Dünyanın bütün işçileri birleşiyor mu?

1 Mayıs kutlamaları futbol kulübü taraftarlarından Anti-Kapitalist müslümanlara kadar farklı grupları bir araya getirdi.
Dünyanın bütün işçileri birleşiyor mu?

1977’nin 1 Mayıs’ında 34 kişiye mezar olan Taksim Meydanı dün yıllar sonra ikinci kez bayram gibi bir kutlamaya tanık oldu. İlk kez geçen yıl resmi tatil olan 1 Mayıs’ta yaşlı, genç, işçi, emekçi, oyuncu, emekli, memur, çoluk çocuk, provokasyon söylentilerine rağmen alandaydı.
Geçen yıl Hak-İş, DİSK, Türk-İş, KESK, Memur-Sen gibi tüm emekçi örgütlerinin hep birlikte olduğu alanda bu kez sadece sol yelpazedeki örgütler, partiler vardı.
Ancak Hak-İş’in Ankara’da, Türk-İş’in Bursa’da kutlamaları seçmesine rağmen yine de geçen yılla boy ölçüşecek bir kalabalık toplandı Taksim’de. Bildiri Kürtçe ve Türkçe okundu. Türküler Türkçe-Kürtçe- Lazca söylendi. Geçen yıl olduğu gibi hiçbir sorun çıkmadı. 

Sol açık FenerbahChe
Yine geçen yıl olduğu gibi bu yıl da renkli görüntüler, renkli katılımcılar vardı. Bunlar arasında ilk kez üç kulübün taraftarını bir arada görmek mümkün oldu. Beşiktaş’ın Çarşısı’na alışkındık ancak Fenerbahçe ve Galatasaray’ın solcuları da ilk kez meydanlara çıktı. Örneğin Che’nin fotoğrafının altına “Sol açık FenerbahChe” yazan pankartla yürüyen Fenerbahçeliler, federasyona, şikeye tepkilerini pankartlarıyla yansıtan Galatasaraylılar, temiz futbol isteyen Beşiktaşlılar bir arada 1 Mayıs’ı kutladı.
Kutlamaların en kalabalık gruplarından birini de oyuncular, senaryo ve sinema yazarları, sanatçılar oluşturdular. Sanatçılar Şehir Tiyatroları’nın özelleştirilmesi tartışmalarına sokaklara çıkarak tepki gösterdiler.
Dünkü 1 Mayıs’ın ilkleri de vardı. Bir tarafta Anti-Kapitalist Müslümanlar “reddi miras” yaparak antikapitalist solcularla omuz omuza yürüdü. Sosyalist Müslümanlar Taksim Meydanı’nın en ilgi çeken grubu oldu. Geçen yıl 1 Mayıs’ta “Zengin ve yoksul arasında uçurum var. 27 olan dolar milyarderi sayımız 39’a çıktı. Dinim gerektirdiği için buradayım” diyen İhsan Eliaçık, yeni bir hareketi kamuoyuna tanıtmış oldu.
Bir başka anlamlı grup ise “Bütün dünyanın işçileri birleşin” sloganını rehber alan Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği’ydi. 2006’da kurulan dernek, sadece Türkiye’de değil, İran’da, Japonya’da, ABD’de, Avrupa’da yani dünyanın her köşesinde yaşayan işçilerin sorunlarıyla ilgileniyor. Tüm dünyada “ücretlerin artmasını, sendikal hakların verilmesini” talep ediyor. Sohbet ettiğim işçiler amaçlarını da şöyle özetliyor:
“Sınıf mücadelesini sadece ulusal değil uluslararası düzeyde de örgütlemek gerektiğine inanıyoruz. Bizler, işçi sınıfının uluslararası bir sınıf olduğuna ve bu yüzden de hem birliğinin hem de mücadelesinin uluslararası düzeyde sağlanması gerektiğine inanıyoruz.”
İşçi sınıfı dün coşkuluydu. Ancak işsizliğin yüzde 10’u bulduğu, ücretlerin yerinde saydığı, iş saatleri uzarken, iş güvenliğinin hiçe sayılması yüzünden her ay 50 işçinin hayatını kaybettiği bir ortamda “hava döndü işçiden esiyor yel” demek çok zor!