Yabancı düşmanlığı

Türkiye'de yabancı düşmanlığı üzerinden siyaset yapmak artık marjinal partilere özgü değil. Batı'da böyle partiler, toplumun büyük kesimince kınanıyor.

Hrant Dink öldürüldüğünden beri bir zehirli atmosferden, milliyetçiliği kafatasçılık, yabancı olandan nefret, Türkiye'yi içine kapatma çabası olarak gören bir atmosferden söz ediyorum.
Bakın bu atmosfere bir örnek: Son bir hafta içinde bir yanda emekli general Veli Küçük, bir yanda Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Hrant Dink cinayetiyle ilgili olarak aynı gazetenin aynı yazarının aynı yazılarını referans olarak verdiler, bu yazılarda anlatılanların cinayetin çözülmesinde yardımcı olabileceğini söylediler.
Bu yazılarda, son yıllarda özellikle Trabzon ve civarının Yunanistan ve İsrail tarafından 'hedef seçildiği' söyleniyor, yöreden gençlerin İsrail ve Yunanistan'a götürülerek 'eğitildiği' anlatılıyor.
Yani ima şu: Yunanistan veya İsrail veya ikisi birden, Trabzon ve civarında suça yatkın gençleri buluyor, onları gizli servisleri aracılığıyla kendi amaçları için eğitiyor, sonra o gençler de rahip Santoro'yu veya Hrant Dink'i öldürerek Türkiye'yi karıştırıyorlar, dış dünya karşısında zor durumda bırakıyorlar.
Bu iddianın aslında soruşturulması son derece kolay. Bir kere İsrail vize alınması, girilmesi çıkılması çok zor bir ülke. Bu ülkeye diyelim son bir yılda kaç Türk vatandaşının gittiğini, bunlardan kaçının genç olduğunu ve o gençlerin de kaçının Trabzon ve civarında yaşayan insanlar olduğunu bulmak çok zor bir şey değil.
Kaldı ki elimizde iki somut olay var. Bunlardan ikisinde de, reşit olmayan çocuklar cinayet işlemişler. Acaba o çocuklar İsrail veya Yunanistan'a hiç gitmiş mi? Bunu bilmekten daha kolay bir şey yok.
Ama tesadüfe bakın, o gazetenin bu iler tutar tarafı olmayan iddiasını önümüze süren iki kişiden emekli general olanı, Danıştay saldırısına katılan katille, BBP Genel Başkanı olanı ise Hrant Dink cinayetinin bir numaralı azmettiricisi olduğu iddia edilen bir kişiyle aynı fotoğraf karesine girmiş.
Tamam kabul ediyorum, o fotoğraflar hiçbir anlam ifade etmeyebilir. Yani Veli Küçük Alparslan Aslan'ı, Muhsin Yazıcıoğlu da Erhan Tuncer'i gerçekten tanımıyor olabilir. Hatta şüphe payımı Küçük ve Yazıcıoğlu'ndan yana kullanayım: Muhtemelen o insanları tanımıyorlar, böyle eylemlere girişeceklerinden haberleri yok.
Ama yine de, bu insanlardan birinin Türk Silahlı Kuvvetleri'nde tümgeneral rütbesine kadar yükselmiş, büyük birliklere komuta etmiş, yani akli melekeleri ve yönetsel becerileri konusunda ciddi sınavları geçmiş biri olduğunu unutmayın. Öyle bir geçmişten gelen birinin, okuduğu bu makaleden biraz olsun şüphelenip 'Yahu mümkün mü böyle bir şey?' sorusunu kendisine sormuş olması gerekmez mi?
Ya diğeri? O da bir siyasi partinin genel başkanı. Milletvekilliği yaptı. Bir dönem, bir hükümeti ayakta tutacak veya yıkacak gücü elinde tuttu. Onun bu makaleyi biraz olsun şüpheci bir muhakeme sürecinden geçirmesi gerektiğini düşünmemeli miyiz?
Gerek Veli Küçük gerekse Muhsin Yazıcıoğlu, o makalede yazılan teorilere gerçekten inanacak kadar saf insanlar değiller bence. (Benim yazanın yazdıklarına ne kadar inandığı konusunda bile şüphelerim var.)
Ama inanmadıkları halde bu makaleyi referans vermekten çekinmiyorlar, çünkü aslında açıkça yabancı düşmanlığından, açıkça korku siyasetinden söz eden bu makalenin bir amaca hizmet ettiğini düşünüyorlar.
Türkiye'de siyaseti böylesine tehlikeli araçlarla yapmak maalesef artık sadece marjinal partilere özgü bir durum değil. Bakın, bu ülkeye defalarca başbakanlık yapmış Bülent Ecevit'in en yakınındaki insan, 'Vatan toprakları elden gidiyor, Yahudiler Urfa'da toprak alıyor' diyebiliyor gazetecilerin huzurunda. Veya ana muhalefetteki CHP, azınlık vakıflarının zaten kendilerine ait olan mülkleri geri almasının kısmen de olsa önünü açan yasayı 'Lozan deliniyor, mütekabiliyet kalkıyor' diye eleştirebiliyor.
Başka ülkelerdeki ırkçılığı, yabancı düşmanlığını eleştirirken bizim dönüp kendimize de bakmamız lazım. Unutmayın, o ırkçı-yabancı düşmanı partiler Batı ülkelerinde toplumun çoğunluğu tarafından ırkçı ve yabancı düşmanı olmakla suçlanıyor ve ayıplanıyor. Bizde bu ayıplama daha yeni yeni başlıyor.