Terörist ve terörizm

Önceliğimiz teröristi izole etmek, teröre yurtiçinden deste-ği marjinalize etmek mi, yoksa 22 Temmuz seçimi mi? Karar verebilsek, rahatlayacağız...

Aslında bu kavramsallaşmayı Türkiye'de yerleştiren kurum Türk Silahlı Kuvvetleri oldu. Hep dendi ki, "Biz teröristle mücadele ediyoruz ama esas terörizmle mücadele edilmesi lazım. Biz sinekleri öldürüyoruz ama bataklık orada durduğu için sinek üretmeye devam ediyor, esas bataklığın kurutulmasına çalışılmalı."
Çok da doğru bir tespit. Herhalde aklı başında herkes bu tespiti paylaşıyor.
Peki nerede ayrılıyoruz? Bataklığın nasıl kurutulacağı konusunda rivayet muhtelif.
Son söyleneceği baştan söyleyeyim: Burada asker dahil herkesin sözünü ettiği bataklığın adı 'Kürt sorunu'dur, o bataklığın ürettiği sinekler ise ayrılıkçı terörizm.
Kimileri diyor ki, adını ister Kürt sorunu koyun ister Güneydoğu sorunu, aslında böyle bir mesele yok, durduk yerde Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı ayaklanan, üstelik bunu taa Cumhuriyet'in ilk yıllarından beri yapan dış güçlerin maşası birkaç kendini bilmez var.
Bu teşhisin doğru olduğunu düşünenler, çözüm için bütün Kürtleri ülke dışına sürmekten (tehcir) Kürtlerin Türk toplumu içinde erimesini tavsiye etmeye kadar bir dizi 'çözüm' sunuyorlar. Esasen Türkiye Cumhuriyeti'nin 80 küsur yıllık teşhisi ve tedavisi de bu yönde olmuş. Sorunun ne kadar çözüldüğü ortada.
Kimileri de diyor ki, ayrılıkçı terör var ve istenmez, ama belli ki daha bir süre olmaya devam edecek. Evet, ayrılıkçı terörün kaynağı Kürt sorunu. Bu sorunu çözmek için samimi çaba sarf etmek, büyük ihtimalle ayrılıkçı terörü marjinalize edecek, onu 'kitle desteği'nden yoksun hale getirecektir. Terör sürse dahi, terörist izole olacak, halktan kopacak, hatta halk tarafından dışlanacaktır.
Bu genel teşhisin doğru olduğunu düşünenler de Kürtlere özerklik verilmesinden tutun da üniter yapıyı zorlamayacak ama özellikle kültürel haklar ve ekonomik gelişme konusunda ileri adımlar atacak çözümlere kadar geniş sayılabilecek bir yelpazeye yayılıyorlar.
Birinci teşhisi yapanlara göre ikinci tür teşhiste bulunanlar 'vatan haini'dir. İkinci tür teşhisi yapanlara göre ise birinciler 'faşist.'
* * *
Böylesine temel bir sorunun daha teşhisinde bu denli uzlaşmaz çelişkilerin yaşanıyor oluşu ve bu çelişkilerin seçim dönemlerinde kolayca oya tahvil edilebildiğine inanılması, bugünkü kutuplaşmanın ve güncel siyasi kavganın temelini oluşturuyor.
Bazılarına göre ikinci teşhisi savunan bugünkü iktidar, terörle mücadele konusunda sıkıştırılırsa, oy kaybedecek.
* * *
Yine terörle mücadeleyi yürüten Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 90'lı yılların askeri başarısının temellerini anlatırken üzerinde özenle durduğu bir konu var: Halkı kazanmak.
Yani, özellikle yoğun terör eylemlerinin olduğu bölgede halkın (Kürt vatandaşlarımızın) terör örgütünden değil devletten yana tavır almasını sağlamak.
TSK 90'larda bunun başarıldığını, PKK'nın bu sayede yenilgiye uğratıldığını çok kez söyledi.
Ancak herhalde halkı bir kez kazanmak yetmez (çünkü daha önce onları kaybetmişiz ki yeniden kazanmamız gerekmiş); onu sürekli kendinize bağlı da tutmalısınız. Yani, bir arada yaşama iradesinin yüksek olması gerek.
Peki, bir arada yaşama iradesini sürekli kılmak için bölgenin kendisinde ve Türkiye genelinde ne yapılmalı?
* * *
Önceliğimiz sahiden teröristi izole etmek, teröre yurtiçinden gelen desteği marjinalize etmek mi, yoksa 22 Temmuz seçimi mi?
Bir karar versek rahatlayacağız.