Arnavutluk'tan çağrı var!

Türklerin kendini yakın hissettiği, tarihi ve kültürel bağları olan ülkelerden biri Arnavutluk. 2013'ten beri iktidarda olan edebiyatçı Başbakanı Edi Rama, bu yakınlığa dayanarak, eleştirilere rağmen Türkiye'yi stratejik ortaklar arasında sayıyor.

Arnavutluk, tarihsel, sosyal ve kültürel arka planıyla Türklerin kendini yakın hissettiği ülkelerden biri. Bir zamanlar Osmanlı coğrafyasının bir parçası olan, imparatorluk kültürüne pek çok değer katmış olan Arnavutluk, sadece kültürel değil, mesafe olarak da Türkiye’ye çok yakın. İstanbul’a neredeyse Antalya uzaklığında…

Arnavutluk’un 2013’ten beri resim tutkunu, edebiyatçı, sporcu bir başbakanı var: Edi Rama. Rama, Arnavutluk’ta Kültür Bakanlığı yapmış, 11 yıl da başkent Tiran’ın Belediye Başkanlığı görevini sürdürmüş bir isim. Siyasetin iki ve daha çok yüzlü yönünü açık sözlülükle eleştirdiği kitabı Kurban ise İletişim Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılmıştı.

Rama, Arnavutluk’ta yeni bir dönemin siyasi ve ekonomik adımlarını iki yıldır atmaya çalışıyor. Önceki akşam, Fikir Sofrası düşünce platformunun konuğu olan Rama’yla tanıştık. Sadece onunla değil, Arnavutluk Ekonomi Bakanı Arban Ahmetaj ve Enerji Bakanı Damian Gjiknuri’yle de. Ahmet Arslan’ın 1,5 yıl önce kurduğu ve bugüne kadar gerçekleştirilen 15 toplantıda devlet başkanları ve akademisyenlerin ağırlandığı Fikir Sofrası, bu kez Balkan coğrafyasının bu ilginç ve önem kazanan ülkesine odaklanıyordu…

Arnavutluk, 4 milyon nüfuslu bir ülke. Diasporada yaşayan 1,5 milyon Arnavut’un bir bölümü de, uzun yıllardır Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Arnavutluk’ta 100’e yakın Türk yatırımcı var. Türkiye, 1 milyar dolarlık dış ticaret hacmiyle, Arnavutluk’un üçüncü büyük ticari partneri.

Rama, aralarında Prof. Dr. Fuat Keyman, Prof. Dr. Ahmet İncekara, iş insanları Ahmet Çalık, Nihat Özdemir, Oğuz Çarmıklı, Hamdi Akın, Avni Çelik, Vedat Aşçı, Levent Çakıroğlu’nun da yer aldığı yaklaşık 70’e yakın katılımcıya konuştu. İstanbul’a ilk kez 1985’te uluslararası bir basketbol maçı nedeniyle geldiğini söyleyen Rama, iki saate yakın süren sohbette, konuşmasını ilginç anılarla da süsledi.

TÜRKİYE STRATEJİK ORTAK

1990'da Demir Perde'nin yıkılmasıyla Arnavutluk'un yeni bir yola girdiğini söyleyen Rama, "Özgürlüğümüzü kazandık, ancak demokrasiyi değil. Çünkü biliyorsunuz özgürlükten demokrasiye giden yol, epey uzundur" diyor.

Kendisinin de politikacı olmayı son ana kadar düşünmediğini de söyleyen Rama şöyle konuşuyor:

"Politikayı sadece o günkü rejime karşı, insan hakları için ve bir entelektüel olarak, bir mücadele aracı şeklinde kullandım. Ancak 1998'de özel koşullar altında, Kültür Bakanı oldum. Ardından da 2000’de başkent Tiran'a Belediye Başkanı oldum. 2013'te ise iktidara geldim."

Parti programında Türkiye'ye önemli bir yer verdiklerini ve mutlak bir değişikliği hedeflediklerini ve bunun eleştirildiğini de hatırlatan Rama, şunları söylüyor:

"Çünkü son 25 yıldaki dış politikamızda ABD ve AB stratejik müttefik, Yunanistan ve İtalya da stratejik ortaklarımızdı. Biz Türkiye'yi de bu üçgene 3. ayak olarak ekledik. Türkiye stratejik ortağımız oldu. Türkiye ile yakınlaşma, dış politikamızın çok net bir hedefi haline geldi.”

Konuşmasının ağırlığı tabii ki ekonomi ve yatırımlar oluşturuyor. Yaklaşık 20 yıl içinde Türkiye’deki gelişmeyi inanılmaz bulduğunu söyleyen Rama, Türkiye’yle özellikle ekonomi ve ticaret alanında ilişkilerini geliştirmek istediklerini söylüyor.

Arnavutluk’un Avrupa'da en büyük ikinci hidroelektrik kapasitesine ve önemli miktarda petrole sahip olduğunu anlatan Rama, yakın bir gelecekte ülkede doğalgaz kaynakları bulmayı umduklarını dile getiriyor.

Rama, sürdürülebilir bir büyüme için yeni bir model tasarlamak zorunda olduklarına dikkat çekiyor ve yeni modelin yatırım alanlarını turizm, enerji ve tarım olarak açıklıyor.

Rama, turizm konusunda da iddialı bir yatırım sürecine girdiklerini anlatıyor. Arnavutluk’un sahillerinin turizme açılacağı bilgisini veriyor ve kalitesi yüksek bir turizm hedeflediklerini şöyle anlatıyor:

"Arnavutluk çok güzel bir ülke... Türk yatırımcılar için özellikle de turizm alanında uygun koşulları yaratmayı ve onları ülkemize yatırım yapmaları için ikna etmeyi istiyoruz. Arnavutluk keşfedilmeyi bekleyen ve merak edilen bir destinasyon. Ancak Arnavutluk kitlesel turizm için çok küçük bir ülke. Biz, kalitesi yüksek bir turizmi hedefliyoruz. Turizmde potansiyelimizin, örneğin son 10 yılda önemli yatırımları kendine çeken Karadağ'dan daha fazla olduğuna inanıyoruz."

Toplantıda konuştuğum Nihat Özdemir ve Ahmet Çalık, yaptıkları yatırımlardan memnun olduklarını söylüyor. Özdemir enerjiden sonra turizmde de yatırım yapabilecekleri sinyalini veriyor.

Arnavutluk Fahri Konsolosu Ekim Alptekin ise vergi ve gayrimenkul sektörlerinde yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğu görüşünde. Toplantıda sohbet ettiğimiz ETS Tur ve Atlas Global Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ersoy da, bu ülkede bir havayolu şirketi kurmak istediğini, Arnavutluk kıyılarında da yatırım yapmak için araştırma içinde olduklarını dile getiriyor.

Rama, Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanan Arnavutluk’un Türkiye’yi stratejik ortaklar arasına aldığını, bunun için de çok eleştirildiğini hatırlatıyor. Ancak iki ülke arasında ilişkilere çok önem verdiğini söylüyor ve şu çağrıyı yapıyor:

“Hayat kısa ve para çok önemli olsa da, eğlenebilmek daha da önemli. Arnavutluk canınızın sıkılacağı bir yer değil. Lütfen gelin ve kalın. Bir daha gelmek isteyeceksiniz.”

Rama ile akşamımız, toplantı sonrası siyasetteki deneyimlerini yazdığı Kurban kitabını imzalamasıyla, sona eriyor…

RAMA'DAN ENVER HOCA HATIRATI

Rama’nın aktardığı anılar arasında, Arnavutluk’un kendine özgü komünizm deneyimiyle geçen yılları da var. O yıllarda Arnavutluk'un tamamen içe kapalı bir ülke olduğunu hatırlatan Rama’nın anlattığı ilginç anılardan biri şöyle:

"O dönem sadece sporcular yurtdışına çıkabiliyordu. Gümrük kuralları son derece katıydı. Ülkeye dönerken 30 doları aşan bir şey getirmek yasaktı. Kontrol edilmeyen tek şey de giysilerimizdi. O nedenle, ülkeden çıkarken kötü ve hafif giyinirdik ki dönüşte yepyeni kıyafetlerle kuşkuyu çekmeden, gümrük engelini aşabilelim!”

ARNAVUTLUK'UN VEJETARYEN ASLANLARI!

Başbakan Edi Rama, Tiran Belediye Başkanlığı'na seçildiği ilk günlerde yaşadığı bir olayı ve ülkesinin o günlerdeki durumunu şöyle anlatıyor:

"Belediyenin ilgilenmesi gereken şeyler arasında hayvanat bahçesinin de yer aldığını söylediler. Yıllardır uğramamıştım, gittim. Durum feciydi. En çok da aslanların kafesinden etkilendim. Kafeste, eski Devlet Başkanımızın Brundi'den sultanın hediyesi olarak getirdiği birkaç aslan vardı. Hepsi de korkunç derece zayıftı. Kafesin ortasında ise içinde patates dolu büyük bir sepet duruyordu. Müdüre nedenini sordum. Aslanların yediğini söyledi. 'Şaka mı yapıyorsunuz?' dedim. Hayır, ciddiydiler. 'Normalde ot yiyorlar ama sizin ziyaretiniz gibi özel vesilelerde, kendilerine patates veriyoruz' dedi. Dünyanın yegane vejetaryen aslanları bizdeydi! Niye? Çünkü görevliler etleri aslanlara vermek yerine, evlerine götürüyorlar, aslanlara ekmek veriyorlardı. Ekmek yiyerek de yaşadıklarını görünce, onu da vermeyi bırakıp, ot vermeye başlamışlardı.”