesine sosyal güvenlik reform tasarısını anlatan haberi koyduk.
Fakat eninde sonunda biz bir gazeteyiz. Konunun esas tarafları olan sendikaların bir an önce harekete geçmesi ve tasarıyı adam gibi bir eleştirel süzgeçten geçirip tavrını belirlemesi gerekiyor.
Aynı şekilde muhalefet cephesinden de henüz bir ses duyamadık. Umuyorum onlar da önümüzdeki günlerde bu denli önemli bir yasa üzerinde tartışma başlatacaklar.
Sendikalar ve muhalefet kadar, uzman kişi ve kurumların da tasarı hakkında konuşmaya başlaması lazım.
Biz Radikal'de sosyal güvenlik kanun tasarısıyla ilgili gerçek bir demokratik tartışma ortamının yaratılabilmesi, bütün görüşlerin dile getirilip duyurulması ve sonunda yasa yapıcıların bunlardan yararlanması için elimizden geleni yapacağız, sayfalarımızı konuya açacağız.
Bu denli kapsamlı ve amacı da sosyal güvenlik sisteminin mali açığını kademeli biçimde düşürmek olan bir yasanın can acıtması kaçınılmaz, bazı kişi ve gruplar açısından hak kayıplarının yaşanması da doğal. Önemli olan, meydana gelecek hak kayıplarının adil olup olmaması, toplum kesimleri arasında adil dağılıp dağılmaması.
Sosyal devlet ilkesinin de gereği olan bir emeklilik ve sağlık sigortası sisteminin prensip olarak kendi ayaklarının üzerinde durabilmesi, sistem içindekilere adam gibi sağlık hizmeti sunması, emeklilerine de başkalarına el açmadan geçinebilip huzurlu bir emeklilik dönemi geçirecekleri kadar emekli maaşı vermesi gerekir.
Benim bu cümlemden, sosyal güvenliğe kamu bütçesinden hiçbir katkı yapılmaması gerektiği gibi ultra piyasacı bir görüşü savunduğum anlamı çıkmamalı. Kamu katkısı elbette yapılmalı ama bana göre bu katkı, sistemin nakit açığını kapatmak şeklinde değil, sosyal güvenlik primlerinin belli bir oranının devlet tarafından ödenmesi şeklinde olmalı. Ancak bu yolla sistemin bir ahlaki boşluk (moral hazard) yaratmasının önüne geçilebilir ve sosyal devlet ilkesi de uygulanır bana göre.
Sosyal güvenliği umarım uzun uzun tartışırız.