Vakit çok geç olmadan

Düşmanlık, nefret ve korkulardan beslenen bir milliyetçilik türü güçleniyor. Bizi bu havadan siyasi liderler kurtarabilir.

Sloganlar üzerinde durmayı çok sevmem, çünkü adı üzerinde onlar birer slogandır. Amerikan Başkanı Kennedy, Berlin duvarının önünde ve Berlin ablukası sürerken 'Ben Berlinliyim' dediğinde bu hoş bir slogandı. Hoştu ama içi boştu, herkes Kennedy'nin Berlinli olmadığını biliyordu.
Yunanistan'da yayımlanan Ta Nea gazetesi 17 Ağustos 1999'daki büyük deprem sonrası 'Hepimiz Türk'üz' diye başlık attığında da üzerinde durulmadı, çünkü bu bir 'hoşluk'tu sadece.
Beşiktaşlı Pascal Nouma için aşağılayıcı anlamda 'zenci' dendiğinde Beşiktaş tribünü 'Hepimiz zenciyiz' dediğinde de gülümsemekle yetindim. 'Keşke' diye düşündüğümü hatırlıyorum kendi kendime, 'Keşke en azından Beşiktaş taraftarı ırkçılıktan vazgeçse bundan sonra.' Ama o sloganı atan tribün Diyarbakırsporlu oyunculara 'PKK dışarı' diye bağırdığında temennimin ne kadar erken ve yanlış bir temenni olduğunu anladım.
Almanya'da, Sölingen'de Türkler yakıldıktan sonra binlerce Alman, 'Hepimiz Türk'üz' diye yürüdüğünde sadece tebessüm etmiştim.
Aynı şekilde, Hrant Dink'in cenaze töreninde 'Hepimiz Ermeniyiz' dendiğinde de sadece içim buruldu, o kadar. Keşke Hrant ölmeseydi de
o slogan da atılmasaydı.
Orada, o yürüyüşte 100 binden fazla insan vardı. Diyelim hepsi içtenlikle 'Hepimiz Ermeniyiz' dedi, aradan birkaç gün geçtikten sonra onların 'Ermeni' kelimesini ayrımcı bir maksatla, toptancı bir nitelemeyle kullanmayacağının hiçbir garantisi yok.
Bir günlük empati, bir günlük kendisini 'Ermeni' ile 'Hrant' ile özdeşleştirme bile iyidir belki. Ama slogan bu sonuçta, çok da fazla
bir şey beklememek lazım.
Ama baksanıza memlekete, bir benzetme, bir 'hoşluk' ve esasen sadece bir gün kullanılan bir slogan bile bizim tepkici milliyetçiliğimizi dalgalandırmaya yetti. Bazı MHP il ve ilçe binalarında 'Hepimiz Türk'üz' deniyormuş, şüpheniz mi vardı diye sorarlar adama. Sabah BBP'nin bir pankartını gördüm: 'Hepimiz Mehmet'iz, hepimiz Türk'üz.' İnsan gülsün mü ağlasın mı şaşırıyor.
Elbette hepimiz Türk'üz. Hepimizin adı 'Mehmet' olmasa da, Anayasamızdaki tanımıyla 'Bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı herkes Türk.' Bu konuda şüpheye düşmek ne demek, ben sahiden anlamıyorum.
Anlamadığım bir başka şey, bir sloganın bu kadar tersten anlaşılması, sanki bir 'provokasyon'muş gibi görülmesi.
Yani, bir tarafta tahrik olmaya hazır kitleler bekliyor sanki. Ben cenazede bulunmadım, bulunsam da herhangi bir sloganı atmazdım ama 'Hepimiz Ermeniyiz' sloganı atıldı diye de Türklüğümden şüpheye düşmedim. Başkaları neden düşerler veya bu slogana tepki gösterirler, onu anlamama da imkân yok.
Ama korkarım bu slogana gösterilen tepkiler benim günlerdir yazdıklarımı doğrular nitelikte:
Türkiye'de milliyetçilik, maalesef bir zamandan beri düşmanlıklardan, kendisinin 'biricik'liğine duyduğu kuşku barındırmayan güvenden, Türk olmayandan nefrete varan korkudan besleniyor.
Bu milliyetçilik, ulusal ve uluslararası çapta başarılardan hep birlikte gururlanmaktan, çalışarak elde edilen başarıya hep birlikte sevinmekten, dünya uluslar ailesinin eşit bir ferdi olarak varolmaktan giderek daha az ve daha az besleniyor.
Kıbrıslı büyük Türk psikanalisti Vamık Volkan'ın 'kurban kültürü' adıyla tanımladığı ruh haline giderek daha yakın, daha yakın bir ülkeye dönüşüyoruz, özeleştiriden, kendi hatalarımızla yüzleşmekten giderek uzaklaşıyoruz.
Bizi bu havadan siyasi iktidarlar ve siyasi liderler uzaklaştırabilir en önce ama bir süredir MHP ve CHP ile milliyetçilik yarışındaki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir de pozitif milliyetçilik bulunduğunu
yeni hatırlamış gibi gözüküyor.
Varolan tür milliyetçilik tek tür olarak kalacaksa, bırakın başka etnik unsurlarla bir arada yaşama kültürünü, farklı fikirlerin bir arada yaşaması bile imkânsızlaşacak korkarım.
Vakit geç olmadan bir şey yapmak lazım.
Yazık bu ülkeye.