Üniversite özerkliği başka bahara

Türkiye'nin 12 Eylül'de kaybettiği şeylerden biri de üniversite özerkliğiydi.

Türkiye'nin 12 Eylül'de kaybettiği şeylerden biri de üniversite özerkliğiydi. Anayasa'da üniversiteler için dikilen gömlek çok dardı ve Anayasa üniversiteleri güvenilmez bulduğunu neredeyse açık açık söylüyordu.
O yüzden tepeye bir vesayet yönetimi, yani YÖK getirildi. Bu yeni anayasal kurum, bir nevi 'Üniversiteler Bakanlığı' idi ama bir farkla: Bu bakanlık siyasal iktidarın elinde değildi.
YÖK'ün yararları veya zararları geride kalan 25 yıl boyunca çok tartışıldı. Ama bugün YÖK'ü çok faydalı bulanlar bile artık bu kurumun işlevini tamamladığı, üniversiteler üzerindeki merkezi denetimin azaltılması gerektiği görüşünde.
Geçen dönemde YÖK ve üniversite reformu yapılmasının önündeki en büyük engel Anayasa'dan kaynaklanıyordu. O yüzden yeni anayasada üniversiteler ve YÖK ile ilgili maddeler özel bir dikkat gerektiriyor.
Bakın Prof. Dr. Ergun Özbudun ve arkadaşlarının anayasa taslağında üniversitelerle ilgili madde ne diyor:
"Madde 100 (1) Üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip olmak üzere kanunla; diğer yükseköğretim kurumları ise kanunla belirlenen esaslara göre kurulur. Üniversiteler ve diğer yükseköğretim kurumları, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre vakıflar tarafından da kurulabilir.
(2) Üniversiteler ve diğer yükseköğretim kurumları ile öğretim üyeleri ve yardımcıları, serbestçe her türlü bilimsel araştırma, yayın, açıklama ve öğretim faaliyetinde bulunabilirler.
(3) Rektörler, kanunun belirlediği usul ve esaslara göre öğretim üyeleri tarafından beş yıl için ve bir defaya mahsus olmak üzere seçilir. Vakıf üniversiteleri ile diğer yükseköğretim kurumlarına ilişkin düzenlemeler saklıdır.
(4) Üniversite ve diğer yükseköğretim kurumlarının yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanları, üniversitelerin ve diğer yükseköğretim kurumlarının yetkili organlarının dışında kalan makamlarca her ne suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
(5) Üniversitelerin ve yüksek teknoloji enstitülerinin hazırladığı bütçeler; Millî Eğitim Bakanlığı'na sunulur ve merkezî yönetim bütçesinin bağlı olduğu esaslara uygun olarak yürürlüğe konulur ve denetlenir.
(6) Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçimleri ile üniversite organlarınca denetlenmesi, bilimsel özerklik esaslarına göre kanunla düzenlenir.
(7) Vakıflar tarafından kurulan üniversiteler ile diğer yükseköğretim kurumlarının, akademik çalışmaları ile öğretim elemanlarının akademik unvanları kazanmaları devlet tarafından kurulan yükseköğretim kurumları için öngörülen hükümlere tâbidir.
(8) Türk Silâhlı Kuvvetleri ve emniyet teşkilâtına bağlı yükseköğretim kurumları özel kanunlarının hükümlerine tâbidir."
Bu madde geçmişle kıyaslanınca çok sayıda önemli değişikliği ve özellikle de bilimsel ve yönetsel özerklik bakımından güçlü garantiler veriyor ama bir konuyu ağzına dahi almıyor: Mali özerklik.
Oysa mali özerklik garantiye alınmadan yönetsel özerkliğin olabilmesi mümkün değil. Yeni anayasanın üniversitelerin devlet bütçesi dışında gelir kaynaklarına da sahip olabilmesini ve kendi parasını kendisi harcayabilmesini garanti altına alması lazım. Bütün bunlar üniversitenin denetlenmeyeceği anlamına gelmiyor kuşkusuz ama üniversite kendi gelirlerini elde etmekte ve onları dilediği gibi harcamakta özgür olmalı. Bu olmadan gerçek bir özerklikten söz etmek imkânsız olur.