30 yıllık ortaklar yabancılarla masada

Priz ve anahtar üretiminde sektör lideri olan VİKO yabancı fonlarla ortaklık görüşmesi yapıyor.
30 yıllık ortaklar yabancılarla masada

Nusret Apaydın, Zafer Durmaz, Ali Dağbaşı, Cahit Durmaz, Selim Dağbaşı.

VİKO Türkiye’de elektrik anahtarları ve priz üretiminde Türkiye’nin en önemli markalarından biri. 1966 yılında Viktor Kohen tarafından kurulmuş. 1980’de ise iki arkadaş, Cahit Durmaz ve Ali Dağbaşı tarafından satın alınmış.
Şirket ismini değiştirmeden yola devam eden iki ortak 30 yıl içinde şirketi Türkiye’nin en büyük 500’ü arasına sokuyor. VİKO bugün satışlarının yüzde 40’ını 70 ülkeye ihraç eden 260 milyon TL ciroya sahip doğrudan 750, dolaylı olarak 2000 kişiye istihdam sağlayan bir grup.
Türkiye’de hem akraba olmayıp hem de 30 yıl kavga etmeden büyüyen şirket sayısı pek az.
Bugüne kadar genellikle sessiz kalan VİKO’nun patronları ikinci kuşak Selim Dağbaşı ve Zafer Durmaz’ı da yanlarına aldı ve şirketin kuruluş öyküsü ile gelecek hedeflerini açıkladı.
Verdikleri bilgilere göre VİKO 2010’da 185 milyon TL ciro ile İSO 500’de 329’uncu sırada yer alıyor. 2011’de ise yüzde 40 büyüyerek ciro 260 milyon TL’ye çıkmış.
11 yılda 100 milyon dolar yatırım yapan VİKO’nun 2020 ciro hedefi 1 milyar TL. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde ise yaklaşık 250 milyon dolarlık daha yatırım yaparak dünyanın en büyük ilk 10 şirketi arasına girmeyi planlıyor.
Cahit Durmaz, önce firmanın öyküsünü anlatıyor. Viktor Kohen’le kalıpçılık yaparken tanıştıklarını, VİKO’nun o yıllarda bile çok bilinen bir marka olduğunu anlatıyor. Musevi asıllı Kohen’in 12 Eylül öncesinin karışık günlerinde güvenlik korkusuyla firmasını satışa çıkardığını ekleyen Durmaz “Önce almaya gücümüz yetmez dedik. Sonra arkadaşım Ali Dağbaşı’na birlikte almayı teklif ettim, satın aldık” diyor.
Durmaz, “Victor Bey şimdi pişman mıdır?” sorusunu “Victor Bey’le hâlâ görüşüyoruz. İçinde tabii bir burukluk vardır. Ama dönem çok kötüydü. Biz de sonra çok çalıştık ama” diye yanıtlıyor.
VİKO’yu büyütmeye devam edeceklerini de söyleyen Cahit Durmaz ve Ali Dağbaşı, 2020 hedefi için neler yapacaklarını ise şöyle anlatıyor:
* Büyümeyi iki bölümde görüyoruz. Organik büyüme. Bunu başka ülkelerde üretim hatları açarak gerçekleştireceğiz.
* 1 milyar TL hedefine ulaşmak sadece organik büyüme ile olmaz. Borçsuz büyümenin bir yolu da inorganik büyüme. Bunun için de yabancı şirketlerle ortaklığa, yabancı fonlara açığız.
Fonlar bugünlerde cimri davranıyor
Durmaz “Yabancı fonlarla görüşmelere başladınız mı?” sorusunu “Görüşmeler var” diye yanıtlıyor ve şöyle devam ediyor:
“Önce fonlara bakıyoruz. Çünkü akıllı ve akil insanlara ihtiyaç var. Hep biz yönetelim diye düşünmüyoruz. Fonlar iyi yöneticiler getiriyor. Şahsi ortaklıklar da olur ama fon daha iyi. Ancak konjonktür nedeniyle biraz yavaşladık. Fonlar bugünlerde cimri davranıyor. Halka açılma da bir alternatif.”
İki ortak 30 yıldır süren ortaklığın başarısını ise “Herkes kendi alanında çalıştığı için kavga çıkmadı. Birbirimizin sözlerine değer verdik. Eşlerimizi karıştırmadık. Ne kadar maaş aldığımızı bile bilmezler” sözleriyle anlatıyor.
Türkiye’nin sorunu şirketlerin yönetim krizleriyle büyüyemeden yok olması. VİKO’da ise iki ortağın yönetimi paylaşmak konusundaki olgunluğu umut verici.
Fabrikanın duvarında Mevlana’nın şu sözlerinin yer alması da bunu göstermiyor mu?
“Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez.”