Daha çok ölüm izleyeceğiz!

Elektrik üretiminde ithal kaynakların payını yerli kaynaklarla değiştirmek isteyen hükümetin hedefi kömürü öne çıkarmak. Kömürde yüzde 25 olan pay, yüzde 40'a çıkacak. Bugünkü koşullar sürerse ne yazık ki daha çok ölüm izleyeceğiz!

Türkiye Soma’dan sonra yeni bir kömür faciası ile sarsıldı. 301 kişinin canını kaybettiği Soma'dan sonra Ermenek'te 18 işçi sular altında kaldı. Soma da, Ermenek’te ne ilk ne son.

Türkiye maden kazalarındaki ölümlerde son yıllarda rekorlar kırıyor. Dünyanın en büyük kömür üreticisi ABD ve Çin'i geçmiş durumda. Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın (TEPAV) Mayıs'ta açıkladığı rapora göre 100 milyon ton kömür üretimi başına düşen ölüm sayısı ABD'de 1 ile 6, Çin'de 150-411 kişi arasında. Türkiye'de bu sayı yıllara göre 900'ü dahi aşıyor.

Son yıllarda yaşanan bir gerçek var ki ölümler özel sektör işletmelerinde artıyor. Çünkü yine TEPAV'ın saptamasına göre ölüm oranlarının 2005'ten itibaren yükselmesinin ardında birbiri ardına açılan yeni kömür ocaklarıyla birlikte tüm ocaklarda üretim artışı var.

Çünkü hükümet 2023 için kendisine çok iddialı bir hedef koydu. İlk 10 ekonomi arasına gireceğiz. Milli gelir de 2 trilyon dolar olacak.

Bu hedefe nasım ulaşılacak? Elimizde petrol yok. Doğalgaz yok. Katma değerli üretim, inovasyonu daha yeni gündeme aldık. Türkiye’nin Türk Hava Yolları’nı saymazsak dünyada global bir marka bile yok.

Hedeflere ulaşmak için Türkiye her yıl en az yüzde 5 büyümek zorunda. Üretmek ve tüketmek zorunda. Bunun için elektrik üretimine, dolayısı ile enerji kaynaklarına ihtiyaç var.
Bugün enerji kaynaklarının yüzde 73'ü dışardan sağlanıyor. Kaynakların ilk sırasını yüzde 44 doğalgaz alıyor. Yerli kaynak kömürün oranı ise yüzde 25 civarında.

Hükümetin yaptığı stratejik planlarda enerji üretiminde yerli kaynakların arttırılmasına karar verdi. Artabilecek yerli kaynak ise yenilenebilir temiz enerjiler yerine kömür olarak seçildi.

Çünkü Türkiye'nin kömür rezervleri 12.5 milyar ton civarında. İşte bu rezervlerin maksimum kullanılması kararlaştırılmış durumda.

Bu kararın hayata geçirilmesi için de yeni maden ocaklarının açılması kolaylaştırılıyor, kamuya ait ocaklar özelleştiriliyor. Bürokratik işlemler kolaylaşıyor ve yasalar değiştirilmeye çalışılıyor.

İşte bir süredir Soma’da zeytin üreticilerini ayağa kaldıran, sokağa döken olayların arkasında bu kararlar var. Zeytin ağaçlarının kesilmesini engelleyen Zeytincilik Yasası bir torba kanunun içinde Meclis’te bekliyor.

Soma’da bu değişiklik de beklenmedi 500’e yakın ağaç köylülerin eylemlerine rağmen kesildi. Kolin Enerji’nin maden ocağının temel atma törenine de Enerji Bakanı Taner Yıldız katıldı.

MAHALLENİN DELİSİ BİZ MİYİZ?

Hükümetin bu konuda ne kadar kararlı olduğu da Yıldız’ın kömüre ilişkin sözlerine şöyle yansıyordu:

"ABD’de üretilen kömür miktarı yüzde 45 civarında. Biz de böyle bir algı yoktur. Ama ABD’de dahil kömürden elektrik üretiminin neredeyse üretimin yarısını karşılıyor. Dünyada bütün ülkelere baktığımızda 2035 yılında Uluslararası Enerji Ajansları'nın tahminlerine göre, dünya enerji üretiminin yüzde 35’ini kömürden karşılayacak. Şimdi bütün eller kömürden yaksın, Türkiye’ye gelince kömür kirli olsun. Mahallenin delisi biz miyiz yav? Başkaları kömürden elektrik üretecek Türkiye üretmeyecek."

Taner Yıldız bunları söylerse bürokraside de artık ne çevre, ne ÇED raporları ne de işçi güvenliği ciddiye alınır.

Ama ortada bir gerçek var. Türkiye elektrik üretiminde kullandığı kömür kaynaklarını yüzde 25'ten 40'lara çıkaracak, çok kararlı.

Maliyetler artar diye önlem almaya da kimsenin niyeti yok. Daha çok ölüm izleyeceğimiz ortada.

Türkiye'nin büyümesine güçlü ekonomilerden biri olmasına tabii ki kimse karşı çıkamaz. Hepimiz istiyoruz Türkiye zenginleşsin, kalkınsın. Ama 19'uncu yüzyılın kurallarıyla değil.

İşçileri yerin altında korkunç koşullarda ölüme terkederek gelecek zenginliği istemiyoruz.