'Beyoğlu'nda Orhan Kemal'in sayfaları içinde dolaşıyorum'

Orhan Kemal'in 4 çocuğundan en küçüğü olan Işık Öğütçü, Beyoğlu Belediyesi'ne başkan olmak için aday adaylığını açıkladı. Öğütçü, Beyoğlu için "Babamın romanları arasında dolaşıyor gibi hissediyorum. Ne istediklerini biliyorum" yorumunu yapıyor.
'Beyoğlu'nda Orhan Kemal'in sayfaları içinde dolaşıyorum'

Sanatçıların, edebiyatçıların mekânı haline gelen Cihangir’in Akarsu Caddesi’nde, semtin ruhuna uygun bir binanın kapısında Orhan Kemal Müzesi yazar. Kapıdan girer girmez de sizi Türkiye’de ezilenlerin sesini büyük acılar yaşayarak duyuran bu büyük yazarın Ara Güler usta tarafından çekilmiş fotoğrafları, masası, kişisel eşyaları ve kitapları karşılar. Bir de büyük yazarın en küçük oğlu Işık Öğütçü. Öğütçü müzeyi kendi gezdirir, on üç yaşında kaybettiği babasını anlatır.

Işık Öğütçü, Orhan Kemal’in dört çocuğundan en küçüğü... Asıl mesleği kimya mühendisliği. 25 yıldır Anormis Enformasyon AŞ adlı şirketin sahibi. Türkiye’ye ihracat yapmak isteyen yabancılara şirketler hakkında bilgi topluyor. Kazandığı paralarla da babası için bu müzeyi açtı. Şimdilerde ise farklı bir heyecanı var. Beyoğlu Belediyesi’ne başkan olmak için aday adaylığını açıkladı. Öğütçü, Beyoğlu ilçesi için “Babamın romanları arasında dolaşıyor gibi hissediyorum. Ne istediklerini biliyorum” yorumunu yapıyor. Orhan Kemal’in 2014’te 100’üncü doğum yılı etkinlikleri için hazırlanan Öğütçü, müzenin geleceğine yönelik destek de bekliyor.

Edebiyatçı bir babanın çocuğusunuz ama siz iş dünyasını seçmişsiniz. Kaç yıldır iş dünyasındasınız?
İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Fakültesi mezunuyum. 1980 sonrası bir arkadaşımla kimyasal ürün ithalatı yapıyorduk. Sonra 1987’de kendi firmamı kurdum. İthalata başladım. Bu sırada yurtdışından bir talep geldi. Buradan fikir uyandı. Anormis Enformasyon’u kurduk. Bu alanda ilk özel kuruluşuz.

Ne yapıyorsunuz?
Anormis, yurtdışına yönelik enformasyon hizmeti veren bir kuruluş. 25 yıldır faaliyetteyiz. Çalışma alanımız ihracat-ithalat. İhracat sigorta kuruluşları ile çalışıyoruz. COFACE, Hermes gibi. İhracat yapacak şirketin ana profilini çıkarıyoruz. Mesela bir fuarda bir Türk firması kart veriyor. İşadamı daha fuarda dolaşırken yabancı firma bizi arıyor, bilgi istiyor. Bir anlamda Türk iş hayatının görünmez kahramanlarıyız. Bize çok kızanlar, bilgilerini vermeyenler oluyor ama biz onlar için uğraşıyoruz. Ufacık bir bilgiden Türk firmaları nasıl katkı sağlayabilir diye uğraşıyoruz. Bizim yaptığımız hizmetler de Türk ekonomisini bir yere taşıdı.

Kuruluş yıllarınızda Türk ekonomisi farklıydı, şimdi farklı. Neler değişti?
25 yılda 380 bin şirket hakkında bilgi topladık. İçinde Arçelik gibi büyük şirketler de var. İlk yıllar çok zordu. Dünya artık bir köy. Faks bile yoktu. Şimdi şirketlere yeni bir nesil geldi. İkinci, üçüncü eğitimli kuşak geldi. Bu işleri öğrendiler…

Şirketinizin olduğu binada Orhan Kemal Müzesi de var. Müze ne zaman kuruldu?
Cihangir’de şirketin olduğu bu binayı yıllar önce almıştım. Hep içimde 13 yaşında kaybettiğim babam için bir müze açma fikri vardı. Binanın olması büyük bir lütuf oldu. Bu tür bir çalışmada birikimleriniz bir şeyler yaptırıyor. Bugün böyle bir binayı almak çok zor ve ben bu hayalimi 2000’de gerçekleştirdim.

Cihangir babanızın semtlerinden biri mi?
Hayır. Cihangir Orhan Kemal için çok lüks bir semt. O Unkapanı, Kasımpaşa gibi semtlerde oturdu. Müzenin açılması Türkiye için de önemli bir olay oldu. Çünkü yurtdışında Türkiye’yi tanıtıyor Orhan Kemal. Şu anda yurtdışında kitabı en fazla çevrilen yazarlardan biri. Orhan Pamuk’tan sonra Orhan Kemal var. Pamuk’un Nobel’i var, ajansla çalışıyor. Bizim o imkânlarımız olmamasına rağmen en çok çevrilen yazarlardan biri. Bu müzeyle hayatım değişti. Ben ondan sonra Orhan Kemal’i keşfettim. 5 tane kitap çıkarttım. Daha beş kitap sırada... Öyle bir kaynağımız var. Hiç yayımlanmamış kitaplarını, kaybolan romanlarını buluyorum.

Müzecilik zor değil mi?
Bizim bir duruşumuz var. Orhan Kemal hayatı boyunca para kazanamadı. Parasız pulsuz büyük edebiyatçı oldu. Bizim müzeye giriş de ücretsiz. Müzemiz Kültür Bakanlığı envanterinde ve ben istesem müzeden para alabilirim. Ama benim amacım para kazanmak değil. Bu büyük yazarı hep birlikte geleceğe taşımakta bir damla hizmet vermek. Büyük kurumların yapması gereken işler bunlar aslında. Masrafı elbette çok, elektrik kullanıyoruz, boyanması gerekiyor...

Nasıl karşılıyorsunuz bu masrafları?
İşimizle, babamın eserlerinin telifleriyle karşılıyoruz.

Son yıllarda Türk edebiyatının önemli yazarlarının kitapları dizi yapılıyor. Milyonlarca izleyici buluyor. Kaynak anlamında katkısı oldu mu dizilerin?
Tabii ki etkisi oluyor. Kitaplar çok daha fazla satıldı. Bilinir olması çok önemli. Hanımın Çiftliği dizisi 20-25 milyon kişi tarafından seyredildi. Ben bir kitabı bu kadar satamam. Ama dizi seyrettirir, ilgi uyandırır. O değerli isimlerin bu şekilde anılması çok çok önemli. Diğer başka yazarların da düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü öyle zengin bir kaynak var ki başka kaynak aramaya gerek yok. Yıllarca malzeme çıkarırsınız.

Beğendiniz mi diziyi?
Ben kitapla dizi sektörünü ayırıyorum. Onlar apayrı disiplinler. Onu dizi olarak seyredeceksiniz, ilgi uyanıyorsa kitaplarını okuyacaksınız. Ama yazarı ancak kitapları anlatır.

Ne kadar sattı Hanımın Çiftliği romanı?
Dizi boyunca en azından 6-7 baskı yaptı.

Dizi olacak yeni bir kitap var mı sırada?
Şu anda yok. Dizi diğer kitapları da sürüklüyor. Okullarda öğretmenler Orhan Kemal okutuyorlar. Bu da yeni kuşaklara Orhan Kemal’in aktarılması anlamına geliyor. Mesela 1980-2000 arasında Orhan Kemal okunuyordu tabii ki ama istenilen oranda değil. 2000 bizim için de bir milat oldu. Her yerde adı geçtiğinden herkes heyecanla kitaplarına yöneldi.

Beyoğlu’na başkan aday adaylığınızı açıkladınız. Nasıl oldu?
2002’de sözlü teklifler almıştım. 2002’de İsmail Cem’in partisinden de gelmişti. Olmadı. 2007’de CHP’den teklif geldi. Milletvekili aday adayı oldum. Bu yerel seçimlerde de zaten Cihangir’de yaşıyorum. Böyle bir iradeyi sundum.

Beyoğlu, Cihangir ve İstiklal’den oluşmuyor. Yoksul ve büyük bir semt aslında... Orhan Kemal’in oğlu olmak o semtlerde oy istemenizi kolaylaştıracak mı?
Çok kolaylaştıracak. Orhan Kemal zaten onların hikâyesini anlatıyor. Onlar hikâyelerini anlatmasa da biliyorum. Sıkıntılarını da biliyorum. Yani o konuda çok rahatım. Sizin onlara göstereceğiniz samimiyet çok önemli…

Geziyor musunuz o bölgeleri?
Tabii. Orhan Kemal’in yazdığı sayfaların içinde dolaşıyorum. Çok rahat diyalog kuruyorum. Tabii ki elinizde ne kadar imkân varsa yaparım. Ben onlar için geleceğim.

Projeleriniz var mı?
En basitinden çok gündemde olan kentsel bölüşüme yönelik projeler gerekli. Bu bir eziyet. Orada o kadar örnekler anlattılar ki 600 metrekare yere 75 metrekare verildiğinden söz ediyorlar. Bölge insanı çok şey istemiyor. Doğduğu büyüdüğü yerde insanca yaşamak istiyor. Esnafın sıkıntıları var. Proje ise bir ekip işi…

Şu anda CHP’de Beyoğlu için 11 aday adayı olduğu söyleniyor. Şansınız nedir?
Beni Cihangirliler teşvik etti. Adayların projelerini hazırlaması için bir an önce gerçek adayın açıklanması iyi olur.

ÜNİVERSİTEYE İSMİ VERİLEBİLİR


2014 Orhan Kemal’in 100’üncü doğum yılı. Bazı istekleriniz vardı gerçekleşti mi?
Adana’da yeni kurulan bilim ve teknoloji üniversitesine adının verilmesini istemiştim. Bunun için karar henüz yok. Belki sürpriz yaparlar. Orhan Kemal’in iyimserliği ile bakıyorum olaya. Çok da yakışır Adana’ya. Üniversitenin içinde bir güzel sanatlar fakültesi de olacak. O da babamın çalıştığı Milli Mensucat Fabrikası’nda olacak. Düşünebiliyor musunuz? Devlet Tiyatroları Kardeş Payı’nı oynayacak. Mili Eğitim Bakanlığı’na da Orhan Kemal Yılı ilan edin önerisinde bulunduk ama ses çıkmadı. Bu tür kurumların sahiplenmesi lazım. 15 Eylül 99’uncu doğum günü. Onu da kutlayacağız.

Gelecekte bu müze ne olacak?
Ailede yeğenler, benim kızım var ama profesyonel olarak baktığımızda müzecilik konusunda önderlik eden birtakım gruplar, kurumlar var. Belki onlar kendi bünyelerinde barındırmak isteyebilirler. Katkı sunarız. Böyle bir yere taşınmasını arzu ederim. Çünkü böyle kurumlar bu büyük yazarı geleceğe taşır.