Yabancılar seçimi izliyor

Türkiye 'yükselen pazar'lardan olduğu için, yabancı yatırımcı siyasi geleceğimizle ilgileniyor.

Türkiye, ekonomiyle yakından ilgilenenlerin tabiriyle epey bir zamandan beri 'yükselen pazar'lardan biri olduğu için, ister istemez Türkiye'de yatırım yapan veya yatırımlara aracılık eden yabancı mali kuruluşlar bizimle siyasi geleceğimiz bakımından da ilgileniyorlar.
Önümde iki yabancı kuruluşun, Citibank ve Goldman Sachs'ın kasımda yapılacak genel seçimlerle ilgili olarak yatırımcılarına gönderdiği değerlendirme raporları duruyor.
İster istemez son aylarda çok sayıda kamuoyu yoklaması sonucu okumuş/görmüş olduğum için ve her seferinde bu seçim araştırmalarının sonuçlarına belli bir şüpheyle yaklaşmakta olduğum için bu raporları da benzer bir 'şüphe' temelinde okudum, çünkü sonuçta raporların dayandığı araştırmalar benim de daha önce kısmen veya tamamen gördüğüm araştırmalar.
Ve esasen siyasi analizinize veya senaryo çalışmanıza hangi seçim araştırmasını temel olarak alıyorsanız, ister istemez ulaşacağınız sonuçlar değişeceği için, söz konusu iki analizi bu gözle okumakta da fayda var.
Örneğin Citibank'ın analizine Sonar adlı araştırma kuruluşunun yaptığı seçim araştırmaları temel teşkil etmiş. Sonar'ın bu araştırmaları Citibank için özel olarak mı yaptığı yoksa zaten yapılan araştırmaları Citibank'ın kullanma iznini mi aldığı çok belli değil ama Citi'nin raporuna yansıyan sonuçlarda dört partinin birden yüzde 10'luk seçim barajını aşacağı söyleniyor. Yani, AKP birinci parti, CHP ikinci parti, DYP ve MHP ise yüzde 10'u biraz geçen rakamlarla üçüncü ve dördüncü partiler.
Tabii dört partili bir Meclis'te tek parti hükümeti çıkmıyor.
O yüzden de Citi analisti, tek parti hükümetinin devam etme olasılığını çok düşük bulmuş. Yine Citibank'ın dayandığı Sonar araştırmasının milletvekili sayılarıyla ilgili simülasyonunda başlıca iki koalisyon alternatifi ortaya çıkıyor: AKP-DYP ve CHP-DYP-MHP.
Buna karşılık Goldman Sachs'ın analizi tek bir araştırmaya değil de son bir yıl içinde yapılmış ve yayımlanmış pek çok araştırmanın ortalamasına dayanıyor. Yapılması için onca para harcandığı halde bilabedel yayımlanan araştırmalar konusunda ben hep içimde bir şüphe taşırım. Bu nedenle GS'in analizinde de bence dayanak noktası konusunda şüpheci davranmakta yarar var. Yine de GS, pek çok araştırmanın ortalamasını alarak bu şüpheleri bir ölçüde gidermeye çalışmış.
GS'in araştırmalar ortalamasına bakacak olursak burada yeniden iki partili bir parlamento gözüküyor.
AKP oyların yüzde 34.8'ini, CHP ise 15.4'ünü alıyor. Baraja en yakın olan ama baraj altında kalan parti yüzde 9.8 ile DYP, onu yüzde 8.8 ile MHP izliyor.
Bu sonucun aynen çıkması demek, bugünkü parlamento aritmetiğinin üç aşağı beş yukarı tekrar etmesi, yani AKP'nin yeniden 2/3 çoğunluk civarında milletvekiline sahip olması demek. Bu durumu bozabilecek tek şey olarak GS raporunda DTP'lilerin bağımsız aday olarak seçime katılması ve 30'a yakın milletvekili ile Meclis'te üçüncü parti grubu olarak temsil edilmeleri kaydedilmiş ama bu da iktidar senaryolarını bozmuyor.
Fakat yine de GS raporu daha seçime çok zaman olduğunu, önümüzdeki ay başlayacak olan Cumhurbaşkanı seçim sürecinin genel seçimi de etkileyebileceğini, kaldı ki DYP ile MHP'nin önümüzdeki dönemde barajı aşacak performans gösterebileceğini göz ardı etmiyor. Burada da, öngörülen koalisyonun AKP ile DYP arasında olma olasılığının çok daha yüksek olduğu özellikle belirtiliyor, CHP-DYP-MHP koalisyonunun ise ekonomide ve AB ile ilişkilerde ciddi kötü sonuçlara yol açabileceği not ediliyor.
Bunlar iki önemli yabancı yatırım bankasının Türk siyaseti ile ilgili analizleri. İsterseniz önümüzdeki günlerde kendi analizlerimle devam edeyim.