scorecardresearch.com

Susurluk?tan Ergenekon?a

Sabah gazetesinin dün manşetinden yayımladığı belge, Ergenekon soruşturmasında gelinen yeni bir aşamayı gözler önüne seriyor.

Sabah gazetesinin dün manşetinden yayımladığı belge, Ergenekon soruşturmasında gelinen yeni bir aşamayı gözler önüne seriyor. Bu aşamayı ben, Ergenekon’da iç hesaplaşma aşaması olarak yorumlamak istiyorum.
Sabah’ın yayımladığı belge, meşhur Ergenekon belgecisi Tuncay Güney’le ilgili. Sabah bunu Güney’in Milli İstihbarat Teşkilatı mensubu olduğunun belgesi olarak yorumlamış. MİT ise dün Güney’in kendilerinin ‘haber elemanı’ olmadığını, belgenin şüpheli davranışları nedeniyle Güney hakkında yapılan bir araştırmanın belgesi olduğunu açıkladı.
MİT’in açıklamasındaki ilginç detay, söz konusu belgeyi hazırlayan MİT’in kontr-terör dairesiyle ilgili. Müsteşarlık, biraz da durduk yerde, ‘Kuruluşu ve işleyişi tartışmalı olan Kontr Terör Merkezi, sorumluları ile birlikte 1997 yılında kuruluş şemasından çıkarılmıştır’ diyor.
Bu KTM’nin ‘kuruluşu ve işleyişinin tartışmalı’ olduğunu 1996’daki Susurluk kazası öncesinden beri biliyoruz, bu tartışmayı da uzun yıllar yürüttük. KTM’nin başında meşhur Mehmet Eymür vardı, 1994’te Başbakan Tansu Çiller’in özel isteğiyle MİT’e geri dönmüş, 1997’de de Mesut Yılmaz’ın Başbakan olmasıyla bu görevden uzaklaştırılmıştı.
KTM’nin ‘tartışmalı işleyişi’ 1994-97 yılları arasında, PKK terörünün bitirilmesi ve Abdullah Öcalan’ın yakalanması veya öldürülmesi yönünde yürütülen kimi çalışmalarla ilgili. Bu çalışmaların hepsinin hukuka uygun olduğunu söylemek mümkün değil; o yüzden KTM ve dolayısıyla MİT de hep Susurluk tartışmalarının bir parçası oldu, öyle kaldı.
Tabii, aynı dönemde PKK ile mücadele adı altında hukuk dışı işlere kalkışan tek resmi kurum KTM değildi. Onun yanı sıra dönemin Emniyet Genel Müdürü ve sonra da İçişleri Bakanı Mehmet Ağar tarafından oluşturulduğu defalarca iddia edilen Abdullah Çatlı grubu ile Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde yer alan, bir iddiaya göre halen Ergenekon tutuklusu olarak yargılanan emekli general Veli Küçük ile açılması beklenen ikinci Ergenekon davasının tutuklularından emekli albay Arif Doğan tarafından kurulan JİTEM (Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele) de vardı. Biz bugüne kadar Susurluk adı altında sadece ‘Ağar-Çatlı grubu’ diye adlandırılan grubun bazı sivil ve polis üyelerini yargıladık. ‘Susurluk’ şemsiye adı altında yer alan MİT’in ilgili birimi ve JİTEM ile bu kuruluşlara talimat veren siyasi otorite ile askeri otorite henüz resmen suçlanmadı bile, bundan sonra suçlanacağı da şüpheli.
Tuncay Güney ismi, Susurluk söz konusu olduğunda fazla önemli değil. Ama Susurluk’un özellikle medya tarafından yoğun biçimde sorgulandığı dönemde, daha sonra yargılanıp ceza alacak ve bir kısmı bugün ‘Yüzlerce cinayet işledim devletim için’ diyerek bir nevi itirafta bulunan polis memurlarının mahkûm olmasında Güney önemli bir rol oynadı. Belki hatırlayacaksınız, kamuoyunun ilk kez Radikal gazetesinde ve Kanal D Ana Haber’de gördüğü meşhur Abdullah Çatlı’lı, İbrahim Şahin’li sünnet düğününde göbek atma resimleri, Tuncay Güney aracılığıyla piyasaya sürülmüştü.
Sabah gazetesinin yayımladığı belge 1997 tarihli. MİT, Tuncay Güney’in kendi mensupları olduğu iddiasını kesin bir dille yalanlıyor. Yalanlıyor ama insanın aklına bir soru da geliyor: Acaba Tuncay Güney, MİT’in değilse bile KTM’nin başındaki Mehmet Eymür’ün muhbiri olabilir mi?
İlginçtir, Eymür, uzun zamandan beri pek yazı yazmadığı kendi internet sitesi www.atin.org’da 26 Ekimde avukat Ceyhan Mumcu’ya hitaben eleştirel bir yazı yazdı. Ceyhan Mumcu’nun cevabı üzerine de 12 Kasım günü bir yazı daha yazdı. Bu son yazının bir yerinde Eymür, Tuncay Güney’le ilgili şöyle diyor: “Tuncay Güney’den bahsetmişsin... O bizdenmiş, öyle diyor... Yani bir istihbarat elemanı... Yetenekli de birisi... Sizin ekibe başarılı bir şekilde sızmış... İpliğinizi pazara çıkarmış... Zokayı fena yemişsiniz... Geçmiş olsun... Gerisi teferruat...”
Tuncay Güney’in Ergenekon’daki olası rolünü daha çok konuşacağız anlaşılan.

http://www.radikal.com.tr/9102479102477

YORUMLAR
(7 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Fark - Snm121

Yabancı ülkerlerdeki istihbarat teşgilatları ve oralarda çalışanlar saygın, bizde ise bir orantısızlık var ise, böyle olmasında bizdeki bu mesleği yapanların yanlışları eleştirileceğine, olayları aydınlatan gazetecilere ve Susurluğun-Ergenekon'un aydınlatılmasını isteyenlere yüklenilmesi ayrıca bir sefillik. Bu eğitimle çözülmez işte. Eğitimli olanları da görüyoruz.

Faşistler basmış dört bir yanımızı - Snm121

Yorumculardan birinin bitmek bilmez yazılarını okudukça, milliyet olarak Türk bir aileden gelmeme ve bununla övünmemize rağmen artık iyice bu toprakların benim için yaşanamaz olduğunu anlamaya başladım. Artık bizler de gidince faşist faşist temizlersiniz birbirinizi, mutlu mutlu yaşarsınız. Öyle ya, paragraflarca yazılmış yazıların kısa meali şu: "Kol kırılır, yen içinde kalır." Bu düşünceye saygı duyarım ben. Ama sınırları gözetmeden her alana uygularsan işte böyle illegal ve amacına da hizmet edememiş örgütler, konuşmayı-yazı yazmayı öğrenmiş insanlığını yitirmiş bir yığın yaklaşım gündelikleşmeye başlıyor, bu da mide bulandırıyor. Bu faşizan yorumları yayınlayan editörümüz, benim yazılarımı da yayınlarsa sevinirim.

Sayın Banu Baykal'a - mcagirici

yorumlarınızı büyük bir memnuniyet ve heyacanla okudum. Sizin gibi düşünen, Türkiye'nin üzerinde oynanan oyunları net bir biçimde göre bilen insanların olması, insana güç ve moral veriyor! Sizin özetle yaptığınız "...BOP?a uygun olarak bu oyunları oynayan/oynatanların masa başı oyunlarına alet olmaya devam ettikçe, bir sabah bir uyanacağız ki üzerinde ahkam keseceğimiz bir avuç toprağımız kalmamış, onlar da anladılar topla, tüfekle, mermiyle, bu devleti yıkamayacaklarını çünkü" uyarıyı ben genel bir çerçeve içine oturtmaya çalışacağım: ABD ve AB emperyalizmi, tarihin ilk ve başarılı anti-emperyalist mücadelesini vermiş Türkiye'yi şimdi tamamen kendisine "uydu ve yarı sömürge" yapmak ve Orta doğuda, Mezipotamya'da zengin enerji ve su kaynaklarını kontrol eden BOP'u gerçekleştirmek için Türkiye'yi kendi planlarına uygun kalıplara sokmak üzere 1-Cumhuriyetin ruhu ve ideolojisi olan Atatürk'e ve Kemalizm'e, 2-Türkiye'nin omurgası olan TSK ve diğer güvenlik kurumlarına (MIT) ve onun değerli mensuplarına 3-Irkçı "Kürt" şoven hareketi üzerinden "PKK" Terör şantajıyla ve "Laiklik" karşıtlığı ile ulus ve devletin bütünlüğüne tam cepheden saldırmaktadır. Bu saldırı da her türlü şantaj, baskı, kirli oyun ve entrikalar tezgahlanmaktadır! "Ergenekon" davasıyla hukuk, cemaatler vasıtasıyla din, "ayrımcılık" ve "dışlanmışlıktan" madur vatandaşların "eşitlik" özlemleri, "özgür ve demokratik Türkiye" arzusu taşıyan aydınımızın bu hayalleri v.s. kurnazca istismar edilip, bu amaçlara kullanılmaktadır. Kafaları karıştırmak, kavramları karıştırmak, değerleri ve ilkeleri alt-üst etmek ideolojik platformda uyguladıkları en şeytani taktikler. Suyu bulandırıp, balık avmak istemektedirler. Sizin gibi gerçek aydınların varlığını bilmek, insana cesaret ve huzur veriyor! Saygılarımla

PKK - CEMAAT - TUNCAY GÜNEY - ERGENEKON - ATATÜRK - TSK - MİT - (4) - Banu Baykal

İstihbarat teşkilatları ve mensupları (bizden gayri) her ülkede en itibarlı kurum, en saygın kişilerdir. Sadece bu karalama çabaları dahi içimizdeki hainlerin hangi oranda olduğunu ve gözlerini nasıl da kararttıklarını göstermeye yetiyor sanırım. MİLLİ olan istihbarat örgütümüzün içine (de) cemaatin ne yazık ki sızmış olduğunu Tuncay GÜNEY olayından ve yankılarından su götürmez bir şekilde anlamış bulunuyoruz. MİT?in de aynen TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİMİZ gibi acilen iç temizliği yapması gerekiyor kanısındayım. Görüldü gibi, aklar ve karalar ne de güzel saf olmuşlar değil mi? Bir devletin bekası için ne gerekiyorsa MİT de gereken o şeyleri yapıyordur, tıpkı TSK?miz gibi. Naçizane tavsiyem bir ülkenin ve fertlerinin sadece topraklarının, bayraklarının, cumhuriyetlerinin değil, iffetlerinin ve namuslarının da bekçisi olan TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ?ni ve bir ülkenin olmazsa olmazı olan istihbarat teşkilatını karalamaktan ve karalayanların oyunlarına gelmekten bir an evvel vazgeçelim. Aksi takdirde ve BOP?a uygun olarak bu oyunları oynayan/oynatanların masa başı oyunlarına alet olmaya devam ettikçe, bir sabah bir uyanacağız ki üzerinde ahkam keseceğimiz bir avuç toprağımız kalmamış, onlar da anladılar topla, tüfekle, mermiyle, bu devleti yıkamayacaklarını çünkü. Müsaadelerinizle bir soru ile yorumumu noktalamak istiyorum, ?taşları bağlamışlar mı ne??. Sağlıcakla ve sağlıklı fikirlerle kalınız Sn. BERKAN.

PKK - CEMAAT - TUNCAY GÜNEY - ERGENEKON - ATATÜRK - TSK - MİT - (3) - Banu Baykal

Hepimizin bildiği gibi AB?nin emri olarak devlet dairelerinin ve okulların duvarlarından ATATÜRK resimlerinin indirilmesi, okul kitaplarından ATATÜRK konularının çıkartılması ve ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN törpülenmesi, okullarımızın isimlerinin önlerinden T.C. ibaresinin kaldırılması AKP HÜKÜMETİ?nden talep ediliyor ve kimi yerlerde kaldırılıyor da. Halihazırda ERGENEKONCULAR denen bir takım insanlar içeride, akabinde ATATÜRK?ümüzün, Ergenekon?nun/Agarta?nın 1 (bir) No. su olduğu dahi iddia ediliyor. Eş zamanlı olarak bir belgesel ile ATATÜRK?ün yaptığı inkılaplarının ve vermiş olduğu KURTULUŞ SAVAŞI?nın yok edilmesine çalışılıyor. Şu anda KATİL APO?yu azat etmek yolunda adımların hızla atıldığı günleri yaşıyoruz, eş zamanlı olarak TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ ve YÜCE KOMUTANLARI, alabildiğince ve olabildiğince karalanıyor. Karalayanlar, üç otuz kuruşa kalemlerini satmış olan yazaNlar.. ORDUMUZU ve KOMUTANLARIMIZI karaladıkça entelleştiklerini ve popülerleştiklerini sanan bu kalemlerin, kimlere, neye, hangi odaklara ve ne için hizmet ettikleri alenen ortada iken şimdi de sıra geldi bir ülkenin olmazsa olmazı olan MİLLİ İstihbarat Teşkilatı?nı karalamaya.. (./4)

PKK - CEMAAT - TUNCAY GÜNEY - ERGENEKON - ATATÜRK - TSK - MİT - (2) - Banu Baykal

Tuncay GÜNEY, köşe başındaki simitçi gibi ve aynen o simitçinin seviyesinde vakti zamanında MİT?e muhbirlik görevi yapmış olabilir, ancak şu anda BOP Projesi gereği MOSSAD ile el ele çalışan malum CEMAAT?e duhul olmuş ve psikolojisinin alarm verdiği vücut dilinden, konuşmalarından alenen belli olan birisi. Tuncay GÜNEY?in, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ?nden cemaate duhul oldukları ve çeşitli dalavereli işlere karıştıkları için ?emekli? adı altında ihraç edilmiş olan, şu anda TORONTO?da ikamet etmekte olan ve çeşitli TÜRK DERNEKLERİ?ne sızmış olan kişi ya da kişilerle irtibat halinde olduğunu sanıyorum. ORDUMUZDAN ayıklanan bu kişilerden Toronto?da ikamet eden ve yazarlık denemesi de yapan bir tanesinin İzmir - Deniz Kuvvetleri?nden emekli edildiğini sanıyorum. Tuncay GÜNEY?in zırvaları kadar, hani şu günlüklerine istinaden ERGENEKON DAVASI açılan Özden ÖRNEK Paşa?nın da duhul olduğu Deniz Kuvvetleri?nden. Görüldüğü gibi (tamamen şahsi gözlemlerime ve sentezlerime dayanan) epey enteresan bir grup çıkıyor karşımıza. Her ne hikmettense bunların hepsi de ya ABD topraklarında ya da KANADA topraklarında bir nev?i koruma altındalar. (./3)

PKK - CEMAAT - TUNCAY GÜNEY - ERGENEKON - ATATÜRK - TSK - MİT - (1) - Banu Baykal

Başlıktaki isimler ne kadar enteresan değil mi? Ve de ne kadar birbirleriyle alakasız gibi görünüyor. Aslında bu isimlere ERMENİLER - ÇATLI ? ÖCALAN - MOSSAD - AB-D?yi de ekleyebiliriz.. Sözü fazla uzatmayacağım, seneler öncesinden süregelen olaylara çok kısaca, topicler halinde bir bakış yapacağım. ERMENİLER, TÜRK Diplomatlarını peş peşe öldürürken şahsım yurt dışında ikamet etmekte idim ve hısımları içinde katledilmiş bir diplomatı olan birisi olarak, bir gün yine bir diplomatımızın Ermeniler tarafından katlinin televizyonlardan haber olarak geçtiği sırada avaz avaz bağırmışım (hem de bulunduğum ülkenin lisanında ve o ortamda bulunan yabancıların yanında), ?Benim milletimin istihbarat örgütü yok mu, yok mu bu katilleri aynı şekilde ortadan kaldıracak bir örgüt, bir babayiğit adam?? diye.. Sonrasında ÇATLI ve adamlarının devreye girdiklerini duyduk, diplomatlarımızın katliamları da durdu. Bu sebeple bu milletin ve hatta şu anda hayatta olan pek çok diplomatımız ile ailelerinin ÇATLI?ya müteşekkir olmaları gerekir diye düşünüyorum. Aynı şekilde TERÖR ÖRGÜTÜ PKK ve KATİL APO?nun yakalanması esnasında ve o tozun dumana karıştığı günlerde görev başında olan Sn. EYMÜR?e de. (./2)