TSK'yı korumak

<arabaslik>TSK'nın</arabaslik> yıpratılması veya korunması tek taraflı bir şey değil. Hem medyanın ve siyasilerin TSK'nın yıpratılmaması için çalışması gerek, hem de TSK'nın bizzat kendisinin kendisini yıpratıcı şeylerden uzak durması...

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın bugün bir basın toplantısı düzenleyeceği haberi Ankara'da küçük çaplı bir heyecana neden oldu. Öyle ya, Genelkurmay başkanlarının basın toplantısı yapması pek sık karşılaştığımız bir durum değil. Benim hatırladığım en son basın toplantısı Hilmi Özkök döneminde, Orgeneral Özkök'ün Cumhuriyet gazetesinde çıkan 'Genç subaylar tedirgin' başlıklı manşet habere cevap vermesi amacıyla düzenlenmişti.
Sadece Genelkurmay başkanlarının basın toplantısı düzenleme adetlerinin olmaması değil, aynı zamanda bu basın toplantısının zamanlaması da Ankara'daki heyecanın nedenlerinden birini oluşturdu.
Genelkurmay'dan basın toplantısının gündemi olarak çeşitli konular duyuruldu ve bunların arasında Cumhurbaşkanlığı meselesi yok ama bu bir basın toplantısı, şundan emin olabilirsiniz, cuma gününün gazetelerinin manşetlerini Orgeneral Büyükanıt'ın cumhurbaşkanlığıyla ilgili gelecek sorulardan birine verdiği cevap oluşturacak. Büyükanıt, soruya cevaben 'Basın toplantısının konusu bu değil, o yüzden cevap vermeyeceğim' dese bile bu böyle olacak, gazeteler bu kez 'Büyükanıt, cumhurbaşkanlığı için konuşmam, dedi' manşetleriyle çıkacak. Gazetecilere soru sorma izni verilmese de, izin verilmemesi manşet olacak.
Bütün bunları ben görüyorum da, gazetecilerle konuşma konusunda çok büyük tecrübesi olduğunu bildiğimiz Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt görmüyor mu? Bence görüyor.
Hiç kuşkusuz, kimin cumhurbaşkanı olacağı veya olmaması gerektiği konusunda tercih beyan etmek, Genelkurmay Başkanı'nın anayasal konumuyla da, rejime sadakatiyle de bağdaşan bir durum olmaz. Zaten Orgeneral Büyükanıt'ın Meclis iradesi üzerinde baskı kurar tarzda bir şey demesi de beklenemez.
O halde neden böyle bir basın toplantısı düzenliyor Orgeneral Büyükanıt?
Bu sorunun cevabını siz bu satırları okuduktan bir süre sonra almış olacağız.
Ancak Orgeneral Büyükanıt'ın söylemek istediği şeylerin çok önemli olması ve beklemeye tahammülünün bulunmaması büyük olasılık.
Son dönemde, Türk Silahlı Kuvvetleri dışında kimi odakların TSK'yı gündelik siyasete alet etme çabalarına tanık oluyoruz. Sadece ana muhalefet lideri Deniz Baykal'ın askeri ima ederek 'Birileri son dakikada Erdoğan'ın kulağını çeker' demeçlerinden söz etmiyorum, bir de ortada üç yıl önce gerçekleştiği iddia edilen darbe girişimi var.
Bütün bu söylentilerin bugün, hemen cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ortaya çıkması, ilgili belgelerin bu dönemde basın yayın organlarının 'eline geçmesi' de herhalde tesadüf değil.
Orgeneral Büyükanıt'ın basın toplantısından hemen önce, bu çeşit söylentilerin kaynağı olarak kimi çevrelerce itham edilen Emniyet Genel Müdürlüğü'nü ziyaret etmesi, yine de eski Genelkurmay Başkanı emekli orgeneral Hilmi Özkök'ün darbe iddialarıyla ilgili olarak Anadolu Ajansı'na demeç vermesi ve bir anlamda iddiaları doğrular mahiyette konuşması çok anlamlı.
TSK'nın yıpratılması veya korunması tek taraflı bir şey değil. Hem medyanın ve siyasilerin TSK'nın yıpratılmaması için çalışması gerek, hem de TSK'nın bizzat kendisinin yıpratıcı şeylerden uzak durması.
O bakımdan bugün Ankara'da yapılacak açıklamalar büyük önem taşıyacak.